| |
web sitesi nasıl yapılır
.htm sayfalar nasıl oluşturulur
hangi komutlar ne işe yarar ,
nasıl internette yayınlanır
yazdığım kodların sonucunu hemen görüp hatalarımı düzeltebileceğim bir
program var mı ? |
|
.html öğrenmek için vakit kaybı olmayan doğru
adım html teacher sahibi olmak.
Programı indirmek için tıklayın..
|
html sayfaları oluşturacağınız , komutları
içindeki dökümanlarla öğrenip , deneyebileceğiniz
aynı zamanda hem yazarken hem de sonucu görüp hatalarınızı
düzeltebileceğiniz bir program htm teacher.
Ekstra herhangi bir programa ihtiyaç duymadan ,
sayfalarınızı hazırlayabilir , internete yayınlayabilirsiniz. |
Html Teacher üretisi Alpc.net'in programı satın alan
herkese Webyerim Hosting sponsorluğunda ( reklamsız bedava ücretsiz
) web alanı / hosting kazanıyor.
Program 5 gün ücretsiz kullanabilir, eğer
beğenirseniz satın alabilirsiniz.
|
Büyük bir
ihtimalle, Web'de "bulunmanın" çok pahalı ve çok zor olduğunu düşünüyorsunuz.
Sonra diğerlerinin sayfalarına bakıyorsunuz; bu işin bu kadar da zor olmaması
gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama bir türlü nereden başlayacağınızı
kestiremiyorsunuz. Sonra öyle sorularınız var ki, bir türlü kime ve nasıl
sorulacağını bilmiyorsunuz.
O zaman tam
yerine gelmiş bulunuyorsunuz; bu kitapçığı bitirdiğinizde Web siteniz için
gerekli temel bilgileri edinmiş, bütün sorunularınızın olmasa bile çoğu
sorunuzun cevabını bulmuş olacaksınız.
Fakat daha
ileri gitmeden, kendi kendinize iki soru sormanız gerekiyor: Birinci soru: Neden
Web sitesi sahibi olmak istiyorum?
Bu soruya
açık-seçik ve kendi kendinizi kandırmadan yanıt veremiyorsanız, Web sitesi
kurmanın size yarardan çok zarar getirmesi mümkün. Çoğu kimse, Bugün Internet'te
yaptığı satışlarla 20 milyon Dolar'dan fazla hasılata ulaşan CDnow
firmasının bir kaç kardeş tarafından babalarının evinin bodrum katında
kurulduğuna ilişkin, tabir yerinde ise modern peri masallarını okuya-dinleye,
Internet'in taşı-toprağı altın sanıyor. Hiç de öyle değil. Internet'in kısa
tarihi, başarı öyküleriyle olduğu kadar, başarısızlık ve çöpe atılmış
milyonların işe yaramayan faturaları ile de dolu. Web sitesi size ne
kazandıracak? Web'de ne yapmak istiyorsunuz? Bu, başka türlü yapılamaz mı? Bu
sorulara samimiyetle kendi kendinize verdiğiniz yanıtlar size Web sitesi sahibi
olmaya ikna ediyorsa, o zaman kolunuza kuvvet! Bu kitapçıkla size başlangıç için
yardım etmekten mutlu olacağız. Cevaplarınız kendi kendinizi bile ikna
etmiyorsa, belki Web alanı oluşturma konusunda bu kitapçıkla ve evinizdeki
bilgisayarla edineceğiniz deneyim, size başkalarının Web sitelerini yaparak para
kazanma veya ikinci bir gelir kapısı açabilir.
Kurmayı
düşündüğünüz veya ilerde düşüneceğiniz Web alanı, kişisel olabilir, bir firma
için olabilir. Kişisel derken, bizzat sizin özel alanınızdan tutun, bir ya da
iki ortaklı, sizden ve diğer ortaktan başka iki ya da üç kişinin çalıştığı tek
iş yerine sahip bir küçük işletmi kastediyoruz. Bu tanımın dışında kalan her iş
yerini "kişisel" tanımının dışında tutmalıyız. Web alanınız kişisel olmayacaksa,
ikinci soru, iş yerinizde şu anda bir yerel alan ağı olup, olmadığı. Şirketinize
ait işyerlerinde birden fazla bilgisayar var ve bu bilgisayarlar arasında ağ
yoksa, Internet işini şimdilik bir kenara bırakın ve derhal bir yerel alan ağı
kurarak, bu bilgisayarları birbirine bağlayın. Bunu yaparken, firmanızın
Internet'in gerektirdiği modern yapıya kavuşmuş olmasını sağlayacaksınız.
Internet sadece "getiren" bir araç değil; Internet aynı zamanda "talep eden" bir
teknoloji. Internet'in sağlayabileceği imkanlardan yararlanabilmek için önce
Internet'in gerektirdiği imkanlara sahip olmanız gerekir. Günümüzde sadece
Internet değil, fakat her türlü büro otomasyonu bilgisayara dayanıyor; bir
işyerinde blgisayarın faydasını görebilmek için otomasyonun temel kurallarının
uygulanmış olması gerekir. Büro otomasyonu, örneğin, bir kişinin yaptığı işin
bir başka kişi tarafından tekrarlanmaması; mekanize hale gelmiş hiç bir sürecin
insanın katılımına ihtiyaç duymaması ilkelerine dayanıyor. Diyelim ki,
Internet'i elektronik satış için istiyorsunuz. Peki, Internet'le elektronik
olarak gelecek ve kredi kartına dayanan siparişlerde kredi kartının geçerli olup
olmadığını doğrulatma işini nasıl yapacaksınız? Kredi kartı firmasının size
verdiği telefonlu doğrulatma sistemi ile? Yani, bir taraftan dünyanın en hızlı
teknolojisi ile sipariş alacaksınız, diğer tarafta insan unsurunu işin içine
sokacaksınız! Oysa müşterileriniz elektronik ticaret yolunu hızlı olsun diye
seçmişlerdi. Oysa kredi kartının doğrulatılması, müşteri henüz sizin alanınızda
iken yapılmalı ve diyelim ki kredi kartının bir numarasını yanlış yazdı ise, ne
o siparişinden olmalı, ne de siz satışınızdan. Dolayısıyla, düşündüğünüz Web
alanı kişisel değilse, ağlar-arası ağ hevesini biraz erteleyip, önce bir ağ'a
sahip olmaya bakın.
Web'de alan
sahibi olmak.. Web sitesi kurmak! Bu sözleri duyanlarda iki tür tepki
görebilirsiniz. Birinci gruba, "Yahu bu iş o kadar kolay mı? Bunun için
milyonlar lazım!" diyenler giriyor. İkinci grupta ise, ezeli iyimserler ve
herşeyi kolay sananlar var.
Tabiatıyla,
doğru olan, bu ikisinin ortası. Internet'in World Wide Web kesiminde bir sayfa
sahibi olmak son derece kolay. İnternet Servis Sunucu'nuzu arayın; büyük bir
ihtimalle Web sayfalarına ev sahipliği de yapan bu firma (kendisi Web
sayfalarına ev sahipliği yapmıyorsa, yapan birini tanıyor olmalıdır) sizi sadece
Internet'te--üstelik bedava!--sayfa sahibi yapmakla kalmayacak, belki de bu
siteye koyacağınız sayfaları da sizin için tasarlayıverecektir. Bir de Microsoft
FrontPage yazılımı edindiniz mi, bu ilk sayfaları istediğiniz gibi
güncelleştirebilirsiniz.
Bu senaryoyu
uygulamadan önce bir noktaya dikkat edin: Oluşturulacak Web alanı gerçi sizin
vereceğiniz bir ismi taşıyacaktır, ama hiç bir zaman sizin olmayacaktır.
Sayfalarınız başka birinin bilgisayarında duracak, sayfalarınız ve siz gerçek ev
sahibinin kurallarına uymak zorunda kalacaksınız. Bu kişi ya da firmanın
bilgisayarları ile Internet'in bağlantısı kesildiği zaman, sizin sayfanızın da
İnternet ile bağı kesilecektir. Sayfalarınızın büyüklüğü ve ziyaretçilerinizin
bu sayfalarda yapabileceği şeyler, ev sahibi kişi ya da firma tarafından
belirlenecektir. Giderek artan bir oranda, esasta bu yönteme dayanan fakat çok
daha elverişli Web evsahipliği türleri ortaya çıkmaya başladı. Bunları ayrıntılı
olarak ele alacağız.
İkinci
yöntem ise, bu iş için bir bilgisayar ayırıp, Web sitenizi bu bilgisayarda
oluşturup, sonra bu bilgisayarı gerçek İnternet'e doğrudan bağlamaktır. Bu yola
giderseniz, sadece başkasının kurallarına bağlı kalmadan Internet'te varlık
sahibi olmakla kalmazsınız, aynı zamanda siz kendiniz bir süre sonra
başkalarının Web sitelerine ev sahipliği yapabilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki Web
Sitesi kurmakla, bir bilgisayarda Web Server kurmak, aynı amaca hizmet etmekle
birlikte birbirinden tamamen ayrı şeylerdir. Bilgisayarınızda Windows işletme
sistemini kurmakla Web Server kurmak arasında ciddi farklar vardır. Unutmayın,
Microsoft'un Web Server programının kullanım kılavuzu 900 sayfa!
Birinci yolu
kişiler, ikinci yolu firmalar izlemelidir. Tabii meraklı ve ilerde "Webcilik"
yapmaya hazırlanan bir kişi ikinci yolu izleyebileceği gibi, küçük bir firma da
birinci yolu izleyerek, sayfalarını bu işi yapan bir kuruluşa emanet edebilir.
Bu kitapçıkta, kendi Web sitesi oluşturma yolunu ele alacağız. Fakat kısaca Web
Server oluşturmanın yollarından da söz edeceğiz. Ama dediğimiz gibi, Web Server
oluşturmak, Internet'e bağlamak, Server'daki programları her an işler vaziyette
tutmak 365 gün 24 saatlik bir iştir, ve sürekli para harcamaya dayanır.
İşin "para"
tarafına da değinelim. Kısa bir süre önce bir firmanın Web alanı planlama
grubunda danışman olarak bulunuyordum. Firmanın temsilcilerinden biri, bir sabah
toplantı henüz tam olarak başlamadan önce Web sitesi oluşturma yolları üzerine
bir çok kitap yazmış olan Peter Kent'in Poor Richard's Web Site (Yoksul
Richard'ın Web Alanı) adlı kitabı aldığını ve ilk bir kaç sayfayı okuduğunu
söyledi. Bu kitabı yayınlayan yayınevi, bilgisayar alanına yeni girmekle
birlikte, "Poor Richard" dizisinde, eskiden beri evinin bahçesinde sebzecilik
yapmaktan tutun, evin bir odasında radyo tamirliğine kadar, fazla para
harcamadan ve büyük yatırımlar yapmadan, ikinci bir meslek edinmenin yollarını
anlatan kitaplar yayınlardı. Internet sitesi için oldukça büyük bir bütçe
ayırmış olan firma temsilcisinin "Yoksul Richard" yöntemiyle Web alanı
oluşturmaya kalkışmasının hiç de hayra alamet olmadığını sezenler yöneticinin
kitapta ne ile ilgilendiğini öğrenmek için, adeta nefeslerini tutarak beklemeye
başladılar. Peter Kent kitabında, Coca Cola firmasının Internet sitesine
muhtemelen çok para döktüğünü, ama aynı işin ayda 50 Dolar'a yapılabileceğini
yazıyormuş! Tabiî, firma temsilcisinin o ana kadar yapılan bütün planları bir
kenara bırakıp, daha "ucuz" bir site yapılmasında israr etmeye başladığını, ve
sonuç itibariyle projenin tümüyle şekil değiştirdiğini tahmin edebiliyorsunuz.
Ee, koskoca kitapta "Bu iş 50 Dolar'a olur!" diyorsa, neden yüzbinlerce Dolar
harcamalı? Firma, altı-yedi ay "ucuz yol" denemesinden ve Internet'te
beklediğini bulamamanının acı sonucunu tattıktan sonra eski projeye geri döndü;
herşey yeniden yapıldı, ve Internet'te site sahibi olmaktan ne bekliyorlarsa,
ona kavuştular. Aradan aylar geçti ve bir başka vesile ile aynı kişiyle yeniden
karşı karşıya geldik. Bu kez, o da, ben de bir çocuk hastalıkları araştırma
hastanesi için bilinç ve bağış düzeyini arttırmayı öngören Web alanı projesine
gönüllü olarak katılıyorduk. Firma temsilcisi kişi, grubu daha büyük
bilgisayarlar, daha hızlı bağlantı, daha çok araç-gereç gerektiğine iknaa
çalışıyordu. Sonunda ortaya gerçekten ayda 50 Dolar'a işleyen (satın alanın
bilgisayarın taksidi dahil!) bir Web alanı çıkarttık. Firma yöneticisi proje
bittiğinde 50 Dolarlık site ile 50 bin Dolarlık siteyi ve bunlara kimlerin sahip
olması gerektiğini birbirinden ayırmayı, biz de onun ne kadar cömert, toplumuna
hizmetten zevk alan özverili bir kişi olduğunu öğrenmiştik! Bu hikayenin kıssası
şu: Web sitenize gerektiği kadar yatırım yapmazsanız, beklediğiniz sonucu
alamazsınız!
Web alanı,
herşeyden önce donanım demektir. Ama iş donanımla bitmez. Bir lise öğrencisinin
harçlığından tasarruf ettiği paralarla kurduğu kişisel Web sitesi, Web alanında
müşterilerine ücretsiz sayfa imkanı veren bir Internet Servis Sunucu şirketin
bilgisayarında durabilir. Ulaşabilmek için neredeyse 256 karakterlik bir adres
yazmanız gereken (örneğin,
http://www.webevsahibifirma.com/bedavasayfalar/alininsayfası.html) bu sayfada
gördüğünüz bilgileri alıp, şirketinizin geleceğini belirleyen tahmin
tablolarında kullanmazsınız. Ama bir bankanın kolayca ulaşılabilen (örneğin,
http://www.büyükbank.com) Web alanındaki bilgilerin tümünün defalarca
denetlenmiş olduğuna inanırsınız. Bu karşılaştırma size donanım kadar içeriği
hazırlayacak uzman ekibin de önem taşıdığını gösteriyor. Liseli arkadaş Web
alanına koyacağı bilgileri başka kaynaklardan doğrulayacak bir editör
tutmayacaktır; ama bir bankanın Web ekibinde her halde birden fazla editör
çalışıyor olmalı!
Internet'te
alan sahibi olmak, Web sayfası oluşturmak, veya Web sitesi kurmak, iki ayrı grup
işten oluşur: İçeriği oluşturmak ve bunu Internet'te başkalarına açmak. Gazete
veya dergi çıkarmak gibi. Matbaayı kurmadan (veya başka bir matbaacıyla anlaşma
yapmadan) ve baskıya başlamadan önce gazete veya dergiden ne yayınlayacağınıza
ve bunları nasıl bir araya getireceğinize karar vermeniz gerekir. Ortada
yazılar, fotoğraflar, reklamlar, vb., olmadan gazete veya dergi çıkartamazsınız.
Matbaa ve dağıtım işlerini planlarken, içeriği de hazırlamanız gerekir.
İçeriğin ne
olacağını siz bilirsiniz; bu içeriğin başlarına sunulur hale getirilmesi için
HTML dilini kullanarak nasıl sayfa yapacağınızı öğrenmeniz gerekir. İçeriği
belirledikten sonra bunu HTML sayfası haline getirme işini, HTML dilini iyi
bilen bir tasarımcıya da bırakabilirsiniz. Tek tek HTML sayfaları yapmak ve
herbirini içine koyacağınız bağlantılarla birbirine bağlamak, Web sitesi
yapmanın ilk adımıdır. Daha sonra bunları Internet'e açık bir bilgisayarda Web
Sitesi denilen bir dizine yerleştirmek gerekir. Bu kitapçıkta bunun yollarını
ele aldıktan sonra, Web Alanı dediğimiz şeyin nasıl yapılacağına ve nasıl
olmması gerektiğine döneceğiz.
Web siteniz,
şimdiden hayırlı olsun!
Bu bölümde
çok hızlı bir şekilde Internet'in ne olduğundan söz edelim. Web sitesi kurarken
bilmeniz gereken bir çok kural, Internet'in çalışma tarzından ve
protokollerinden doğan kurallardır. Internet'in ne olduğunu ve ne olmadığını,
nasıl çalıştığını biliyorsanız, bu bölümü atlayabilirsiniz. Internet ile
ilişkiniz, sadece Internet'te gezinmekten ibaretse, okuyamaya devam edin.
Internet'in
ne olduğu sorusuna cevap vermek imkansız denecek kadar zor. Bugün Internet'i
oluşturan bağlantılar demeti nereden başlıyor; nereye gidiyor; kaç alan var; bu
gibi sorunların cevabını bilmek artık imkansız. Herşeyden önce "İnternet'in
yeri" diyebileceğimiz bir yer yok. Bu yüzden Internet'in ne olduğunu bir kenara
bırakın, bize gerekli olduğu ölçüde Internet'in nasıl çalıştığını anlamaya
çalışalım.
Internet'i
bir demiryolu şebekesine benzetebiliriz. Yüzlerce lokomotif ve binlerce vagondan
oluşan bir sistemin, sonuç itibariyle aynı raylar üzerinde, belirli bir sisteme
göre hareket etmesi gibi, Internet de yüzlerce omurga, binlerce omurgalar arası
bağ, onbinlerce hizmet sunucudan oluşan bir sistemle, milyonlarca kişiye hizmet
sunuyor. Trenle yolculuk etmek için sistemin nasıl çalıştığını, hangi trenin ne
zaman, nerede olması gerektiğini bilmenize hiç gerek yok. Sizin için önemli olan
belirli bir trenin, belirli bir istasyondan, belirli bir saatte kalktığını
bilmekten ibaret. Internet de öyle; günün belirli saatinde İnternet'te mevcut
alanları gezen, bilgi edinmeye çalışan, ya da kimi alanlardan ücretsiz program
edinmekye çalışan bir kullanıcı, Internet'in nasıl çalıştığını bilmek zorunda
değil. Ama, bu sistemde yer edinecek ve başkaları için bir şeyler sunacak
kişinin sistemin nasıl çalıştığını bilmesi gerekir.
Internet,
bilgisayarlar ağları arası ağ demektir. İki veya daha fazla bilgisayar arasında
iletişim kurmak, bir başka deyişle bağımsız bilgisayarları bir ağ halinde
birbirine bağlamak için herşeyden önce bu bilgisayarları bir suretle
birbirlerine bağlamak gerektiği gibi gibi bilgisayar ağlarını da birbirleriyle
alışveriş yapabilir hale getirmek için önce birbirleriyle irtibatlandırmamız
gerekir.
Bu bağı
oluşturduğumuz zaman, karşımıza bir bilgisayarların birbirlerine bilgi
aktarmalarını ve aktarılan bilginin doğru anlaşılmasını sağlayacak ilkeler
üzerinde de anlaşmaları gerekir. Aralarında alışveriş sağlayabilmek için,
bilgisayarları ortak bir dili konuşur hale getirmek zorundayız. Bilgisayar ağı
ve Internet uzmanları, programlama diliyle karıştırılmaması için, bilgisayarlar
arasındaki ortak iletişim diline "dil" yerine protokol derler. Bir protokol,
sistemdeki bütün birimlerin birbirlerine nasıl ve hangi sırayla hitap
edeceklerini gösteren ilkeler listesidir, diyebiliriz.
Internet'in
ana protokolü ise Transmission Control Protocol (TCP) [Aktarma Denetleme
Protokolü] ve Internet Protocol (IP) adını taşır ve genellikle TCP/IP şeklinde
birlikte kullanılır. Internet'e dahil bütün bilgisayarların, bu bilgisayar
arasındaki şebekelerin ve bunları birbirine bağlayan telefon hatlarını işleten
diğer elektronik cihazların aynı dili konuşmasını sağlamak mümkün olamaz. Ama
TCP/IP, farklı dil de konuşsalar, bütün bu sistemlerin birbirlerine ortak
kurallar çerçevesinde bilgi vermesini sağlar.
Bir
bilgisayarın bir diğerine göndereceği bilgi, biteviye, kesintisiz bir şekilde
gönderilebilseydi, tıpkı bir işyerindeki bilgisayarların arasında kurulan bir
yerel ağda olduğu gibi, bir Network yazılım paketi pekala herkesin ihtiyacını
karşılardı. Ama kıt'adan kıt'aya, ülkeden ülkeye telefon bağlantısı, sürekli
kesilen bir ilişki modeli üzerine kurulmuştur. Ankara'dan Istanbul'a, Tokyo'dan
Londra'ya telefon eden bir kişinin bile "Alo!"su ile "Kimsiniz?" sorusu bile,
karşı tarafa birbirinden farklı bir hat üzerinden gidebilir. Çağımızda telefon
bağlantısının bu denli çok ve yoğun olmasını, iki telli bir bağlantı üzerinden
aynı anda birden fazla sinyal gönrdenme ve bu sinyalleri belirli bir bağlantı
kesildiği zaman mevcut optimum verimlilikte bir başka bağlantı üzerinden
gönderme tekniği sağlamış bulunuyor. Bu bağlantıyı kullanan bilgisayar
şebekelerinin de aralarındaki iletişimi kesilebilen bağ modeli üzerine bina
etmesi gerekiyordu. Internet kurallarının ilki olan TCP, gönderilecek bilginin
küçük parçalara ayrılmasını ve karşı tarafta düzgün biçimde birleştirilmesini
sağlar. Uluslararası telefon sinyali alışverişinin hiç bir zaman belirli olmayan
bağlantı yöntemi, kimi zaman, örneğin üç numaralı paketin, iki numaradan önce
karşı tarafa ulaşmasına yol açabilir. TCP, bilginin aktarılmasını denetleme
kuralı olarak, alınan bilginin gönderilen sırada anlaşılmasını da sağlar.
Internet
Protokolü ise TCP'ye göre paketlere bölünen bilginin fiziksel olarak bir
cihazdan çıkıp, diğerine en uygun yoldan gitmesini sağlar. Ağları birbirine
bağlayan sistemde, Gateway veya router denen, ana geçitler ve yönlendiriciler
vardır. Aslında bu cihazlar da kendi başına birer bilgisayardan ibarettir.
Router cihazları, kendilerine gelen bilgi paketinin üzerindeki adrese göre doğru
yönde ilerlemesini sağlar.
Internet'in,
1970'lerde Amerikan Savunma Bakanlığı'nın çeşitli araştırma projelerinde çalışan
bilimadamları, üniversiteler ve araştırma kurumları arasında bilgi alışverişini
sağlamak için oluşturulduğunu duymuş olmalısınız.. Amerikan Genelkurmay
Başkanlığı'nın İleri Savunma Araştırmaları Proje Dairesi (DARPA) tarafından,
hangi bilgisayarın, hangi bilgisayara günün hangi saatinde bağlanacağını ve
aralarında bilgilerin hangi ilkelere göre alınıp verileceğini belirleyen bu
sistem (ARPANET), bilimadamları arasında haberleşmeyi ve çok büyük bilgisayar
dosyalarını alıp-vermeyi o kadar kolaylaştırdı ki, bir süre sonra sistem askerî
nitelik taşımayan ve fonu Savunma Bakanlığı tarafından sağlanmamış projelerle
ilgili bilgi aktarımında da kullanılmaya başlandı. Üniversiteler, özel firmalara
ARPANET'ten (ve bu ağ üzerinde oluşturulan USENET'ten) yararlanma hakkı satmaya
başladılar. 1979 yılında Amerika Savunma Bakanlığı, üniversitelerarası
haberleşme sisteminin bütün masrafını savunma bütçesinden karşılamanın haksızlık
olduğunu belirterek, ARPANET'ten desteğini çekeceğini açıkladı.
1980'lerin
başlarında Amerikan Ulusal Bilim Vakfı (NSF), sadece ARPANET'e bağlı
bilgisayarları değil fakat bazı üniversitelerdeki süper bilgisayarları birbirine
bağlamaya karar vermiş ve bu amaçla Cornell Üniversitesi Teori Merkezi (Ithaca,
NY), Illionis Üniversitesi Ulusal Süper Bilgiişlem Uygulamaları (NCSA, Urbana,
Champaign), Pittsburgh Üniversitesi Süper Bilgiişlem Merkezi (Pennsylvania),
Kaliforniya Üniversitesi San Diego Süper Bilgiişlem Merkezi (Kaliforniya) ve
Princeton Üniversitesi Jon von Neumann Merkezi (New Jersey) arasında TCP/IP
standardı ile çalışacak bir bağlantı için harekete geçmişti. Amaç, bu süper
bilgisayarları Amerika ve Kanada'daki bütün bilimadamlarının hizmetine
sunabilmekti. NSF, 5 merkez arasında 56 Kbps bir ağ için ferekli parayı sağladı
ve bu merkezlerin çevresindeki bütün üniversitelere, fiziken bu ağa
ulaşabiliyorlarsa, bağlanabileceklerini bildirdi. Bu dev bilgisayarlardan
yararlanmak isteyen çok sayıda üniversite daveti kabul etti ve Internet'in
çekirdeği toprağa atılmış oldu. Fakat bir süre sonra kullanıcılar, bu ağın,
sadece beş büyük süper bilgisayardan yararlanmaya değil, fakat ağ'a dahil
bilimadamı meslektaşlarına elektronik posta göndermeye, dosya aktarmaya ve haber
grupları oluşturmaya yaradığını gördüler. Ağın trafiği birden arttı. Kasım
1987'de, NSF, Michigan Üniversitesi Bilgisayar Merkezi Merit'e, IBM, MCI ve
Michigan eyalet hükumetleriyle ortaklaşa, mevcut 56 Kbps'lık ağı 1,544 Mbps (ki
bu bağlantıya daha sora T1 adı verilecekti) hızına çıkartma işini ihale etti.
Yeni ağ, ilk beş merkez ile Kolorado eyaletinin Boulder kentindeki Ulusal
Atmosfer Araştırmaları Merkezi'ni ve Michigan Üniversitesi'ni de kapsayacaktı.
İhaleden sekiz ay sonra 1 Temmuz 1988'de T1 omurgası hizmete girmiş ve ilk ay
içinde 152 milyon "data paketi" aktarılmıştı. Projenin ortaklarından MCI telefon
şirketi Michigan eyaletinin Ann Arbor kentinde Merit binasında 24 saat görev
yapacak modern bir ağ denetim merkezi kurmuş, ve omurgaya bağlı 13 yerde 170
yerel ağı izleme olanağı sağlamıştı. NSFNET, 24 Temmuz 1988 günü 56 Kbps'lık
eski omurgayı kapattı.
Hemen
belirtmek gerekir ki, bu tarihte Amerika ve dünyanın çok yerinde üniversiteler
ve özel sektör bir çok "bölgesel Internet" kurmuş bulunuyordu, ve bu
"Internetler," NSFNET'e girmek için NSF'a baskı yapmaya başlamışlardı. Örneğin
Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı (TÜVAKA) 1986'da bir çok
üniversite ve Tübitak'a bağlı araştırma merkezini birbirine bağlamış ve bu
bağlantıyı, Amerika'da EARN/BITNET ağı vasıtasıyla, dünyaya açmıştı. 1991-92'de
Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Tübitak, bu bağlantıya RIPE adlı ağı ekleyerek
network protokolü olarak IP kullanmaya başlamıştı. Bağlantı noktası olarak
Fransa yerine Almanya'nın tercih edilmesi ile 1994'te Türkiye'nin dış bağlantı
hızı 64 Kbps'a çıkmıştı. Daha sonraki yıllarda, X.25 ağı, kiralık hatlarla hızla
gelişecekti.
Amerika
içinde ve dışındaki bu baskılar sonucu, Ocak 1989'da Merit-IBM-MCI ortaklığı,
NSF'a, ağ hızını artıracak ve giderek artan yükü kaldıracak bir güncelleştirme
programı önerdi. Bu sırada IBM 45 Mbps (buna da T3 bağlantı hızı adı
verilecekti) hızda çalışan ilk Router (ağ yönlendirme bilgisayarı) cihazını imal
etmeyi başarmıştı. Vakfın verdiği 4 milyon Dolar ile, Kasım 1991'de omurga
T1'den T3'e çıkartıldı, merkez sayısı 16'ya, merkeze bağlı ağ sayısı ise 3,500'e
çıkartıldı. İşte bu omurga, bugün Internet dediğimiz şeydir.
Bu tarihten
sonra Internet günlük yaşamımıza giren bir kelime oldu. Trafik, bir taraftan
ticarî nitelik kazanırken, diğer taraftan tek omurganın kaldıramayacağı kadar
artmıştı. Kaliforniya eyaletinde Santa Clara kentinde Willtel telefon şirketi
kendi router'ı devreye sokarak, özel şirketlere NFSNET bağlantısı satmaya
başladı. Aynı şeyi Federal Hükumet Washington'da yapıyordu. Bu gelişmeler
üzerine NSF, 19933'te, Network Access Points (NAP, Ağ Erişim Noktaları) adını
verdiği dört nokta oluşturacağını ve arzu eden firmanın omurga kurarak,
omurgasını bu noktada Internet'e bağlayabileceğini duyurdu. Açılan ihalenin
sonuçlarına göre, bu dört noktadan birincisi San Francisco'da Bell telefon
şirketi, ikincisi Chicago'da Bell-Ameritech ortaklığı, üçüncü New York'ta
Sprint, dördüncüsü New Jersey'de Pennsauken kentinde metropoliten Fiber Systems
tarafından işletilecekti. Bu noktalardan Sprint'e ait olan Amerika dışı
bağlantıları da sağlayacaktı. 30 Nisan 1995'te, NFSNET resmen kapatılmış oldu.
Bu ilk NAP'lara yeni omurgalar bağlandıktan sonra fiilen 13 bağlantıları bağlama
(enterkonnet) merkezi doğmuş oldu. Fakat zamanla bu da önemini yitirdi; omurga
işleticisi firmalar resmî bağlantı yerlerinin dışında da özel bağlantı
merkezleri kurdular.
Bu herkesin
bildiği Internet hikayesi. Ancak siz Internet'i Internet yapanlardan, Web sitesi
sahiplerinden biri olacağınıza göre, biraz daha ayrıntıya girmek ve "Omurga
nedir?" diye sormak zorundasınız.
Bilgisayarlar arası bağlantı şebekesi (Ağ, network) genel olarak router denen
cihazlarla birbirine bağlanır. Bu cihazlara, yol bulan, yol veren anlamına gelen
bu kelimenin verilmesi, cihazın kendisine ulaşan bil veri paketini okuyup,
paketi üzerindeki "adres"e "yollaması"ndan kaynaklanmaktadır. Internet,
birbirine bağlanmış router'lar zinciridir.
Router'lar
arası en etkili iletişim yer kabloları ile bağlandığı için günümüzde
router'ların çoğu, telefon sistemi ile birbirine bağlıdır. Telefon teli ile
yapılabilecek bir iletişimin hızı ise azami 53 Kbps olabilir. Daha hızlı bir
bağlantı istiyorsanız, router'larınızı kiralık daimi hat ile birbirine bağlamak
zorundasınız. Kiralayabileceğiniz hatların ise taşıyabilecekleri bilgi miktarı
(hattın aktardığı elektrik sinyalinin frekansı) kullanılan telden tele ve
mesafeye göre değişir. DS-0 (Data Service-0) adı verilen en basit hat, 56 Kbps
hıza sahiptir. DS-1 hattı kiralarsanız, bu hız 1,544 Mbps'a çıkar. O zaman bu
bağlantıya T1 bağlantısı denilir. 45 Mbps hıza sahip hatta DS-2, kuracağınız
bağlantıya T3 adı verilir. Kiralamak istediğiniz hattın optik olmasını arzu
ederseniz, OC-3 hattı kirayalabilirsiniz ve router'leriniz 155 Mbps bilgi alış
verişi yaparlar. OC-12 hat kiralayacak olursanız, kapasiteniz 622 Mbps'a çıkar.
Omurga dediğimiz şey, bir telefon firmasının veya benzeri bir başka iletişim
şirketinin, router'ları arasında kurduğu ana hattır. Şimdi bu bağlantı kısa
mesafe için ise ucuz, iki uzak kent arasında ise pahalıdır. Örneğin, ABD'de aynı
kent içinde 20 kilometreden kısa mesafeler için 56 Kbps bir hattın aylık kirası
60 Dolar iken, T3 hattın aylık kirası 70 bin Dolar'dır. OS-3, 100 bin Dolar,
OS-12 ise 400 bin Dolar tutar. Bunu iki uzuk kent arasında düşünürseniz,
kuracağınız bağlantının maliyeti hakkında bir fikir edinebilirsiniz.
"Ulusal
Internet Omurga Sunucu" olmak istiyorsanız, bir kaç kenti birbirine bağlayan hat
döşemiş veya kiralamış ve bu hattın iki ucuna çok hızlı, çok yetenekli
router'lar bağlamış olmalısınız. Ulusal Internet Omurga Sunucusu, router'larının
bulunduğu yerde, başka omurga sunucularına veya yerel ağ oluşturan ve muhtemelen
daha düşük kapasiteli router sahiplerine diğer kentlere bağlantı imkanı satar.
Bu ikinci grup router ve bağlantı sahipleri, üçüncü grup ve muhtemelen daha
düşük kapasiteli ama daha çok müşterili router ve bağlantı sahiplerine bağlantı
imkanı satar. Ve bu kişiler de size-bize Internet servisi sunan ve Adına
Internet Servis Sunucu (ISS) dediğimiz kişi veya şirketlere bağlantı imkanı
satar.
"Ulusal
Internet Omurga Sunucu" firmalar, birbirleriyle NAP'da bağlanırlar. Dolayısıyla
aslında birden fazla olan omurgalar, Internet kullanıcısına bir tek "bilgi süper
otoyolu" gibi görünür. Aslında bu süper otoyolunda, birincisi "Ulusal Internet
Omurga Sunucu" şirketler, dördüncüsü bizim abonesi olduğumuz ISS'ler olmak üzere
dört hız seviyesi vardır. Fakat bunu kesin kural olarak algılamamak gerekir.
zincirde dördüncü halka olan bir ISS'in, ikinci halkaya bağı T3 bile olabilir.
Bu, ISS'in ödemek istediği kiraya bağlıdır. Internet kullanıcısı bir firma,
isterse, kendi ISS'ine kiralık T1 hattı ile bağlanabilir. Ama ISS, üçüncü seviye
bağlantı noktasına 56 Kbps bir hat ile bağlı ise, bu firma parasını çöpe atmış
olur; çünkü binlerce Dolar vereceği kablodan, herhangi bir Internet abonesi gibi
azami 53 Kbps (56 K bile değil) hızında iletişim sağlayacaktır.
Internet'i
ve onu oluşturan omurgayı ele aldıktan sonra sıra, sık sık karıştırılan bir
başka konuya geldi: Internet ve Web ilişkisine. World Wide Web (WWW, Dünya
Çapında Ağ) adı verilen "şey", Internet'te verilebilecek hizmetlerden sadece
biri. Bununla birlikte Internet trafiğinin yüzde 85'ini Web oluşturuyor. Bunu
sağlayan, kullanıcının Web'te bir belgeden diğerine, bir grafikten diğerine
gidebilmesini mümkün hale getiren Hypertext teknolojisi olsa gerek. Bu
teknoloji, HTTP adı verilen ağların birbirlerine Hypertext alıp vermesini
sağlayan protokole dayanır. Web'de bir bilgisayardan diğerine dosya aktarmaya
yarayan FTP, ya da kullanıcılar aracında birbirlerine mesaj alıp vermelerini
sağlayan NNTP protokolleri de vardır. Ama en çok tanınan ve kullanılan HTTP
protokolüdür.
HTTP,
İsviçre'deki Avrupa Nükleer Fizik Laboratuvarı'nda laboratuvara bağlı uzmanların
yazdıkları raporlarda bir standart sağlamak üzere geliştirilmişti. Tekniğin
esası, belirli bir yazıyı veya grafik unsuru, başka bir yazıya veya grafik
unsura bağlamak ve birinden doğruca diğerine gitmeyi bağlayan (metinleri hyper
hale getiren) bağlantılardan ibarettir.
Web Browser
adı verilen programlar (Microsoft Internet Explorer veya Netscape Navigator ve
diğerleri), bilgisayarı ile Internet arasınhda bağlantı kuran kişinin, HTTP
protokolü ile yazı, resim, ve video veya ses gibi diğer multimedya unsurlarını
sunan Web Sitelerine girerek, bunları kendi bilgisayarına aktarmasını sağlar.
Internet, daha doğru adıyla WWW, Universal Resource Locator (URL, Evrensel
Kaynak Belirleyici) adı verilen bir adres sistemine dayanır. Bu sisteme göre
belirlenmiş adresi, browser programının adres hanesine yazan kullanıcı, kendi
bilgisayarı ile bu adreste gösterilen "kaynak" arasında bağlantı sağlamış olur.
Bu bağlantı
sağlandığı anda, "kaynak" bilgisayarla, "ziyaretçi" bilgisayar arasında bir
"hizmet veren/müşteri" (Server/Client) ilişkisi kurulmuş olur. Kaynak bilgisayar
veya Web sitesinin bulunduğu bilgisayar, kendisinden hizmet isteyen müşteri
ziyaretçiye, talep ettiği yazıları, resimleri, videoları, ses dosyalarını verir.
Servis veren veya hizmet eden (Server) bilgisayardaki programa da Server adı
verilir. Bu anlamda IE veya Netscape "Client program" sayılırlar.
Internet
Server programlarına çoğu zaman Web Server programı adı verilir, ama bu
programlar sadece Web servisi vermezler. Bu programlarla FTP, Gopher ve
elektronik posta hizmeti vermek de mümkündür.
FTP (File
Transfer Protocol), Internet'te iki bilgisayar arasında bilgisayar dosyası
aktarmakta kullanılır. Bu dosyalar herhangi bir veri veya yazılım dosyası
olabilir. FTP yönteminden, browser programın Server'dan alıp, ziyaretçinin
ekrarında oluşturması uzun zaman alabilecek dosyaların aktarılmasında
yararlanılır.
Giderek
önemi azalmakla birlikte, Gopher denen hizmet yöntemiyle, Server bilgisayar, bir
menü çerçevesinde, menünün içeriğini oluşturan unsurları ziyaretçi bilgisayara
aktarabilir. FTP'ye benzeyen bir arayüze sahip olan Gopher hizmetini veren Web
alanı kalmadığını söylersek, gerçeği fazla abartmış olmayız.
Birden fazla
bilgisayarın birbirine bağlandığınız anda, birinden diğerine mesaj
gönderebilirsiniz. Gerçi bir program kullanmadan, komuta satırından bunu yapmak
son derece zor olur, ama bir bilgisayarın gönderdiği mesaj diğerine ulaşabilir
ve sabit diske yazılabilir. Bu imkandan yararlanan yerel ağ sistemlerinde, bütün
bilgisayarlar birbirlerine mesaj ağıyla da bağlıdırlar. Ağlar-arası ağ olan
Internet'te de elektronik mesaj alıp-verme imkanı olmaması düşünülemezdi. Bugün
piyasada sadece elektronik posta alıp vermeye yarayan programlar olduğu gibi,
belli başlı browserların da kendi elektronik posta bölümleri bulunuyor.
Günümüzde
Internet'te iki elektronik posta protokolü kullanılıyor. Simple Message
Transport Protocol (SMTP, Basit Mesaj Aktarma Protokolü), elektronik mesajların
Internet'te bir Server'dan alınıp, adreste belirtilen Server'a aktarılmasını
sağlayan kuralları içerir. Bu protokole uygun gönderilen bir elektronik mesaj
demeti, en uygun, en elverişli yoldan gönderilir. Post Office Protocol (POP,
Posta Dairesi Protokolü) ise Server'a ulaşan mesajların müşteriye (Client)
aktarılmasını sağlar. Internet Server programlarının her iki protokole uygun
elektronik mesaj hizmetleri vardır.
Network News
Transfer Protocol (NNTP, Ağ Haber Aktarma Protokolü), Usenet adı verilen bir
ağda oluşturulan ve sayısı 50 bini geçmiş bulunan haberleşme gruplarından mesaj
almaya ve mesaj göndermeye yarar. Internet'in ilk günlerinde, üniversiteler
kanalıyla Usenet'ten yararlanamayanlar, BBS (Bulletin Board Services) adı
verilen sistemlere abone olmak suretiyle, Usenet'te mesaj gönderme ve mesaj alma
imkanına sahip olurlardı. Şimdi, "müşteri" bilgisayarlarda bulunan elektronik
posta programları, Internet abonesini Usenet grupları ile irtibatlandırmakta,
mesaj alıp vermesini sağlamaktadır.
Dikkatli bir
tarzda kullanıldığında, Usenet'teki haber grupları, ortak konularla ilgilenen
kişilerin soru sormasına, cevap almasına, görüşlerini aktarmasına imkan
sağlarlar. Buna karşılık bu grupların denetimden uzak olması, kimi zaman
yasalara aykırı bazı faaliyetlere sahne olmalarına yol açmaktadır. Bir Web
Server'da mutlaka NNTP bulunması gerekmez.
Domain Name
Service (DNS, Yer Adı Hizmetleri) Web Server programının, kendi bulunduğu ağın
dışındaki ağlarda bulunan bilgisayarları tanımasını sağlayan hizmetin adıdır.
Dilimize Etki Alanı diye de çevrilen Domain, yerel ağ ortamında, bir kaç
bilgisayardan oluşan bir grubun oluşturduğu birimi anlatır. Bir yerel ağa bağlı
bir grup bilgisayar (örneğin, bir şirketin ağında muhasebedeki bilgisayarlar)
bir Domain halinde toplanır. Ağa bağlı her bilgisayar devreye girdiğinde, o
andaki kullanıcının kimlik ve yetki özelliklerine (profiline) göre, bilgisayar
ağın merkezi olan Server bilgisayar tarafından ait olduğu Domain'e üye yapılır.
Örneğimizdeki Muhasebe bölümünde çalışan bütün görevliler ister muhasebe
bölümündeki bilgisayarda, isterse şirketin Adana'daki şubesinde bulunan bir
bilgisayarda kendi adını ve şifresini vererek bir masaüstü oluşturur ve sisteme
girerse, Muhasebe Domain'ine ait bütün yetkilerden yararlanmaya başlar. Yerel
Alan Ağı'nın merkezindeki bilgisayar, bu kişinin bilgisayarına, örneğin şirketin
muhasebe dosyalarının bulunduğu klasörleri açma yetkisi verir. Sisteme giren bir
kişinin hangi Domain'in üyesi olduğu, yetkilerinin nelerden ibaret bulunduğu
gibi sorular, yerel alanda, Server bilgisayarın Ağ Yönetim Programı tarafından
kolayca halledilir. Sonuç itibariyle yerel ağı kuran kişi veya servis, firmada
çalışan herkeze bir "hesap açmış," bu sırada bu kişinin kullanıcı adı, şifresi,
ait olduğu Domain, ait olduğu mesaj grupları gibi Profil'ine ilişkin bilgileri
hesabın özellikleri olarak sisteme "girmiş" olacaktır. Bu bilgi sayesinde,
imalat bölümü, muhasebeden Ahmet beye bir mesaj gönderdiği zaman, Server Ahmet
beyin o sırada hangi bilgisayarda bulunduğunu bilecek ve mesajı o bilgisayara
gönderecektir.
Şimdi, bir
şirketin muhasebe bölümünü Türkiye olarak düşünün. İmalat bölümü, İngiltere,
Satış bölümü Fransa, vs.. olsun. Internet'te bir tek merkezî Server olmadığına
ve bölümlerin birbirinden habersiz hergün yeni yeni aboneler kaydettiklerine
göre, herhangi bir Domain'in bir başka Domain ile iletişim kurması için,
birbirlerinin nerede olduklarını bilmesini sağlayan bir sistem olması gerekir.
Şimdi DNS'i bir telefon rehberi gibi düşünebilirsiniz. Internet abonesi bir
kişi, bilgisayarında browser programını çalıştırıp, kendisine Internet hizmeti
veren firmanın (ISS) Web Server bilgisayarına bağlandığı anda bir Domain'in
üyesi kimliğini kazanır. Bu kişi örneğin BYTE.COM.TR alanına gitmeye karar
verdiğinde, bağlı olduğu Web Server, BYTE,COM,TR'nin bulunduğu Domain'i bulmak
zorundadır. ziyaretçi kişi, Browser programının menülerinin altındaki adres
kutusuna BYTE.COM.TR yazacak ve beklemeye başlayacaktır. Bu sırada ISS'in Web
Server'ı ile BYTE.COM.TR arasında bir yerde mevcut DNS Server adı verilen ve
Internet'teki bütün adresleri hem kullanıcının bildiği, hem de bilgisayarların
anladığı tarzda (örneğin 195.174.87.200 şeklinde) aklında tutan bir bilgisayar
devreye girecek ve ISS'in Web Server'ına "müşteri"nin aradığı adresin nerede
olduğunu söyleyecektir. Kullanıcının ekranına yazdığı BYTE.COM.TR, Internet
Protokol Adresine (IP address) çevrildiği zaman ortaya 195.174.87.200 çıkar. Bu,
bütün dünyada mevcut bütün ağların ve onlara bağlı bütün Web Server'ların
kaydedildiği devasa bir veritabanından gelmektedir. Bu veritabanı, günün belli
saatlerinde DNS Server bilgisayarlarına dağıtılır. Internet kullanan herkes,
bilerek veya bilmeyerek sürekli DNS hizmetlerinden yararlanmaktadır. Internet'te
alan kuran herkes, "müşterilerine" hizmet sunabilmek için DNS hizmeti
sağlayacaktır. Dolayısıyla Web Server programlarının içinde DNS bölümü bulunur.
İşte size
bir kaç kelimeyle, Internet hakkında bilmeniz gereken temel bilgiler. Çok kısa
bir özet olmasına rağmen burada, Web'de alan kurmaya hazırlanan bir kişinin
bilmesi gereken temel hizmet türlerinden söz ettik. Web sitesi sahibi olarak,
Web'in nasıl çalıştığını ve kuracağınız Web Server programında bu tekniğin
gerektirdiği ne gibi imkan ve yetenekler olması gerektiğini artık biliyorsunuz.
İşin asıl
zevkli tarafı olan Web sitesi oluşturmaya ve bunu Internet'e açmaya geçmeden
önce Web'de "ne yapacağınız" sorusuna cevap aramak zorundayız. Bu soru şu anda
belki çok anlamsız görülebilir. Ama Web'te neler yapılabileceğini sıraladıktan
sonra, bu soruya gerçekten bilinçi bir şekilde cevap aramamız gerektiğini
göreceksiniz.
Internet bir
teknoloji yumağıdır. Bu teknoloji, TCP/IP protokolüne dayanan bir dosya aktarma
sisteminde, HTTP protokolüne uygun bilgisayar dosyalarının bir ağ ortamında bir
merkezden o merkeze bağlı bilgisayarlara aktarılmasını sağlar. Bu teknolojiyi,
bugün Internet dediğimiz ortamda (ağlar-arası ağ) yapabileceğiniz gibi, bir
şirketin Yerel Ağ ortamında da yapabilirsiniz. Buna intranet (ağ-içi ağ)
denilir.
Internet'teki Web alanlarından belirli görüş ve düşüncenin propagandası, bir
örgüt, kurum veya şirketin halkla ilişkiler hizmetleri için yararlanabileceğiniz
gibi, Web sayfanızı bir başka yayının tamamlayıcısı olarak da düşünebilirsiniz.
Günümüzde Internet, ticaret aracı haline gelmeye başlamış bulunuyor. Özellikle
HTTP'nin daha açık iletişime dayanan bazı bölümlerinin şifreli hale getirilmesi
ile ortaya çıkan yeni sürümü, SHTML (Güvenli HTML) kredi kartına dayanan
alışveriş işlemlerini kolaylaştırmış bulunuyor. Bunun sonucu, bugün bir çok
firma Web alanını, bir dükkanın vitrini ve yazarkasası gibi tasarlıyor ve
kullanıyor. Bir çok toptancı ve perakendeci Web alanını normal işinin bir
uzantısı gibi kullanırken, bir çok kişi sadece Web'de mevcut ve alışverişin
sadece Web kanalıyla yapılabildiği "sanal mağazalar" açıyor.
Özetle,
yapacağınız Web sayfalarını bir Site bütünlüğü içinde Internet'e açmak veya
tabir yerinde ise "Web'e çıkmak" için önünüzde beş yol var. Şimdi bunları
sırasıyla inceleyelim:
Web sitesi
kurmakta en pahalı, buna karşılık gelecek için en verimli yol, kendi
bilgisayarlarınızda, kendi ağınızda, kendi Web Server'ınızla kendi sitenize
sahip olmaktır. Bir kere kendi URL adresiniz olacak. Sayfalarınızın
güvenliğinden siz sorumlu olacaksınız. Ve, biraz sonra değineceğiz, bu Server,
size başkaları için Web alanı sunarak para kazanma imkanı da sağlayacaktır.
Ama Web
Server kurmak deyince bir çok kişinin adeta yerine çakılıp kalıyor. Çünkü son
derece yanlış, ama o derece de yaygın bir şekilde Web Server deyince, bu işten
biraz anlayanların aklına hemen UNIX işletme sistemi geliyor; bu kurması ve
işletmesi son derece zor sistemin sadece ve sadece "büyük" bilgisayarlar
gerektirdiği düşünülüyor. Dolayısıyla kendi Web Server'ını kurmaya hevesli bir
çok kişinin hevesi, tabir yerinde ise, kursağında kalıyor. Sizin de böyle bir
korkunuz varsa, hemen belirtelim: Piyasada satılan, hatta büyük bir ihtimalle şu
anda sizin evinizde de bulunan herhangi bir PC ile Web Server sahibi olabilir ve
bu serverda oluşturacağınız siteyi bütün dünyaya açabilirsiniz.
"Herhangi
bir PC" sözünü biraz açmak şart: Bu bilgisayarın ziyaretçilerinizi canından
bezdirmeden hizmet verebilmesi için en az Intel 66 MHz 486 veya dengi CPU'ya, en
az 32 MB belleğe ve 1 GB sabit diske sahip olması gerekir. Sayfalarınıza günde
15'den fazla ziyaretçi gelmesini bekliyorsanız, CPU'nun en az 90 MHz Pentium,
belleğin 64 MB'dan fazla, sabit disk alanının da en az 2 GB olması iyi olur.
Tabiî, sabit disk alanının büyüklüğünü, içeriğiniz belirleyecektir.
Ama
gördüğünüz gibi, "Artık iyice eskidi," dediğiniz 66 MHz 486 CPU'su bulunan
bilgisayarla bile Web sitesi kurulabilir ve işletilebilir. Önemli olan "İnternet
için UNIX sistemi gerekir!" şeklindeki yanlış kanıyı bir kenara bırakın.
Muhtemelen
aşina olduğunuz Microsoft Windows işletme sisteminin NT türü ile, Windows
ortamında yine Microsoft'un Internet Information Server yazılımını kullanarak,
en geç bir hafta içinde Web sahibi olabilirsiniz. Bir hafta diyoruz; çünkü
bağlantı için başka kurum ve firmaların harekete geçmesini beklemek
zorundasınız. İş sadece size kalsa, Web siteniz yarın hazır!
NT'nin
herhangi bir UNIX sürümünden daha iyi Internet platformu olduğuna inanıyoruz.
Herşeyden önce, NT, karşınıza Windows 95 ve 98'den aşina olduğunuz bir çehre ile
çıkıyor. UNIX, DOS gibi, komut satırından işletilen bir sistemdir. NT'nin bir
bilgisayara kurulması, Windos 3.1, 95 veya 98'in kurulmasından daha zor değil.
Bir Web alanının NT platformunda yönetimi, herhangi bir Windows kelime-işlem
veya muhasebe programını öğrenmekten daha fazla bilgi gerektirmiyor. Ayrıca,
günün birinde sisteminizi gerçekten büyütmek isterseniz, UNIX gibi yeni donanım,
yeni yazılım gerektirmeyecektir; çünkü NT istediğiniz kadar bilgisayara
yayılabilen bir sistemdir.
Ve en
önemlisi, bugün UNIX dediğiniz zaman karşınızda ciddî bir muhatap bile bulmanız
şans işi iken (çünkü UNIX Internet'ten ücretsiz edinilebilecek bir işletim
sistemidir!) NT, size Microsoft'un bütün desteğini sağlayacaktır. NT, 16 MB
belleği olan bir bilgisayarda da, 1 GB belleği olan bir bilgisayarda da, aynı
etkinlikte çalışacaktır. Ayrıca NT, birden fazla CPU bulunan sistemlerde,
kendiliğinden iş yükünü çipler arasında paylaştırarak, daha hızlı çalışabilir.
NT, diğer bütün sistemlerin aksine, 32 Terabyte (1 Terabyte, bin Gigabyte
demlektir) disk alanını tanıyabilir. Bunlara ek olarak NT, donanımdan bağımsız
bir işletme sistemidir; yani her türlü PC sisteminde çalışabilir. Buna karşılık
belirli UNIX türleri belirli imalatçıların bilgisayar sistemlerinde
çalışabilirler.
Bütün bunlar
NT sisteminin üstünlüğü için ikna edici değilse, NT Server sistemi, paketten her
türlü iletişim protokolü ve Internet'in kullandığı WWW, FTP, Gopher, DNS gibi
(UNIX sisteminde ancak parayla edinilebilecek) bağlantı programları ile birlikte
çıkacaktır.
Kendi
bilgisayarınızda kendi bağlantınızla, kendi Web Server'ınızla Wb sitesi sahibi
olmaya karar verirseniz, önünüzde başka imkanlar da açıldığını hatırlamalısınız:
Siz de Web evsahipliği yapabilirsiniz! Yapacağınız yatırımı ticarete
dönüştürebilir, başkalarına Web servisi verebilirsiniz. Sonuç itibariyle
bilgisayarı, Web Server programı, Internet bağlantısı ile, şu anda milyonlarca
kişinin Web sayfasına ev sahipliği yapan bir firma kadar yatırım yapmış
olacaksınız. Neden bu imkandan sadece kendi sayfanıza ev sahipliği yapmak için
yararlanmakla yetinmek zorundasınız? Sizin bir Internet Sitesine sahip olmanızı
gerektiren sebepler, hemen hemen aynen, başka bir çok kişinin de Web sayfasına
sahip olmasını gerektiriyor. Fakat bir çok kişi, bunu ya zor, ya da pahalı
sayarak, böyle bir çabadan kaçınıyor. Oysa siz, yapacağınız yatırımla ve bu
arada edineceğiniz deneyimle, bir çok kişiye Web alanı kurması için gerekli
cesareti ve teşviki sağlayabilirsiniz. Bilgisayar dergileri, gazete ve diğer
dergilerin ilgili sayfaları Web Sayfası Evsahipliği Servislerinin ilanlarıyla
dolu. Bu kişilerin hemen hemen hepsi, sizin gibi Web Sitesi Evsahipliği işine
bir bilgisayar ve bir modemle başlamış kişiler.
Yapacağınız
yatırımla Internet'le ilgili iki ayrı hizmet verebilirsiniz: Internet Sitesi
Evsahipliği ve Internet Servis Sunuculuğu.
Internet
Sitesi Evsahipliği: Uygulamada, isteyene kendi bilgisayarınızdan sabit disk
alanı kiralamaktan ibaret olan Web Evsahipliği, adından da anlaşılacağı üzere,
başkalarının Web alanlarını kendi sabit diskinizde yer vermektir. Bir çok kişi,
Web sitesi oluşturmayı bir kenara bırakın, kendi bilgisayarında, kendi kullanımı
için dahi HTML sayfası yapamaz. Oysa gazeteye veya dergiye vereceğiniz bir
ilanla, isteyene, Web sayfalarına ev sahipliği yapabileceğinizi bildireceksiniz.
Bu işten biraz anlayanlar, kendi yaptıkları sayfaları onlara vereceğiniz
parolayı kullanarak, sabit diskinizde kendilerine açtığınız dizine
koyacaklardır. Hiç anlamayanlar ise, muhtemelen kağıt üzerinde nasıl bir sayfa
ve nasıl bir tasarım istediklerini size anlatacaklar, içerik unsarlarını yine ya
kağıt üzerinde, ya da floppy disketlerde size verecekler ve siz de bu malzeme
ile onların HTML sayfalarını tasarlayacak, onlara ayırdığınız Web alanına
koyacaksınız. Başkalarının teknik sorunlarıyla uğraşmak ve gece-gündüz
bilgisayarınızı en mükemmel şekilde çalışır vaziyette tutmaktan sorumlu olmak
istemiyorsanız, Web sitesi oluştururken HTML alanında edineceğiniz tecrübe ile
başkalarına Web sayfaları tasarımı yapabilirsiniz. Bir çok Web Sitesi Evsahibi
firma, ev sahipliğinden çok içerik geliştirme ve sayfa tasarımından para
kazandığını bildiriyor.
Internet
Servis Sunuculuğu (ISS): Büyük bir ihtimalle şu anda sizin de bir ISS'niz var.
Bu kişi veya kurumla yaptığınız bir anlaşma ile, bilgisayarınızın browser
programına onların verdiği bir telefon numarasını arattırarak, Internet
bağlantısı sağlıyorsunuz. Elektronik posta adresi olarak da bu kişi veya kurumun
bilgisayarındaki Web adresini gösteriyorsunuz. Internet'te kendi alanınızı
oluşturduğunuz zaman, bu kişi veya kurumun şu anda size verdiği hizmeti
verebilecek bir sisteminiz olacak demektir. Tabii Web sahipliği ile ISS
arasındaki fark, ikincisinin daha fazla donanım ve yazılıma sahip olması
zorunluğudur. Web sayfalaranızı 24 saat hizmete açık tutmak isteniz bile bir
telefon bağlantısı (daha hızlı bağlantı istiyorsanız, daha farklı bir bağlantı)
işinize yetecektir. Fakat ISS işinde öyle değil: Her an birden fazla müşterinin
sizin bilgisayarınıza girip, oradan Internet'e çıkabilmesi için sizin çok sayıda
modeme ve çok sayıda telefon hattına ihtiyacınız var demektir. Ayrıca bir Web
Evsahipliği firmasının sahip olması gereken türden Internet bağlantınız olması
gerekecek. Web sitesi işletmecisi olarak, alanınızı ziyaret edecek kişilere
istediğiniz sür'atte hizmet sağlamakta serbestsiniz. Ama ISS olarak
müşterilerinize en hızlı bağlantıyı vermekle yükümlüsünüz; yoksa müşterilerinizi
daha hızlı hizmet veren ISS'lere kaptırırsınız. ISS olarak yapacağınız yatırım
ne kadar yüksek olursa, muhtemel geliriniz de o kadar yüksek olacaktır.
Bilgisayarı
sağladıktan ve önce NT işletim sistemini sonra Microsoft Web Server programını
kurduktan sonra, bu sistemi dışarıya, Internet'e bağlamanız gerekir. Bir
Server'ı Internet'e bağlamakla, bir başkasının evsahipliği yaptığı Web
sitesindeki sayfaları güncelleştirmek için gerekli bağlantı arasında çok fark
vardır. Bir Web Server, üzerinde bulunduğu bilgisayar kadar, modem ve kendisini
Internet'e bağlayan telefon hattından oluşur. Hatta "Internet telefon hattının
kendisidir!" dersek, durumu fazla abartmış olmayız. Sonuç itibariyle iyi bir
bilgisayar ve oluşturacağınız Web server ne kadar mükemmel olursa olsun, bir
telle dış dünyaya bağlı değilse, Web siteniz fiilen yok demektir.
Dış dünya
ile bağlantınız için seçebileceğiniz çeşitli imkanlar var. Seçimi sahip olmak
istediğiniz bağlantı hızı belirleyecektir.
Hat
genişliği veya İngilizce ifadesiyle bandwidth, belirli bir zaman diliminde
(standart ölçüyle bir saniyede) bilgisayarınızdan ne kadar veri çıkacağı ve ne
kadar veri gireceğini gösterir. En yaygın ölçü, bilgisayar işlemlerinde
kullanılan en küçük veri birimi olan bit'tir. Bit, yani iki karakterden (sıfır
ve bir rakamlarından) oluşan ve bilgisayar dilinin kelimelerinin en küçük
hecesidir. Bilgisayar iletişiminin ölçüsü olan bps (saniyede … bit), çoğunlukla
bin bit (kilobit, Kbps) veya bin Kilobit (Megabit, Mbps) olarak ifade edilir.
Web
alanınızın bağlantı hızını (hattın genişliğini) belirlerken, dikkate alacağınız
önemli bir unsur maliyet olacaktır. Hattınız ne kadar geniş olsun veya
iletişiminizin ne kadar hızlı olsun istiyorsanız, hat ve modem masrafı o kadar
artacaktır.
Hat
genişliği ile sistemin merkezi olan bilgisayarın işlemci (CPU) hızı, belleği
(RAM) ve sabit disklerinin toplamını belirlerken Web alanınızın kapasitesini
gözönünde tutmalısınız. Önce kapasite planlamadan söz edelim, sonra buna göre
donanım özelliklerini ele alalım.
Bir Web
alanının üzerinde durduğu bilgisayarın ve dış dünya ile bağlantısının alt
sınırını Web alanının içeriği belirlemelidir. Üst sınırı ise, Web alanı
sahibinin bu iş için ayırabileceği paranın miktarı belirleyecektir.
İçeriğini
belirlerken, gerçekleştiremeyeceğiniz hedefler koyarak, kendi kendinizi başktan
başarısızlığa mahkum etmemelisiniz. Siteniz, metne mi ağırlık verecek, grafiğe
mi? Fotoğraflarınızı kamuoyuna göstermek ve gazete-dergi yayıncılarının ilgisini
çekerek, pazarlamak için bir alan yapıyorsanız, her bir fotoğrafın, on sayfa
yazı kadar yer tutacağını hesaba katmalısınız.
Web
sitenizin kapasitesine ilişkin tahmin hesapları yaparken, mutlaka ama mutlaka
gerçekçi bir cevap bulmanız gereken soru kaç ziyaretçi beklediğinizdir. Bir
fotoğrafçının kişisel Web alanı günde 10 kişi tarafından ziyardet edilirse, bu
iyi bir oran sayılabilir. Buna karşılık bir gazete, dergi, radyo veya televizyon
istasyonunun halka ilişkiler, promosyon ve haberlerinin daha güncel sunma
çabasıyla kurduğu Web sitesine günde 3 bin ziyaretçi gelirse, bu çok düşük bir
rakam sayılabilir. Bu soruyu cevaplarken, aynı anda kaç ziyaretçi beklediğinizi
de belirlemeye çalışmalısınız. Yüksek bir toplam ziyaretçi rakamının sisteminize
yükü başka olacaktır, aynı anda sitenize gelecek ziyaretçi sayısının
yüksekliğinin etkisi başka olacaktır. Web alanlarını sınıflandıranlar,
genellikle üç gruba ayırırlar: Düşük trafik alanları, aynı anda 5 veya daha az
ziyaretçinin uğradığı sitelerdir. Bu rakam 20'e çıkarsa, site orta trafik tlanı
sayılır. Anda gelen gelen ziyaretçi sayısı 20'yi aşınca, bu siteyi yüksek trafik
alanı saymak gerekir.
Ziyaretçiler
Web sitenizde ne gibi işler yapacaklar? Alanınıza, on-line, yani ziyaretçi size
bağlı iken, oynanabilecek oyunlar koyacak mısınız? Bu çok, ama pek çok bellek
gerektirir. Ziyaretçileriniz Web sitenizde bir form dolduracaklar mı? Bu, Web
Server programınıza program çalıştırma yeteneği kazandırmanızı gerektirecektir.
Sayfalarınızda ziyaretçinin bilgisayarındaki browser programın türüne göre ve
sitenizde iken yaptığı bazı tercihlere göre değişen, yani dinamik bir içerik mi
sunacaksınız? Web Server programınızın bayağı ileri düzeyde olması gerekir.
İleri düzeyde Windows programlarının ise daima daha fazla bellek ve sabit disk
alanı istediğini hep biliyoruz.
Kapasite
planlamasında üçüncü grup ögeler ise gelecekle ilgili tahminleriniz olacaktır.
Web alanınızın gerçek genişlemesini, duyulmasını ve ziyaretçi sayısının
artmasını istiyor ve bekliyor musunuz? Ticarete yönelik bir site oluşturan
kişinin en büyük arzusu, adının duyulmasıdır. Hergün daha çok kişinin alanınıza
gelmesi, başlıca amacınız olduğuna göre, sisteminizin genişlemeye müsait olması
şart. Fakat fotoğrafçı arkadaşımızın örneğine dönersek, onun böyle bir amacı
olmadığını kolayca görebiliriz. Dünyadaki bütün fotoğraf alıcısı yayın
editörleri sözleşip aynı anda dostumuzun web sitesini ziyarete gelmeyeceklerine
göre, bu alanın düşük trafik alanı olarak kalacağını varsayması yerinde olur.
Kapasite
planını yaptığınız zaman karşınıza çıkan tablo, genel hatlarıyla üç gruptan
birisine girebilir:
1. Düşük
trafik, az ziyaretçi ve ziyaretçilerin Server'da ek program kullanmayacakları
alanlar
2. Orta
trafik, orta ziyaretçi ve ziyaretçilerin bir ya da iki form doldurmaktan başka
bir şey yapmayacakları alanlar.
3. Yüksek
trafik, çok ziyaretçi ve ziyaretçilerin aynı anda bir çok program
çalıştıracakları alanlar.
Şu anda
planladığınız siteyi bu alanlardan hangisine koyarsanız koyun, daima biraz
büyümeye müsait tercihler yapmanız gerekir. Ayrıca, ziyaretçi bakımından sınırlı
bir Web sitesi, içerik bakımından orta büyüklükte bir alandan daha çok sabit
disk gerektirebilir. Örneğin bizim fotoğrafçı dostumuz, çok az ziyaretçi
beklediği ve ziyaretçilerine sadece bir sipariş formu doldurtacağı halde, eğer
bütün fotoğraf arşivini ziyaretçilerine açmayı planlıyorsa, çok ama çok geniş
sabit disk alanına ihtiyacı olacak demektir. Buna karşılık bilgisayar oyunları
satan bir firmanın Internet sayfasında, fotoğrafçıya oranla daha az yer kaplayan
malzeme bulunacak, buna karşılık ziyaretçilerinin oyunları sınamasını istiyorsa,
sistemine çok bellek koymak zorunda olacaktır.
Bu nedenle,
donanım tavsiyelerimizi, sadece fikir edinmek için gözönünde tutmanız gerekir.
Servisler Düşük trafik Orta trafik
Yüksek trafik
WWW 166MHz/32MB/1GB 200MHz/32MB/1GB
233MHz/48MB/2GB
FTP 166MHz/32MB/1GB 166MHz/32MB/1GB
166MHz/48MB/2GB
E-Posta 133MHz/48MB/1GB 133MHz/48MB/1GB
166MHz/64MB/2GB
4 Servis 133MHz/48MB/2GB 166MHz/64MB/2GB
300+MHz/124MB/3GB
Bu listenin
sadece yolgösterici olduğunu, donanım fiyatlarının nerede ise her gün düştüğünü
gözönüne alırsak, donanım seçerken mümkün olduğu kadar imkanınınızı daha büyük,
daha geniş ve daha hızlı donanım yönünde zorlamanız kolaylaşıyor. Bu listeye
göre, ziyaretçilerine dosya aktarma imkanı tanımayacak (FTP server kurmayacak),
elektronik posta imkanı vermeyecek ve sadece Web hizmetiyle yetinecek bir alanın
166 MHz işlemci ile bu işi idare etmesi mümkündür. Aynı işi 66 MHz hızında bir
Intel 486 CPU bilgisayar ile de yapmak mümkün. Ama bu iş için yeni bir donanım
almaya kalkıyorsanız, kesinlikle paranızın elverdiği en gelişmiş donanımı
almalısınız.
Yine bu
liste size, herbiri 400 MHz hızında iki CPU'su olan, belleği 124 MB'ın üzerinde,
10 Gigabyte sabit diski olan bir bilgisayara ihtiyacınız olmadığnını da
gösteriyor. Bu tür sür'at ile işlem ve kayıt ortamı edinmek için harcayacağınız
yatırım parasını, aslında modem hızını ve hat genişliğini arttırmaya harcamakla
daha kârlı çıkabilirsiniz. Sabit diski ya da belleği yetmeyen bir bilgisayara
bunların hepsi her zaman eklenebilir. Ama belirli bir hızda kablo için anlaşma
yaptığınız zaman kablonun hızını anlaşma süresince arttırmak o kadar kolay
olmayabilir. (Kiralık hat veren firmalar, anlaşmaya erken fesih halinde tazminat
hükmü koymuş olabilirler; ama çoğu kapasite artırımı maksadıyla anlaşmayı
yenilemeyi kabul ederler.)
Donanım
bahsinde genel ilkeler arasında mutlaka sayılması gereken bir husus, sabit
disklerinizin mutlaka yedeklenmesi gereğidir. Bir Web Server'ın çökmesi ve bu
sırada bir çok veri ve program dosyasının kullanılamaz hale gelmesi, Web'in
yeniden kurulması zorunluğunun ortaya çıkması, artık sadece bir zorluk olmaktan
çıktı. Böyle bir durum, firmanın iş kaybına da neden olabilir. Web Server
programının çalıştığı ve Internet kablonuzun bağlı olduğu bilgisayarın çökmesi,
sipariş alma ve verme imkanının kaybına, bilgi ulaşımında aksamaya, ve
dolayısıyla para kaybına neden olacaktır. Buna ek olarak Web Server'ın
onarılması ve yeniden kurulması için ayıracağınız zaman ve belki de ücret
ödeyerek edinmek zorunda kalacağınız servisi de hesaba katmalısınız. Başlangıçta
iyi bir yedekleme sistemine yapılacak yatırım, ilerde sizi bu tür masraflardan
ve gelir kayıplarından kurtaracaktır. Günümüzde bilgisayar sistemlerinin
çökmesinde birinci sebep, sabit disk arızasıdır. Hemen hiç bir parçası hareketli
olmayan bilgisayarın içindeki tek hareketli bölüm olan sabit diskler, bunun
sonucu olarak, kimi zaman sistemin tümüne ayak uyduramazlar. Bilgisayar
sistemlerinin çökmesinde ikinci en büyük sebep, yazılımlardaki hatalardır.
Internet
işinizin bir parçası olacaksa, sisteminizin hata toleransını yükseltmek
zorundasınız. "Hata toleransı" bir sistemin hayatî birimlerinin yedeklenmesi ile
yükseltilebilir. Web sisteminin durduğu bilgisayardaki bütün yazılım sistemi ve
ayarlar ile verilerin Disk Yansıtma Sistemi (Disk mirroring) ile yedeklenmesi
gerekir. Bu yöntem, muhtemelen şu anda sabit diskinizi yedeklemekte
kullandığınız teybe veya Zip disklere kopya almaktan farklı bir yöntemtir.
Sistemin esası, bilgisayarın içinde en az iki sabit bulunması ve bu disklerin
birbirinin aynı olmasını sağlamaktan ibarettir. Bu amaçla geliştirilmiş
programlar, bir sabit diskteki girdi/çıktı hareketini aynen diğer diske
yansıtırlar. Bir anlamda, bilgisayarınızda her an birbirinin aynı iki sabit disk
olur, fakat CPU bunlardan sadece birini gerçek kayıt ortamı olarak kabul eder.
Sistem, sabit disk arızası nedeniyle çöktüğü anda, çoğu zaman sistem
operatörünün müdahalesine bile lüzum kalmadan, Disk Yansıtma programı devreye
girerek, yedek sabit diski ana sabit disk yapacak ve o anda Web alanınızda
bulunan ziyaretçilerin bile ruhu duymadan, sistem hiçbirşey olmamış gibi,
hizmete devam edecektir. Disk Yansıtma, Microsoft Windows NT Server işletme
programının aslî parçalarından biridir; ayrıca para vererek yeni bir yazılım
almaya bile gerek yoktur.
Windows
NT'nin Disk Yönetmemin (Disk Administrator) programı, diskleriniz arasında
Yansıtma sistemi oluşturmanız, iki ya da üç tıklama ile yapılabilecek
kolaylıktadır.
Bu kolaylığa
aldanıp, bugüne kadar yapageldiğiniz, disk yedekleme işleminden asla vaz
geçmemeniz gerekir. Tam tersine, Yansıtma yoluyla oluşturduğunuz ikinci sabit
disk devreye girdikten sonra, muhtemelen Server'ı düzenli bir şekilde kapatıp,
sür'atle birinci sabit diski eski şekline getirmeniz gerekir. Yansıtma
Takımı'nın bir diskini diğerine aynen kopya edebilirsiniz; ama bu bilgisayarın
çökmesine sebep olan arıza her ne ise, onu yeniden ana sabit diske yeniden
aktarmak olabilir. Dolayısıyla, bir yerde mutlaka bilgisayar sisteminin en
mükemmel durumda iken çıkartılmış bir teyp veya Zip disk yedeği olmalıdır.
(Büyük bir ihtimalle 100 MB'lık Zip disk, bir Web Server sistemini yedeklemeye
yetecektir. Ancak en azından birinci sabit disk veya boot partisyonu
genişliğinde bir teyp yedekleme sistemi, her zaman için daha garantili bir önlem
olur.
Büyük bir
ihtimalle şu anda Internet'e modemle bağlanma imkanınız var! Aramızda talihli
olanlar normal telefon bağlantısı yerine ISDN veya kiralık hat kullanıyor
olabilir. Kullanıcı olarak yararlandığınız bütün bağlantı türleri, Web Sitesi
sahibi olarak Internet'te hizmet vermenize de yarar. Burada dikkat edeceğiniz
husus, "Yeter" değil, "Yarar" demiş olmamızdır.
Bağlantının
hızı, sitenizin çok ziyaretçi çeken bir site olmasını veya olmamasını tayin
edecektir. Günümüzde hiç kimsenin, "Web alanı bulundu; cevap bekleniyor!"
mesajını seyretmeye tahammülü yok. Ünlü Web ustaları, sizin bağlantınızın
tıklanmasından sayfanızın ziyaretçinini bilgisayar ekranını domdurması arasında
en fazla 20 saniye geçmesi gerektiğini söylüyorlar.
Saniyede 36
Kilobit bilgi aktaran bir bağlantı ile 20 saniyede 720 bin bit'lik bilgi
aktarabilirsiniz. Bu ise HTML sayfalarının içeriği gözönüne alınırsa, küçük bir
başlık grafiği ve 50 kelimeden az bir paragraf yazı demektir. Boş yere bağlantı
hızı arttıkta, fiyatı da artmıyor!
Seçeceğiniz
bağlantı, bilgisayarınıza ekleyeceğiniz bağlantı donanımının türünü ve
niteliğini belirleyecektir. Hiç şüphesiz, bağlantı donanımı türünü
belirlediğiniz anda, bu tür cihazlardan hangi marka ve modellerin sizin
bilgisayarınıza ve Windows NT işletme sistemine uyumlu olduğunu araştırmak
zorundasınız. Bunun için şimdiden Microsoft firmasının Internet alanından
Windows NT Server Donanım Uyum Listesi (HCL, Harware Compatibility List)) denen
belgeyi alarak, bir yanınızda bulundurun. Bu listede olmayan bir cihazı satın
almak, kendi paranızla başınıza dert almak demektir.
Internet'e
modemle bağlantı, en ucuz bağlantı türüdür. Standart telefon teli ile evinize
veya işyerinize gelen telefon bağlantısının sağladığı analog sinyali modüle
ederek ve modülasyonu çözerek (cihazın adı olan modem kelimesi
Modulation-Demodulation kelimelerinin kısaltılmışıdır) sayısal sinyale çeviren
bu araç, bugün saniyede 56 Kilobit'e varan bir hıza ulaşmış bulunuyor. Gerçi,
telefon şirketlerinin özellikle büyük kentlerde ve sayısal santral kurulmuş olan
yörelerde, bir çift telefon telinden aynı anda birden fazla telefon sinyali
alıp-vermeye yarayan multipleks teknolojisi, azamî hızı ne olursa olsun,
modemlerin saniyede 26 Kbps'ın üzerine çıkmasını engellemektedir; ama telefon
hattı elverişliği olduğu anda, ve ISS 56 Kbps uyumlu hizmet sunduğu taktirde, bu
rakama yaklaşmak mümkündür. Bu hız Internet kullanıcının sayfadtan sayfaya
gitmesine, hatta arada bir oldukça büyük dosyalar indirmesine elverişlidir. Ama,
sizin bu hızla Internet'e servis sunmanız, özellikle orta büyüklükte bir trafik
bekliyorsanız, gerçekçi olamaz. Hele 26 Kbps hızda bir bağlantıyla Internet'te
ticaret yapmak mümkün olamaz. Telefon-modem yoluyla kurulacak Internet
bağlantısı daimi değildir; ISS'e telefon bağlantınız kesildiği anda Internet
bağlantınız da kesilmiş demektir.
Internet
bağlantınız için başka bir hat masrafı yapmadan telefon sistemini kullanmaya
karar verirseniz, bunun için bir modem satın almanız gerekir. Modemler, ya
bilgisayarın içine kart şeklinde takılır, ya da bilgisayarın dışında durur ve
bilgisayara COM 1 veya COM 2 seri iletişim kapısından ya da USB kapısından
bağlanırlar. Bilgisayarın içine takılan modem kartı, ancak bilgisayarın kapağı
açılmak suretiyle çıkartılabilir. Oysa dışarıda duran modemler, bilgisayardan
bilgisayara nakledilebilir; hatta bir anahtarla ve aynı anda sadece biri
tarafından kullanılmak şartıyla, iki bilgisayara birden hizmet verebilirler.
Seri iletişim kapısını kullanmak suretiyle bir NT sistemine aynı anda 256 dış
modem birden takılabilir. Internet sitenizin zamanla gelişebileceğini, birden
fazla telefon hattı ve modem bağlayabileceğini dikkate alarak, bilgisayarın
içine takılan kart modem yerine dış modemi salık veririz.
İngilizce
Entegre Sayısal Ağ Hizmeti (Integrated Services Digital Network) kelimelerinin
kısaltması olan ISDN, telefon şirketinin ev veya iş yerinize en yakın
merkezinden (servis kutusundan) size çekilecek sayısal bir hattır ve 128 Kbps'a
kadar hız sağlayabilir. ISDN'i size özel bir telefon hattı sayabilirsiniz. Size
çekilecek kablo, başka hiç bir abone ile sizin telefon sinyalinizi multipleks
yoluyla birleştirmeyeceği için, hat sadece bize ait olacaktır. Bu yolla Internet
bağlantısı da, telefon bağlantısı devam ettiği sürece devam eder.
ISDN
bağlantısı da modeme benzer bir cihazdan geçerek bilgisayara girer; ancak bu kez
modeme benzer cihazın bilgisayarın içine takılması şarttır. Bilgisayarların COM1
veya COM2 seri iletişim kapılarına bağlanacak bir cihaz bilgisayarın ana veri
yolu ile 115 Kbps hızıyla iletişim yapabilir. Bu, ISDN'in hızından düşük olduğu
için, hattan gelecek sinyaller seri kapısından geçerek bilgisayara girmek için
sıra beklemeye başlayacaklar ve bu sistemi sık sık çökertecektir. Oysa ISDN
hattından gelen sinyal, bilgisayarın kendi sinyali gibi sayısal olduğuna göre,
doğruca veri anayoluna bağlanabilir. Bu nedenle ISDN kartı (çoğu zaman yanlış
bir ifadeyle ISDN modemi denilir; ISDN sinyali zaten sayısal olduğu için modüle
edilmesine ihtiyaç yoktur!) bilgisayarın içine takılır.
ISDN servisi
veren telefon kurumu, kendi sistemine uygun ISDN kartını da abonesine sağlamakla
yükümlüdür. ISDN servisi seçerken, kartlarının NT sürecese olup olmadığını
mutlaka sorunuz.
Bir çok
ülkede ISDN servisi toptan fakat sabit fiyatla veya bir sisteme bir sayaç
bağlanmak suretiyle birim fiyatıyla verilmektedir. Günün belirli saatlerinde
Internet bağlantınızı kesecek ve Web alanınızı ziyaretçilere kapatacaksanız,
sayaçlı yöntem daha hesaplı olabilir. Buna karşılık 365 gün ve 24 saat hizmet
Web varlığınızı sürdürecekseniz, toptan sabit fiyat anlaşması yapmanız daha
kârlı olabilir.
Bir firmanın
Internet'e bağlı ağına, doğrudan bağlanmaktan ibaret olan bu yöntemde, bağlantı
hızınız 56K'dan T1'e (1.5 Mbps) kadar değişebilir. Bu bağlantı süreklidir;
telefon bağlantısı gibi kesilmez. Burada önemli olan bağlandığınız ağın size
sunduğu servisin hızıdır. Frame Relay, eski bir ağ protokolü olan X25'in modern
bir türevidir. Yoğun trafik bekleyen Server sitesi, Network ile girdi/çıktı
ilişkisini Server'ın durduğu bilgisayara yaptırmamak için devreye ikinci bir
bilgisayar sokmalıdır.
Web Server
Sitenizi, telefon şirketinden hızı 56 K'dan T3'e (45 Mbps) kadar bir daimi hat
kiralayarak, araya hiç kimseyi sokmadan doğrudan Internet'e bağlayabilirsiniz.
Internet ile daimi bağlantının en iyi yolu budur. Ancak daimi hattın kirası çok
yüksek olabilir.
ücretsiz sayfa imkanı veren firmaların Yahoo!'daki listesi bile bir ekrana
sığmıyor. Bu firmaların tam listesini bir çok Arama sitesinde kolayca
edinebilirsiniz.>
Bugün bir
Web sitesine sahip olmak için en kolay yol, abonelerine ücretsiz Web sayfası
imkanı tanıyan bir ISS ile anlaşmaktır. Burada hatırlamanız gereken bir atasözü
var: Ucuz etin yahnisi..
Evet bu
sayfanın size maliyeti, sıfır. Ama verilen imkanlar da o ölçüde kısıtlı ve
sınırlı olabilir. Bu yöntemin esası, bir başkasının Web Server'ın durduğu
bilgisayarda bir dizine sizin sitenizin adının verilmesinden ibarettir. ISS'ler
müşteri çekebilmek için başvurdukları bu yöntemde genellikle ücretsiz sayfalara
sınırlı bir ayırırlar.
Çoğu size
ayrı bir Domain adı edinme hakkı tanımaz. Yani sizin kendi adınızla bir alanınız
olmaz, URL olarak size ücretsiz sayfa veren firmanın Server'ının Domain adını
kullanırsınız. Örneğin,
http://www.webevsahibifirma.com/bedavasayfalar/alininsayfası.html. America On
Line'dan tutun, Geocities ve Tripod firmasına kadar bir çok kuruluş, abonelerine
ücretsiz sayfa alanı sağlıyor. Fakat bu sayfaların çoğunda, site sahibine form
ve ona bağlı CGI programı kullanma hakkı tanınmaz.
Fakat
cebinizden hiç para çıkmadan Web sitesi sahibi olmak istiyorsanız, bundan başka
bir yol da yok. Özellikle belirli bir görüş ve düşüncenin yayılması için
kurulmuş kâr amacı gütmeyen dernek ve gruplar, ziyaretçileri ile etkileşmeli
(interaktif) ilişki kurması gerekmeyen sayfalar için ideal bir ortam, ücretsiz
Web sayfası siteleri olabilir.
Resimaltı: Access Market Square, bugün Internet'te mevcut yüzlerce alış-veriş
merkezi kavramına dayanan Web alanından biri. Bu "alış-veriş merkezi" içinde bir
sanal mağaza açacak olursanız, mağazanız ilgili grubu belirten düğme ile
ulaşılan bir ikinci sayfada gösterilecek. Bir arama alanında "Online Shopping"
kelimeleriyle bu tür alanları araştırabilirsiniz.>
Tıpkı içinde
yüzlerce mağaza bulunan dev alış-veriş merkezleri gibi, Internet'in sanal
ortamında da mağazalar açılıyor. Bu alanı işleten firma ile bir anlaşma
yapıyorsunuz; sayfa veya sayfalarınız bu firmanın Web sitesinde bir alt-site
oluşturuyor. Kendinize ait bir URL ulabilir veya olmayabilir. Sizin sayfalarınız
çoğu zaman "Mall" firmasının Domain'i içinde bir alt-domain oluşturacaktır.
Bu yöntemin
de iyi tarafları-kötü tarafları var. Bir kere Internet'te alışveriş artıyor ve
Internet aboneleri giderek daha çok elektronik alışveriş yapıyorlar. Ayrıca
"Mall" firması kendi alanının duyurusunu yapacağı için sizin sitenizin de
otomatik olarak reklamı yapılmış olacaktır. Fakat sizin siteniz sanal mağaza
türü değilse, bu yöntem size uygun olamaz. Siteniz alış-veriş sitesi bile olsa,
unutmayın koca alış-veriş merkezi içinde sizin siteniz yüzlerce "dakkandan"
sadece biri olacak! Hele kendi URL'iniz olmayacaksa, kendi sitenizin duyurusunu
yaparken, belki de aynı Mall'da sitesi bulunan rakiplerinizin de reklamını
yapmış olacaksınız!
Günümüzde
Sanal Mağaza açan firmaların sayısı arttıkça, bu mağazalarda sattıkları belli
mamüllere kendi siteleri içinde "sayfa" vermeye başlayanların sayısı da artıyor.
Gerçi bu "sayfa" gerçek anlamda bir "site" sayılmaz, ama yine de bir mamülün
tanıtımı açısından, üstelik o tür mamülü arayanların uğrak yerinde bulunacağı
için, iyi bir reklam vasıtası sayılabilir. Sizin firmanızın ürettiği trikoların
büyük bir giyim-kuşam zincirinin Web alanında, kendine ait bir sayfada
tanıtılması, hele bu sayfanın içeriğini belirleme hakkı mamülün üreticisi olarak
size tanınacaksa, bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Ve dünüp
dolaşıp, asıl tavsiye edeceğimiz Web Sitesi yöntemine geldik. İşte size Yoksul
Richard'ın 50 Dolarlık Web alanı! Hele şu anda bilgisayarınız varsa, ve
Internet'e ulaşım hakkına sahipseniz, hiç lafı döndürüp-dolaştırmadan söyleyelim
ki, hemen çarşıya çıkıp bir Microsoft FrontPage 98 programı satınalıp, iki ya da
üç saat sonra Web sitenizi yapmış olabilirsiniz. 24 saat sonra kendinize ait bir
URL adresiniz olabilir. Hele HTML sayfalarınızı tasarlarken, ilerde
değineceğimiz ilkelere uyar, ve bir gün ve gecenizi bu yeni alanınızı Internet
Arama firmalarına tanıtmakla geçirirseniz, bir hafta içinde hedeflediğiniz
ziyaretçi sayısına ulaşmanız işten bile olmayacaktır.
Bir kere,
bir Web Evsahibi şirketle anlaşıp, kendi URL adresinizi tescil ettirir ve kendi
sitenizi kendiniz tasarlarsanız, herşeyden önce ziyaretçilerinize kendi arzu
ettiğiniz etkileşme imkanını verebilirsiniz; ziyaretçileriniz sizin kendi Domain
adınız olduğuna bakarak, işinizin ciddî olduğunu anlarlar. Seçeceğiniz ev sahibi
şirkete bağlı olarak, en az bir, fakat çoğunlukla 5 POP elektronik posta kutunuz
olabilir. Bunun yararı ne? Düşünün bir firmanın gazete-dergi reklamını
inceliyorsunuz. Reklamda, "Toptan satışlarımızla ilgili
TOPTAN@BENIMFIRMA.COM.TR'ye, perakende satışlarımızla ilgili
PERAKENDE@BENIMFIRMA.COM.TR'ye elektronik posta gönderebilirsiniz" deniliyor.
Samimiyetle söyleyin; bu firmanın sağlam, güvenilir ve büyük olduğunu düşünür
müsünüz, düşünmez misiniz? Gerçekte her iki elektronik posta adresi de bu site
sahibinin edindiği Domain adına, aynı IP adresinde POP kutusuna gidecektir. Yani
size. Reklamınız görenlerde arzu ettiğiniz etkiyi sağlayacaktır! (Bu etkinin
gereğini yapabilecek imkanlara sahip olup olmadığınız, yani gerçeğe dayalı
reklam yapıp-yapmadığınız ayrı bir ahlâk konusu.) Web evsahibi şirketlerle
anlaşarak oluşturacağınız Web alanınıza, on-line sipariş ve elektronik ticaret
imkanları koyabilirsiniz. Sitenizi ziyaret edecek kişilere bir forma adlarını ve
adreslerini yazarak, sizin katalog gönderme listenize girmelerine imkan
verebilirsiniz. Ve en güzel tarafı, URL size ait olacağı için, evsahibi
şirketten mennun kalmaz da yarın bir başka evsahibi firmayla anlaşacak
olursanız, yeni firmaya URL'inizi de beraberinizde götürebilirsiniz.
Bastırdığınız kartvizitler ve broşürler çöpe atılmamış olur!
Evsahibi
firma tercihiniz için, en çok imkanı, en ucuza veren ve bu işi en uzun süre
yapmakta olan bir firmayı seçmenizi tavsiye etmekten başka bir şey
söylemeyeceğiz. Internet'in coğrafya ve uluslararası hukukun sınırlarını ortadan
kaldığı dünyamızda, evsahibi şirket tercihiniz illâ Türkiye ile sınırlı da
değil. Bu sınırsızlık, Web evsahibi şirketleri hergün daha fazla imkanı, daha az
ücretle sunmaya zorluyor. Çevrenizle konuşun; şu anda böyle bir firmadan Web
sitesi almış tanıdıklarınıza sorun. Hatta böyle bir kaç firmaya elektronik
mektup yollayın, telefon edin; verecekleri karşılıkları, konuşma usluplarını
değerlendirin. Bir kaç teknik soru sorun; neden bahsettiğinizi anlıyorlar mı? Bu
tür firmaların seçiminde gözeticilecek ilkelerle ilgili bir Internet sohbet
alanında bulduğumuz şu tavsiyeyi aktarırsak, ev sahibi firma seçiminde herkesin
nasıl davrandığını görmüş olacaksınız:
"Evsahibi
firmalar arasında başka bakımlardan uygun bulduklarınızın Internet sitelerine
girin ve teknik destek bölümünün telefon numarasını alın. Sonra o gece sabaha
karşı 03'de bu namarayı arayın. Cevap veren biri var mı? Cevap veren varsa,
kendisini tanıtın ve teknik yardım sisteminin işleyip işlemediğini sınamak için
aradığınızı ve işbaşında birini bulmaktan memnun olduğunuzu söyleyin. Ertesi gün
de firmayla anlaşma yapın. Telefona cevap veren olmazsa, başka bir firma aramaya
başlayın."
24 saat
teknik yardım hizmeti veren böyle bir firma buldunuz diyelim. Nasıl bir anlaşma
yapmalısınız? Bu tür firmaların sundukları servisleri dörte ayırabiliriz. Şimdi
sırasıyla bu hizmet türlerini inceleyelim.
Bu usulde
kendinize ait bir URL almazsınız. Bu sizi Domain adı için ruhsat ücretinden
kurtarır. Siteniz, evsahibi firmanın Domain'inde bir dizin olur. Örneğin,
http://www.webevsahibifirma.com/alininsitesi/ gibi. Bu sitede POP e-posta,
FTP, vs. gibi her türlü imkanınız olabilir. Ama evsahibi firmayı değiştirmeye
karar verirseniz, bu adres de değişir; yaptığınız tanıtım ve bu ardresi içeren
basılı kağıtlarınız da değişmek zorunda kalır.
Siteniz
evsahibi firmanın Domain'inde dizin değil, alt-domain olacaktır. Örneğin,
http://www.alininsitesi.webevsahibifirma.com/ gibi. Bu sitede POP e-posta,
FTP, vs. gibi her türlü imkanınız olabilir. Ama evsahibi firmayı değiştirmeye
karar verirseniz, bu adres de değişir; yaptığınız tanıtım ve bu ardresi içeren
basılı kağıtlarınız da değişmek zorunda kalır.
Bazı
Internet şirketleri, örneğin Monolith@Home, bu suretle alacağınız bir alt-domain
Internet adresini çok daha kısa ve kullanışlı hale getiriyor. Bu firmayla
anlaşarak, URL olarak örneğin http://alininsitesi.home.ml,org adresini
kullanıyorsunuz. Ziyaretçileriniz bu adresi aradıklarında, firmanın Domain
Server bilgisayarı, ziyaretçiye doğru IP adresini veriyor. İlerde alt-domain
olduğunuz evsahibi firmayı değiştirirseniz, adres değiştiren firmayı örneğin
Monolith@hHome şirketini uyararak, adresinizi düzeltmesini isteyebilirsiniz.
Tanıtım ve basılı kağıtlar boşa gitmemiş olur!
Kendi
işyerinizde, kendi bilgisayarınızla, kendi Web Server'ınızla ve kendi hattınızla
Web sitesi sahibi olmayacaksanız, ikinci en iyi Web sitesi bu yöntemle kurulur.
Evsahibi firma aracılığıyla veya kendiniz InterNIC denen kurumla temasa geçerek,
kendi Domain adınızı tescil ettirir ve ruhsat ücretinizi ödersiniz. Kendi
URL'iniz olur. Tescil işlemini evsahibi firmaya yaptırmak, belki daha kolay
görünebilir; ama evsahibi firma büyük bir ihtimalle seçeceğiniz Domain adını
kendi adına tescil ettirecektir. Evsahibi değiştirmek istediğinizde, URL'inizi
kullanmaya devam edebilmek için, ya evsahibi firmanın Domain adını sizin adınıza
tescil ettireceğinden emin olun, ya da bu işi kendiniz yapın. İlerde bunun ne
kadar kolay olduğunu göreceksiniz.
Bu yöntemde,
InterNIC ve onun hergün Domain Name Server'ı vasıtasıyla bütün dünyaya dağıttığı
Domain adları listesini alan aracı Domair Name Serverlar, sizin URL olarak
aldığınız adın karşısına, evsahibinin firmanın Web Server'ının IP adresini
yazacaktır. Böylece ziyaretçiniz browser ekranına http://www.alininsitesi.com
yazdığında, Internet sistemi, browser'a evsahibi firmanın IP adresini
gösterecektir. Domain adı size ait olursa, evsahibi firmayı değiştireceğiniz
zaman, InterNIC'e IP adresinizin değiştiğini bildireceksiniz ve Domain Name
Server sisteminde gereken düzeltme yapılacaktır. Yani ziyaretçileriniz browser
ekranına http://www.alininsitesi.com yazmaya devam edecekler, fakat bu
kez browserlarına başka bir IP adresi verilecektir. Sonuç olarak herkes hangi
evsahibi firmanın Web Server'ında durursa dursun URL'iniz değişmeden kalacaktır.
Yukarıda
Domain adı olan URL'in Internet dünyasında bir Web Server IP adresi olduğunu
söyledik. Birden fazla URL'i, aynı Web Server IP adresine bağlayamaz mıyız?
Tescil ücretini verdikten sonra aynı IP'ye isterseniz yüz adet Domain adı
bağlayabilirsiniz. Sonuçta hepsi aynı kapıya çıkar; ama siz neden birden fazla
URL edinmek istemişseniz, o amaç gerçekleşmiş olur.
Neden birden
fazla URL sahibi olmak isteyebilirsiniz? Bu sorunun cevabı sizin ihtiyaçlarınıza
bağlı. Ama örneğin bir firma birden fazla alanda faaliyet gösteriyorsa, her
alanı temsil eden bir URL edinmek isteyebilir. Ama firma, birden fazla Web
sitesi oluşturmak ve bakımını yapmak kolay olmayacağı için, hangi URL'i
izleyerek gelirse gelsin, bütün ziyaretçilerin aynı sayfaya ulaşmasını
isteyebilir. O zaman çare, evsahibi firmanın size ayıracağı alanda sitenizi
oluşturmak ve bu sitenin durduğu Web Server'ın IP numarasını farklı Domain
isimleri için adres olarak tescil ettirmekten ibarettir.
Kendi
işyerinizde, kendi bilgisayarınızla, kendi Web Server'ınızda, kendi hattınızla
kendi sitenizi oluşturacaksanız, yapacağınız ilk iş, bu işin uzmanı bir kişinin
yardımını istemek olmalı. Bilgisayara Web Server kurmak, başta da belirttik,
herhangi bir Windows uygulama programını kurmaktan farklı değil. Ama işin teknik
bölümleri, özellikle hat kiralamak, bu hat T1 veya T3 olacaksa, bilgisayarla
binanıza gelecek hattın arasında Router denen ikinci bir bilgisayar yerleştirmek
tecrübe isteyebilir. Teknik cihazların içinden çıkan broşürleri ve kullanma
kılavuzlarını okuma alışkanlığınız varsa, Router cihazını kurmak da o kadar zor
olmayabilir. Ama bir teknik uzman sizi bir çok uykusuz geceden ve başağrısından
kurtarabilir.
Ama bu yola
gitmiyor ve Web sitenizi, kendi Domain adınıza tescil ettirerek, ama bir başka
evsahibi firmanın Web Server'ına koyarak Internet'e açmak istiyorsanız, başınız
hiç ağrımayacak demek değildir! Web evsahibi seçmek, Router veya Web Server
kurmaktan daha kolay görünebilir. Ama ev ödevinizi iyi yapmaz ve dikkatli bir
seçimde bulunmazsanız, başınız daha çok ağrıyabilir. Şimdi bu seçimin ilkelerini
ele alalım.
Web sitesi
sahibi olmanız, bilgisayar programcısı olduğunuz anlamına gelmez. Ayrıca bu hiç
de gerekmez. Konuyla biraz ilgilendiyseniz, Form denen HTML etiketini
kullanarak, sayfalarınızı ziyaret edecek kişilerin sizin Web alanınızda
"birşeyler yapmasına" imkan verebileceğinizi biliyorsunuz demektir. Bu basit bir
adını-adresini bildirme formu olabilir; tam teşekküllü bir elektronik alışveriş
sayfası olabilir. Ziyaretçi, Web browser programının ekranında "Gönder," "Satın
al!," "At Sepete!" gibi düğmeleri tıkladığında, tabir yerinde ise perde
gerisinde bir takım programlar harekete geçer, bazı bilgiler bir yerlere
kaydedilir; bir yerlere elektronik posta mesajları veya dosyalar gönderilir.
Hatta işin içine kredi kartı numarasının teyidi gibi malî ve hukukî niteliği
olan işler de giriyorsa, yapılacak bu "bir takım işler" ciddiyet kazanıverir.
Ziyaretçi
ile Web Server arasındaki bu etkileşmeyi sağlayan arabirime CGI (Common Gateway
Interface) denilir. CGI, Web Server açısından, uzaktaki kullanıcının kendi
bulunduğu bilgisayarda bir programı çalıştırması demektir. Kullanıcıların Web
Server bilgisayarında program çalıştırması çok ama çok tehlikeli olabilir. Bir
örnek verelim: Bilgisayarınızdaki "Del" komutu bir program çalıştırır. Bu
program, "Del" komutu önündeki bilgiye göre, sabit diskteki bazı dosyaları
siler. Eğer CGI, ziyaretçilerinize "Del c:\*.*" komutunu icra etme yetkiyi
veriyorsa, hiç şüpheniz olmasın, ikinci değilse üçüncü ziyaretçiniz, Web
Server'ın kendisi dahil, Internet'e açık bilgisayarınızda ne varsa hepsini
silecektir!
Bu nedenle
CGI, ziyaretçi ile Web Server arasında bir kontrol görevi yapar; ziyaretçilerin
kullanmaları gereken programları kullanmalarını sağlar, yapmamaları gereken
şeyleri yapmalarını önler. Ziyaretçileriniz, diyelim ki bir forma adlarını,
adreslerini ve istediğiniz diğer bilgileri yazdılar ve gönder düğmesini
tıkladılar. Şimdi bu bilgilerle ne yapılmasını istiyorsunuz? Ziyaretçinizin
verdiği bilgiler bir düz yazı dosyasına eklensin mi? Ya da verdikleri bilgiler
Web Server tarafından sizin elektronik posta adresinize gönderilsin mi? Bunu bir
programın yapması gerekiyor. Bu programı örneğin Perl dilini kullanarak siz
yazabilirsiniz. Ya da Perl diliyle program yazabilen bir bilgisayar danışmanına
ücreti mukabili yazdırabilirsiniz. Veya, Web evsahibinizi Microsoft FrontPage
Web Server Extensions imkanı sunan firmalar arasından seçerek, Webbot denen bu
programlara otomatik olarak kavuşabilirsiniz.
Microsoft
FrontPage Web server Extensions, sadece Microsoft'un Web Server programında
değil, bugün piyasada mevcut ciddî bütün Web Server programları ile uyumludur.
Ev sahibiniz isterse kendi Server'ı için Unix ortamını seçmiş olsun, FrontPage
Extension'larını evsahipliği yaptığı sitelerin hizmetine sunabilir. Şu anda CGI
programı kullanmayacak bile olsanız, evsahibi firmanın size bu imkanı vermesine
dikkat edin.
Piyasada o
kadar çok Web Sitesi yapma programı var ki, hepsini ele alacak olursak, bu
kitapçıktan daha uzun bir kitap yazmamız gerekebilir. Belki Internet'ten
ücretsiz bir Web Site programı indirip, onu kullanacaksınız. Fakat hemen
belirtelim ki, bu programların ücretsiz olanları size veritabanı ile uyumlu Web
sayfaları yapma imkanı vermeyecektir. Ücretli olanları ise, ortaya
çıkartacakları sayfaların evsahibinizin Web Server'ında çalışabilmesi için büyük
bir olasılıkla veri tabanı ve multimedya için Web Server'da kendi sürücüleri ve
programlarının bulunmasını şart koşacaktır.
Günümüzde
Web sitesi evsahipliği yapan firmaların üzerinde standart olarak anlaştıkları
yükleme, güncelleştirme ve çalıştırma programları ve yöntemleri Microsoft
FrontPage programı haline gelmiş bulunuyor. Bu, gerek FrontPage'in çok yetenekli
ve çok imkanlı bir program olmasından, gerekse NT Server'ın Web Server platformu
olarak daha yaygın olarak kullanılmasından kaynaklanıyor. NT server ve onun
üzerinde kurulmuş Microsoft Internet Information Server, Active Server Pages
(ASP) adı verilen bir teknoloji ile, dinamik Web sitesi yapmanıza olanak
sağlıyor.
Küçük bir
örnek verelim. Diyelim ki bir gazetenin Web alanını işletmekten siz
sorumlusunuz. Klasik HTML dilini ve verdiği imkanları kullanarak, hergün, her
sayfayı yeniden yapmak ve sitenize alacağınız günlük haberleri HTML
sayfalarınıza kodlayarak koymak zorundasınız. Oysa ASP tekniği ile örneğin Dış
Haberler Bölümü olan sayfanızı, sabit diskinizde dış haberlere ayırdığınız
klasördeki bütün metinlerin birinci paragrafını alıp .. etiketinin
arasında göstermeye, sonra bir kodu koyarak ikinci paragrafı alıp ..
arasında göstermeye hazır hale getirebilirsiniz. Yani, sitenizdeki bütün haber
bölümleri, belirli bir klasördeki yazıları alıp, HTML kodlarıyla kodlayıp,
sitenizde sunmaya hazır hale getirilebilir. Size düşen sadece gazetenizin veya
derginizin yazıişleri tarafından yayına hazır hale getirilmiş metin dosyalarını
alıp, kendi Web klasörlerinizde ayırdığınız yere kopyalamaktan ibaret hale
gelir.
Bu örneği
bir toptancının emtia listesinde yaptığınızı da düşünebilirsiniz. Her mal
değişikliğinde HTML sayfaları tek tek ele alıp, içindeki HTML kodlarını, metin
ve grafik referanslarını değiştirerek yeniden kodlamanız mı kolay, yoksa Web
sayfalarınızı ASP tekniği ile otomatik hale getirmeniz mi?
ASP, Unix
ortamına da uyarlanmış bulunuyor. Ama NT ortamında işleyen ve sitenizde
ziyaretçilerizle etkileşmek için kullanacağınız her türlü programın Unix
sürümünü bulamazsınız. Bu nedenle Web evsahibinizin NT ortamına ve NT üzerinde
çalışan bir Web Server'a sahip olması şarttır.
Web sitesi
demek, bir sabit disk üzerinde bir dizin ve içinde bir takım dosyalar demektir.
Ziyaretçiniz için http://www.alininsitesi.com olan Web sitesi, aslında
Web evsahibi için e:\websites\ali\ şeklinde bir dizin ile onun içindeki
alt-dizinler ve dosyalardan ibarettir. Bu alan azamî ne kadar olabilir. Bugün
herhangi bir Web evsahibi firmanın ilanında, temel şartlarda üyelik halinde 60
megabyte sabit disk alanı verildiğini okuyoruz. Yani sitenizde yer alacak bütün
metinler, grafikler, ses ve video dosyaları, CGI ve Webbot programlarının toplam
büyüklüğü 60 MB olabilir. 60 MB, başlangıçta çok gibi görünebilir. Fakat Web
siteniz grafik ağırlıklı olacaksa, 60 MB hızla dolacaktır. Kimi evsahibi firma
temel alanın üstündeki her MB için çok aşırı bir fiyat talep eder. Bundan
kaçınmalısınız.
Ziyaretçilerinizin sayfanızda göreceği her unsur, yazı, fotoğraf, grafik, ses ve
video unsuru, sizin alanınızdan ziyaretçiye transfer edilen veri demektir. Bugün
hemen hemen bütün Web evsahipleri, site sahiplerine, ziyaretçilerinin veri
transferi için temel ücrete dahil belirli bir MB ölçüsü veriyorlar. Bu
genellikle aydı 2 bin MB civarında. Firmalar bunun üstünde bir veri transferi
olursa, ayrıca ücret talep ediyorlar. Bu ilave ücretin fahiş derecede yüksek
olmamasına dikkat edin.
Bazı
firmalar bir temel ziyaretçi sayısının üstündeki ziyaretçiler için site
sahibinden para alırlar. Bundan kaçının. Siteniz ne kadar çok ziyaretçi çekerse
o kadar çok para ödeyeceksiniz demektir. Bu tür sınırlama getirmeyen evsahibi
firma sayısı hızla artıyor.
Her Web
Site, üzerinde bulunduğu Web Server'dan bazı hizmetler alır. Web servisi, yani
WWW'ye bağlanmak ve HTTP protokolü ile talep alıp karşılığında talep edilen
sayfayı ve unsuru göndermek bunlardan biridir. Web Server Web hizmetinin yanı
sıra, sitelerine POP Mail Hizmeti de sunar. Bu, Internet dünyasında elektronik
posta demektir. Günümüzde Web evsahipliği yapan firmalar, müşterilerine
genellikle 10'dan fazla ayrı ücretsiz POP hesabı açıyorlar. Bu sayının 20'ye
çıktığı da oluyor. Özellikle bir şirket için Web alanı açıyorsanız, ne kadar çok
ücretsiz POP hesabı alabilirseniz o kadar iyi olur. Satış, Bilgi, Teknik Destek,
Sipariş, vs., adlarına ayrı ayrı elektronik posta kabul edebilmek, sizin
avantajınız olacaktır.
Şimdi iki
şeyi birbirinden ayırdığınızdan emin olalım. Muhtemelen şu anda olduğunuz gibi,
"Internet abonesi" olmak ayrı, Internet'te site sahibi olmak ayrı şeylerdir.
Internet'teki siteniz ve bu siteye gelebilecek elektronik postalarla, şu anda
Internet abonesi olarak sahip bulunduğunuz elektronik posta adresine gelen
postalar da birbirinden ayrıdır. Diyelim ki siz şu anda, örneğin Superonline
veya America On Line yoluyla Internet'e bağlanıyorsunuz ve ali@superonline.com
veya ali@aol.com gibi bir elektronik adresiniz var. Yarın
http://www.alininsitesi.com adresinde bir site sahibi oldunuz ve evsahibi
firma size 20 ayrı elektronik posta adresi verdi. Bunlardan birini
satis@alininsitesi.com olarak kurdunuz. Bu adrese gelen elektronik posta,
evsahibinin bilgisayarında size ayrılan sabit diskte bir muhtemelen
users\ali\incoming\satis\ dizinine düz yazı dosyası olarak kaydedilecektir.
Tabiî arzu ettiğiniz anda, Internet yoluyla bu dizine girerek, postalarınıza
bakabilirsiniz. Ama bu elektronik postanın amacını yok eden bir uygulama olur.
Size lazım olan, satis@alininsitesi.com adresine gönderilen postanın
ali@superonline.com veya ali@aol.com adresine yönlendirilmesidir.
Web evsahibi
firma ücretsiz olarak posta yönlendirme hizmeti vermelidir. Böylece Internet'e
her zaman nasıl bağlanıyor ve postalarınızı okuyarsanız, yine aynı şekilde Web
sitenize gönderilen postaları da okumaya devam edebilirsiniz.
Bu arada
bazı evsahibi firmaların otomomatik posta cevaplama hizmeti sunduğunu da
belirtelim. Bu Autoresponder denen bir Web Server hizmetidir ve özellikle
firmaların müşterilerine karşı ciddî bir görünüm kazanmasına yardımcı olur.
Internet'te
aslında bütün ilişki Server'daki dosyaların ziyaretçinin bilgisayarına
aktarılmaya dayanır. Fakat, Dosya Aktarma Protokolü (FTP) Server'da duran
dosyaların browser ekranında gösterilmeden doğruca ziyaretçinin sabit diskine
aktarılmasını veya ziyaretçinin sabit diskinden sizin Web sitenizin durduğu Web
Server'ın sabit diskine aktarılmasını sağlar.
FTP, Web
sitesi sahibi olarak size iki ayrı alanda gereklidir. FTP'den önce kendi
sayfalarınızı ve CGI pogramlarınızı evsahibi bilgisayara aktarmakta
yararlanırsınız. Bunun için CuteFTP veya WS_FTP gibi paylaşım programlarını
kullanabilirsiniz. FrontPage uyumlu bir evsahibi ile anlaşma yaparsanız,
sitenizin tümünü FrontPage ile yapar ve FrontPage ile aktarabilirsiniz. Fakat
FTP programları, özellikle CGI programlarını aktarmakta ve daha sonra
görebileceğimiz üzere, kendi alanınızda oluşturacağınız klasörlerin kullanım
haklarını belirlemekte şarttır.
FTP ile
ikinci ilişkiniz, kendi sitenizde, ziyaretçilerinizin onlara sunacağınız
dosyaları kendi sabit disklerinde aktarmalarını sağlamak için olacaktır.
Özellikle sitenizde bilgisayar dosyası dağıtımı yapacaksanız, veya çok uzun
metinleri ziyaretçilerinin kullanımına açacaksanız, bunları FTP protokolü ile
almalarına imkan sağlamanız gerekir. HTTP yoluyla da dosya aktarmanız mümkün.
Ancak HTTP ilişkiniz dosya aktarımı tamamlanmadan kesilecek olursa, ziyaretçiniz
dosyayı yeni baştan aktarmak zorundadır. Oysa FTP, yarım kalmış bir dosya
transferini anlayıp, kaldığı yerden devam edebilir.
Internet'te
size sahibi olmak istemenizin nedeni elektronik ticaret olmasa bile, evsahibi
firmanın size Güvenli HTTP (Secure HTTP, SHTTP) bağlantısı sağlaması gerekir.
Bu, olağan HTTP protolüne, kötüniyetli kişilerin özellikle kredi kartı numarası
gibi hassas bilgileri edinmesini önlemek amacıyla eklenmiş bazı önlemler içerir.
Hele Internet alanınız, elektronik ticaret sitesi olacaksa, Server'da mutlaka
SHTTP bulunması şarttır.
Ayrıca
elektronik ticaretin gerektirdiği bazı CGI programları, bu arada alışveriş
sepeti (shopping cart) modeli ile çalışan yazılımların Server sahibi tarafından
sizin kullanımınıza sunulması, sizi bunları oluşturma yükündün kurtarır. artık
bir çok Web evsahibi firma, bu programları müşterilerine ücretsiz veriyor.
Bir çok
evsahibi firma, kredi kartı numarası teyidi için gerekli bağlantıyı kendisi
sağlıyor ve bunu müşterilerine ücretsiz veriyor. Bunun için Web Server
programında bazı kredi kartı firmalarının biraraya gelerek oluşturdukları kendi
Server eklerinin çalıştırılması gerekir. Evsahibi firma size bu imkanı
sağlamıyorsa, siz, kendi sitenizden bu sitelere bağlantı sağlamak zorundasınız.
Biraz önce
FrontPage Extensions ekleriyle, Microsoft veya bir başka firmanın Web Server
programının, bir Web sitesine ziyaretçilerle etkileşme imkanı kazandırdırmanın
mümkün olduğunu belirttik. Ama bir süre sonra, bu etkileşme çerçevesinde,
sitenizde program çalıştırmak isteyebilirsiniz. Visual Basic veya daha da ileri
giderek C++ gibi bir dille program yazmaya, yazdırmaya veya hazır programları
edinip kullanmaya karar verebilirsiniz. Sitenize evsahipliği yapan kişi veya
firmanın, size CGI programı çalıştırma imkanı tanıması, veya bu alanda geçerli
deyimle size kendi CGI dizininizi açma hakkı vermesi gerekir. Fakat (ki bu
büyükçe bir fakat), ziyaretçilerle Web Server'ın yüzyüze geldiği ve ziyaretçinin
Web Server'a tabir yerinde ise "girebildiği" tek yer olan CGI, sitelerin ve
dolayısıyla evsahibi firmanın bilgisayarının niyeti pek de iyi olmayan kişilere
de açıldığı yerdir. İlerde güvenlik bahsine geri döneceğiz; fakat burada hemen
belirtmeliyiz ki, bir çok evsahibi firma, haklı nedenlerle, site sahiplerine ya
CGI imkanı vermiyorlar, ya da CGI programı olarak sadece kendi sağladıkları
programların kullanılmasını şart koşuyorlar. Bazı evsahibi firmalar ise site
sahiplerinin CGI programlarını denetimden geçirmek üzere önceden kendisine
vermesini istiyorlar. Evsahibi şeçerken, CGI imkanı olmasını mutlaka arayın, CGI
alanında sadece kendi programını kullanmanızı şart koşanların da zengin bir CGI
program listesine sahip olup olmadığını inceleyin.
Diyelim ki,
ziyaretçilerinize bir mal veya şiir kataloğu sunacaksınız, ama önce ne tür mal
veya ne tür şiir istediklerini, hangi marka veya hangi şairi seçtiklerini vs.,
belirtmelerini isteyeceksiniz. Sayfanız, bu tercihlere göre, bir veritabanını
araştırarak, uygun malların veya şiirlerin bir listesini ziyaretçiye sunacak.
Bunun için Web Server'da SQL uyumlu, yani veritabanlarında standart arama
yöntemlerini kullanarak arama yapmaya elverişli bir programın bulunması gerekir.
Bunun için evsahibi firma size ne gibi Internet'te arama programları, Web'de
arama bağlantıları veya kendi sabit disklerinde veri tabanı seçme programı
sunuyor? Web Server, SQL uyumlu bir veri tabanı programı ile çalışmıyorsa,
sayfalarınızda bu tür etkileşmeye açık uygulamalar yapamazsınız. NT Server
kullanan Web evsahipleri, hiç tereddütsüz SQL bağlantı imkanı veriyorlar.
Java
programcıkları, ziyaretçinin bilgisayarında çalışırlar; bu nedenle Web Server'ı
ilgilendirmez. Fakat günümüzde bir çok bilgisayar programcısı, Server'da çalışan
ve site sahibinin hayatını çok kolaylaştıran programlar yapıyor ve satıyorlar.
Bu tür bir programı kullanmanız için Web evsahibinin Server'ında Java programı
çalıştırmanıza izin vermesi gerekir. Web Server, NT Server ortamında
çalışıyorsa, bir kişinin nasıl bir Java programına ihtiyacı olabileceğini
düşünmek zor. Ama hiç değilse şu anda böyle bir program sahibi iseniz ve bunu
mutlaka Web sitenizde kullanmak istiyorsanız, evsahibinin Java programına izin
verip vermediğini araştırmalısınız.
Microsoft'un
MediaPlayer programından ve bunun Server bağlantısından önce, RealAudio ve
RealVideo yaygın olarak kullanılan unsurlardı. Halâ bir çok Server, Web
sitelerinin ziyaretçilerine ses olanağı sunması için, RealAudio Server
programını kullanıyor. Siz de sitenizde ses ve video içeren unsurlara yer
verecekseniz ve ses kayıtlarını RealAudio biçiminde yaptı iseniz, evshibinin
size RealAduio Server hizmeti vermesi gerekir.
Internet'in nasıl çalıştığına ilişkin
bilgileri ele alırken, bir Internet ziyaretçisi ile Internet'in omurgası
arasında en az dört etap olabileceğinden söz ettik. Bir ziyaretçi, ISS seçerken,
müşterilerine ne kadar hızlı hizmet sunduğuna dikkat eder. Bu, ziyaretçinin
bilgisayarı ile ISS, danha sonra ISS ile ona bağlantı hizmeti veren aracı
firmalar ve nihayet Internet Omurgası arasındaki ileşitimin hızını belirler.
Peki, ya omurgadan sizin sitenizin durduğu bilgisayara kadar olan bağlantının
hızı? Tıpki bir ISS abonesi olan Internet kullanıcısı gibi Web evsahibi firmanın
bilgisayarıile de omurga arasında ortalama dört ara bağlantı bunulur. Web ev
sahiplerinin çoğunun aslında ISS olduklarını unutmayın. Günümüzde omurgaları
işleten dev firmalar bile ya perakende ISS işi yapıyorlar, ya da Web evsahipliği
şirketleri kurmuş bulunuyorlar.
Web
evsahibinizi seçerken firmanın herhangi bir Internet omurgasına ne kadar yakın
olduğunu, omurga ile Web Server'ın bulunduğu bilgisayar arasında kaç etap
bulunduğunu ve bu etapların birbirine hangi tür hatlarla bağlı olduğunu
belirlemeniz gerekir. Reklamlara aldanmayın. Bir evsahibi firma Internet'e 124
Kbps, hatta T1 bağlantısı olduğunu bile iddia edebilir. Bu doğrudur: evsahibi
firma ile ikinci etap arasında hızlı bir bağlantı olabilir. Ya sonrası?
Tabiî hiç
bir firma "Evet bizimle filanca arasında T1 bağlantı var, ama ondan sonra arada
12 firma daha var, hepsi de birbirine 28.8 modemle bağlı!" demeyeceğine göre, iş
size düşecek ve müstakbel evsahibinizle omurga arasında kaç etap olduğunu siz
belirleyeceksiniz. Internet'te bunu sizin için yapacak çok sayıda firma var.
İsterseniz, 80-90 Dolar'a bir program satınalarak, bunu kendi bilgisayarınızdan
da yapabilirizsiniz.
Kullanacağınız programlara genellikle Traceroute (Yolu İzle) programı deniliyor.
Bu pogramı kullanıcılarına sunan kurum ve kuruluşların bir listesi ise
www.boardwatch.internet.com'da mevcut. Traceroute imkanı veren ve izlemek
istediğiniz Web sitesinin bulunduğu ülkeye yakın bir ülkedeki izleme sitesini
seçin. Açılacak sayfada izlenecek yerin adı hanesine, Internet'e olan
bağlantısını izlemek istediğiniz sitenin adresini yazın. Örneğin,
www.webevsahibi,com.tr. Sonra Trace (izle) düğmesini tıklayın. Karşınıza bir
liste gelecektir. Bu listede, izleme işini başlatan bilgisayardan bir omurga
işletmecisine, daha sonra omurgadan omurgaya ve sonunda omurgadan izlediğiniz
Web sitesine kadar, bir mesajın geçtiği bütün etapları göreceksiniz.
Böyle bir
listesi bir örnekle açıklayalım.
Büyük bir
Internet omurga işletmecisi olan Digex firmasının Traceroute programına, sık sık
kullandığımız ve son zamanlarda Web evsahipliği yapmaya başlayan Peter
Norloff'un Internet sitesinin adresini yazıyoruz: www.toward.com ve programa
hangi istatistiği istediğimi belirtiyoruz: Trace.
Digex
firması, önce verdiğimiz ismi IP adresine çeviriyor: 206.205.242.132. Sonra, bu
Web'in durduğu bilgisayarın adresini belirliyor: 204.194.180.40. (Çoğu zaman bir
Web sitesinin IP adresi, üzerinde bulunduğu bilgisayarla aynı olamaz. Web
Server'ın "Domain Server" programı, kendi üzerinde aranan bir Web sitesinin
hangi sabit diskte hangi klasörde olduğunu bilir ve Internet'e, ya da talep eden
ziyaretçiye, bildirir.)
İzleme
programı istediğimiz Web sitesini buluncaya kadar geçtiği bütün etapları,
adları, IP adresleri ve bu etabı geçinceye kadar harcadığı süre ile birlikte,
bize bildirir. Bu listenin şifresini çözebilmek için, belli başlı omurga
firmaları ve kullandıkları ağ isimlerine aşina olmanız gerekir. Örnek
listemizde, izlemeye başlayan Digex'e ait Web sitesinin bulunduğu bilgisayarı
tanımak kolay, çünkü kendisine ait "atlas.digex.net" adlı bir bilgisayardan
başlıyor (listede 1 numaralı satır) ve aynı aynı firmanın omurgasına geçiyor (2
numaralı satır). Sonra, Verio adlı bir diğer omurga firması ile bağlantı
kuruluyor (3 numaralı satır) ve bağlantı bu kez Verio'nun omurgasında sürüyor
(4, ve 5 numaralı satırlar). Bağlantı, Verio'nun omurgasından, yine aynı firmaya
ait (demek ki, Verio şirketi hem omurga işi yapıyor, hem de ikinci ve üçüncü
etap dağıtım işi!) FE-2 ve H-5 adlı iki aracı firma üzerinden devam ediyor (6 ve
7 numaralı satırlar). Bağlantı OS2BBS adlı bir bilgisayar üzerinden geçiyor (8
numaralı satır) ve aradığımız bilgisayarı buluyoruz (9 numaralı satır). Şimdi
Digex ve Verio'nun omurga olduğunu bildiğimize göre, www.toward.com ile omurga
arasında üç etap var. Nitekim, bu bilgisayarı bulmamız 16 milisaniye alıyor!
Bunu, tanıdığınız başka Web alanları için yaptığınızda, 16 milisaniyenin
gerçekten imrenilecek bir sürat olduğunu göreceksiniz.
////////////////////////////////KUTU////////
Belli başlı
Internet Omurga Firmaları
AGIS
AT&T
Bell
Advanced Comminucations
CAIS
Internet
Concentric
Network Corporation
CRL Network
Services
CWIX Cable
and Wireless Internet Exchange
DataXchange
Network, Inc.
DIGEX,
Incorporated
Electric
Lightwave.
EPOCH
Networks, Inc.
Exodus
Fiber
Network Solutions
GeoNet
Communications, Inc.
GetNet
International
Frontier
GlobalCenter
GridNet
International
GTE
Internetworking/BBNPlanet
GTE
Internetworking/Genuity
GTE
Internetworking/Nap.Net
IBM Global
Network
IDT Corp
Icon CMT
INET
Solutions
MCI
Communications
NETCOM
Netrail
Incorporated
Priori
PSINet
PSINet
Limited/iStar Internet, Inc.
Savvis
Communications
Sprint IP
Services
TCG CERFnet
Services
Verio
VisiNet
Vnet
Internet Access
WinStar
GoodNet
WorldCom
Inc./ANS Communications, Inc.
WorldCom
Inc./Compuserve Network Services
WorldCom
Inc./UUNET Technologies, Inc.
ZipLink
//////////////////////////////////////////////
Traceroute
programları, size müstakbel Web evsahibinizin bilgisayarı ile ilk bağlantısı
arasındaki hattın niteliğini de söyleyecektir. Yukarıdaki örneği yorumlamaya
devam edersek, omurgalar ve onlarla bağlı ikinci ve üçüncü routerlar arasındaki
iletişimin oldukça hızlı olduğunu görürsünüz. Şimdi hedef site ile onun bağlı
olduğu ilk router arasında, diğerlerine oranla korkunç derecede yüksek bir zaman
farkı olsa idi, kolayca bu sitenin durduğu bilgisayarın Internet'e yavaş bir
hatla bağlı olduğuna hükmedebilirdik. Ama bu örnekte görüyoruz ki, omurgadan
omurgaya 4 milisaniye, omurgadan ikinci etaplara 8 milisaniye, ikinci etaptan
üçüncüye 12 ve nihayet hedef bilgisayara 16 milisaniye zaman geçiyor. Digex ve
Verio'nun omurgaları en hızlı hatlara ve router'lara sahip olduğuna göre,
oranlarsak, ikinci ve üçüncü etap bağlantılar da en azından T1 hızında olsa
gerek!
Traceroute
programları da Internet'teki sıkışıklıklardan etkilenirler. Bu nedenle muhtemel
evsahibi firmaları denetlerken, bir kere değil en az bir hafta boyunca ve günün
değişik saatlerinde izlemelisiniz. Ayrıca bir firmanın bilgisayarı bir gün yedek
router ile çalışıyor veya bakım halinde olabilir. Bu nedenle Traceroute imkanını
dikkatli kullanmalısınız.
Bu arada,
Web evsahibi adayınızın gerçekten evsahibi mi, yoksa başkalarını ağırlamaya
çalışan bir misafir mi olduğunu da belirlemenizin mümkün olduğunu hatırlatalım.
Günümüzde bir çok Web evsahibi, ev sahipliği yaptığı site sahiplerine, başka
siteleri de müşteri olarak almaları halinde, fiyatta indirim teklif ediyor; bu
ikinci el evsahiplerinin evsahipliğinin gerektirdiği teknik bilgiden yoksun
olmaları, site sahibi olarak sizi çok sıkıntıya sokabilir. Traceroute'ta,
"evsahibi" olduğunu iddia eden firmanın aradığınız sitesinin hemen üstünde bir
veya bir kaç "şüpheli" site adı görürseniz, Internet'de bütün Domain adlarını
tescil eden makam olan InterNIC'e bu sitenin "Kim" olduğunu sorabilirsiniz.
Internet'te bu amaçla kullanılabilecek bir sitenin kime ait olduğunu, sahibi,
faturayı kesen yetkili kişisi ve varsa teknik personelinin adı, adresi, telefon
ve faks numaralarını tespit eden bir çok program bulabilirsiniz. Yukarıda
verdiğimiz örnekte, Toward.com'un hemen üzerinde görülen Os2bbs.com'un
yetkililerinin kim olduğunu araştırmak için Whois32.exe programını kullanıyoruz
ve bu sitenin de Toward.com'un ait olduğu kişiye, Peter Norloff'a ait olduğunu
görüyoruz.
Aynı
araştırmayı, InterNIC'in Web sitesinde, doğrudan kendiniz de yapabilirsiniz.
Ancak InterNIC farklı ülkelerin Web sitesi bilgilerini farklı firmalara ihale
etmiş olduğu için, bu alanda aradığınız her site sahibi hakkında bilgi
bulamayabilirsiniz.
Internet'e
Amerika'da kaydolan siteler hakkında, "whois.arin.net," Avrupa'da kaydolan
Internet siteleri hakkında "whois.ripe.net," Asya-Pasifik ülkeleri hakkında
"whois.apnic.net," Amerikan Silahlı Kuvvetleri'ne ait siteler hakkında
"whois.nic.mil," ve ABD hükumetine ait siteler hakkında "whois.nic.gov"
adreslerinde araştırma yapabilirsiniz.
Bu noktada
nasıl bir site istediğiniz, nasıl bir yol izleyeceğiniz ve nasıl bir bağlantı
kuracağınız hakkında karar vermiş olmalısınız. Bu kararınız şu üç bölümden
birine girecektir:
1. Kendi
bilgisayarınızda, kendi Web Server'ınızı oluşturabilirsiniz ve Internet bağlantı
hizmeti veren bir kurum veya kuruluştan kiralayacağınız bir hatla Internet'e
bağlantınızı sağlarsınız: www.benimsayfam.com.tr. Bu yolu izleyecekseniz, Web
Server olarak hizmete sokacağınız bilgisayarda bir Domain Server programı kurup
(Web Server programları bunu genellikle kendileri kurarlar) bu Server'da
oluşturduğunuz Domain'i ve bu Domain içinde yapacağınız siteyi Internet Tescil
Sistemi'ne kaydettirmeniz gerekir.
2. Bir
Internet Servis Sunucu'nun ücretsiz Web sayfası hizmetinden yararlanacaksanız,
(www.üyeler.evsahibi.com.tr/alinin_sayfası) ilk başvurunuzda sizden sitenize bir
isim vermeniz istenebilir. Bu tür sayfalar çoğunlukla, kurulmuş ve tescil
edilmiş sitelerde bir alt-dizin şeklinde olduğu için, sitenize vereceğiniz isim
site adı olmayacağı için, herhangi bir kayıt zorunluğu olmayacaktır.
3. Bir Web
evsahibi firma ile belirli bir ücret karşılığı sitenize evsahipliği yapması için
anlaşma yapabilirsiniz; firmanın sunduğu seçeneğe bağlı olarak bu site, üç ayrı
yolla Internet'e sunulabilir:
a. Sizin
siteniz evsahibi firmanın sitesinde bir alt dizin olabilir:
www.evsahibi.com.tr/alinin_sayfası. Bu durumda tıpkı 2'nci maddedeki gibi, sizin
siteniz Internet Tescil makamlarına kaydettirilemez.
b. Sizin
siteniz ev sahibi firmanın Domain'inde bir alt-domain olabilir:
www.alinin_sayfası.evsahibi.com.tr. Siteniz, bir alanın alt-alanı olduğu için
tescil edilemez, Evsahibinin sisteminde bulunması gereken Domain Name Translator
Gateway denen kendi Domain'i içinde alt-Domain'leri belirleyen bilgisayar veya
program, sizin sitenizi kendi sistemi içinde nurada bulacağını bilir.
c. Sizin
siteniz evsahibi firmanın bilgisayarında durmakla birlikte, onun Domain'i içinde
değil, müstakil bir site olacaktır: www.alinin_sayfası,com.tr. Bu durumda sizin
sayfanın Internet'te tescil edilmesi gerekir. Tescil sırasında IP adresi olarak,
evsahibi firmanın Domain Server adresini vereceksiniz.
Üçüncü yolu
seçtiğinizi varsayarsak, yapacağınız işlerin birincisi sitenize bir isim bulmak,
sonra da bunu kaydettirmektir. Daha sonra bir Web sitesi inşa programı satın
alarak, kolları sıvayacaksınız. Son adım ise oluşturacağınız siteyi, Web
evsahibinin sitesine aktarmak ve yeni sitenizi tanıtmaya başlamaktır.
Internet'te
site isimlerinin çok önemli olduğunu biliyorsunuz. Internet'te bir alan
açtığınız anda, bütün dünyanın bu sitenin varlığından haberdar olması mümkün
olmadığına göre, sitenizi elinizden geldiğince tanıtacak; kartvizitinize,
faturalarınıza, basılı her türlü kağıdınıza, sitenizin adresini koyacaksınız. Bu
amaçla tanıdığınız herkese elektronik posta yollayacak, hatta belki de bu işin
ticaretini yapan firmalardan isim, adres, faks numarası veritabanı satın alarak,
muhtemel ziyaretçiniz olabilecek herkese, duyuruda bulunacaksınız. Eğer siteniz
bir inanç ve dava adına oluşturuluyorsa, dost-hasım ama muhatabınız olabilecek
herkesin bu sitenin varlığını öğrenmesini sağlayacaksınız. Bu kişiler, tabiî,
duyurunuzun cazibesine bağlı olarak, sitenizi ziyaret edecekler ve sayfanızın
cazibesine bağlı olarak browser programlarına bir kestirme işareti (bookmark)
koyarak, ilerde daha kolay ziyaret etmek isteyeceklerdir.
Web
evsahibinizden bir sebeple hoşlanmadığınızı ve verilen hizmetten memnun
kalmadığınızı düşünelim. Bu yüzden Web sitenizin adının da değiştirilmesi
gerekirse, yaptığınız bunda tanıtım ve bastırdığınız bunda tanıtım malzemesi
boşa gidecektir. Oysa sitenizin adını koruyabilirseniz, Tescil Kurumu'na bir
başvuru ve bir hafta kadar bekleme sonucu, aynı isimle başka IP adresinde tekrar
ziyaretçilerinizin karşısına çıkarsınız ve hiç kimse sitenizin yer
değiştirdiğini bile farketmez. Sitenizin adını elinizde tutabilmeniz için bu
ismin size ait olması gerekir.
Internet'in
bu yıl yürürlüğe giren yeni Domain Adı Tescil Kuralları çerçevesinde, her ülkede
Domain adları tescilini, Üst Düzey Alan İdarecisi (TLD, Top Level Domain
Administrator) denen yetkili bir kurum veya kuruluş yapmaktadır. Türkiye için
ayrılan üst düzey adı ".tr" şeklindedir. Bu üst düzey adını taşıyacak alan adı
tahsislerini yapmaya yetkili TLD yöneticisi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Bilgiişlem Daire Başkanlığı'dır (http://dns.metu.edu.tr). Sonu "TR" ile biten
bütün ikinci düzey alan adlarına (.bbs.tr, .com.tr, .org.tr, .gov.tr, k12.tr,
.net.tr, .nom.tr, .gen.tr ve .mil.tr) tahsis edilecek IP adreslerini bu kurum
tescil eder.
Yakın zamana
kadar ticaretle uğraşsın, uğraşmasın dernek, hükumet kuruluşu veya askerî kurum
olmayan kişi ve firmalar Internet sitelerine "com" ile biten isimler
alabilirlerdi. Ancak belirli ikinci düzey alan adları diğerlerine oranla fazla
kapışıldı. Uluslararası Internet kurulu şimdi ticaret kurumu olarak kayıtlı
olmayan firmalara veya kişilere ".com" alanında ad tescili yapmıyorlar. Kişiler
artık sitelerine sadece ".nom.tr" ile biten isimler alabilirler. Yasayla
kurulmuş veya yasaya uygun bir tüzüğü bulunan dernekler ise ".org.tr" alanında
site ismi alabilirler. Hükumet daireleri veya kamu kurumları, ".gov.tr"
(hükumet, government), ve askerî nitelikteki kurum veya kuruluşlar ise ".mil.tr"
(askeriye, military) ile biten isimler alabilirler. Yeni kurallara göre
".k12.tr" orta öğretim kurumlarına ayrılmış bulunuyor. Internet hizmeti sunan
kuruluşlar ".net.tr" alanında tescil edilebilirler.
Kişiler ise
kendi şahsî siteleri için ".nom.tr" veya "gen.tr" Domain'inde isim tescil
ettirebilirler. Firmalar da isterlerse ".com.tr" yerine ".gen.tr" alanında isim
alabilirler. Dünyanın bir çok ülkesinde bulunmayan ".bbs" alt grubu, henüz
Türkiye'de veriliyor ve 40 civarında site bu adı taşıyor.
Son sayımda
Türkiye'de "com.tr" alanında 7,500, ".org.tr" alanında 443, ".edu.tr" alanında
107, ".k12.tr" alanında 70, ".gov.tr" alanında 224, ".net.tr" alanında 88,
".gen.tr" alanında 700 civarında site vardı. 40 site ise ".nom.tr" alanında
bulunuyordu.
ISS'ler ve
onlara omurga ile bağlantı sağlayan ikinci düzey hizmet sunucular, kendilerine
Türk Telekom'un bir kuruluşu olan TURNET tarafından tahsis edilmiş IP
adreslerini, sitesine evsahipliği yaptıkları kişilere verebilirler. Bu nedenle
siz, bir evsahibi firma ile anlaşma yaptığınızda, büyük bir olasılıkla, isim
tesciliniz ücretsiz yapılacaktır. Ancak firmalar bu ismin ve IP adresinin
Internet'in ilgili birimlerine, Avrupa IP Ağı'na (RIPE, Reseaux IP Europeens) ve
InterNIC denen genel tescil kurumuna "yayınlanması" için bir ücret talep
edebilirler.
Tescili siz
doğrudan da yaptırabilirsiniz. Bunun için Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin
elektronik isim tescili formunu, dns.metu.edu.tr adresinde doldurmanız gerekir.
Formu
doldururken Türkçe karakter (ü, ö, ğ, ı, ş gibi) kullanmamanız gerekir. Forma,
evsahibi firmanın Internet Server Adresini (IP adresi olarak kendisine TURNET
tarafından tahsis edilmiş, örneğin 144.122.1.102 gibi, bir numarayı) ve bu
Server adını (örneğin, ns02.metu.edu.tr) yazmak zorundasınız. Bu formun
doldurulmasında mutlaka dikkat edilmesi gereken kurallar,
dns.metu.edu.tr/uyari.html adlı sayfada bulunuyor. Yine aynı yerde v21.html adlı
sayfada da alan ve isim seçme ile ilgili kurallar var. Bu iki belgeyi iyice
okumadan, isim tescili için başvurmamak gerekir.
Evsahibi
firma olarak, Türkiye'de bir şirketi değil de, örneğin ABD'de bir firmayı
seçerseniz, tesciliniz RIPE nezdinde yetkili kurum olan Orta Doğu Teknik
Üniversitesi tarafından değil değil, ARIN adlı kuruluş nezdinde yetkili kurum
olan Network Solutions, Inc., firması tarafından yapılacaktır. Bunun için
InterNIC'in Web sitesindeki başvuru formunu doldurmak zorundasınız, Asya'da bir
firmayı seçerseniz, tescil işlemi APNIC adlı kuruluş tarafından yapılacaktır.
Tescili nerede yaptırırsanız yaptırın, mutlaka tescil formuna kendi adınızı
yazın; tescili ISS veya evsahibi firma yaptırıyorsa forma sizin adınızı
yazmasını şart koşun.
Web Domain
Adları tesciliyle ilgili geniş bilgiyi InterNIC'in Internet adresinde
(http://rs.internic.net) de bulabilirsiniz.
Internet'in
kısa zamanda yürürlüğe girmesi beklenen yeni isimlendirme kuralları, yeni Üst
Düzey Domain'ler oluşturulmasını öngörüyor. Bunları şimdiden tanımanızda yarar
var:
.arts Kültürel ve sanatsal amaçlı kurum veya kuruluşlar
.firm İş kuruluşları ve firmalar
.info Enformasyon hizmeti veren siteler
.rec Eğitim ve spor amaçlı faaliyetler
.store Elektronik ticaret mağazaları
.web Web hizmeti veren kurum veya kuruluşlar
İsim
bahsini kapatmadan önce, beğendiğiniz bir ismin başka bir kişi, kurum veya firma
tarafından daha önce alınıp alınmamış olduğunu araştırmanız gerektiğini
hatırlatalım. Bunu, InterNIC sitesinde kolayca yapabilirsiniz. Son sayımda,
hergün tescil edilen Site adı sayısı 20 bini bulmuştu! Bu nedenle beğendiğiniz
bir isim muhtemelen alınmış olabilir. Bulacağınız ismin kısa anlamlı olmasına
dikkat edin.
Firmanız
için site adı alacağınız zaman, tescilli ticaret markası olarak size ait bir
kelimenin başka biri tarafından Domain adı olarak tescil ettirildiğini
görürseniz, Orta Doğu Teknik Üniversitesi veya InterNIC kanalıyla o ismin
kullanılmasını durdurabilirsiniz, ama siz de o adı kullanamazsınız. Bu nedenle
beğendiğiniz bir adı başka birinin ticaret markası olarak tescil ettirip size
engel olmasını önlemek için, bulduğunuz adı önce ticaret markası olarak tescil
ettirin ve daha sonra tescile yetkili kuruluşda başvurun.
Bu bahiste
son olarak, Domain isimlerinin tescili için size yardımcı olabilecek
kuruluşlardan da söz edelim. Bulduğunuz ismin tescil işini bir ISS veya Web
evsahibi firmaya bırakırsanız, tabiî firmaya bağlı olarak bir sorunla
karşılaşmayabilirsiniz. Fakat bu adı kendiniz tescil ettirmeye kalkarsanız,
tescil kurumları sizden genellikle iki Domain Server'ın IP numarası
istenecektir. Bir evsahibi ile anlaşmadan böyle bir adrese sahip olmanız mümkün
olamaz. Bu sorunu ortadan kaldırmak için bazı firmalar sizden bir ücret alarak,
bulduğunuz site adını sizin isminize fakat kendi IP numaraları ile tescil
ettiriyorlar. 35-40 Dolar'a bu büyük bir kolaylık. Sonra, bir Web evsahibi ile
anlaştığınızda, bu sitenin IP adresini değiştirmekle yetiniyorsunuz.
Bu tür
yardım sağlayan güvenilir firmalar arasında 123 Domain Me!
(www.123domainme.chm), Alldomains (www.alldomains.com), Tabnet Registration
Services (www.tabnet.com) sayılabilir. Bu alanlarda, beğendiğiniz bir ismin
başkası tarafından alınıp alınmadığını da araştırabilirsiniz. Alldomains firması
Türkiye için de tescil talebi kabul ediyor.
Evsahibinizi değiştirmek istediğinizde, ilk tescile benzer bir işlem yapmak
zorundasınız. Anlaştığınız yeni evsahibinden IP adres numarasını isteyin, ve
Tescil makamına adres değişikliği için başvurun. Tabiî, bu arada Web sitenizin
tam bir kopyasını çıkartıp, yeni evsahibinin bilgisayarına aktarmak
zorundasınız. Bir hafta ile on gün arasında bütün Internet Domain Name Server
merkezlerine yeni IP adresiniz yayınlanacaktır. Bundan sonra eski sitenizi istal
edebilirsiniz.
Evet, şimdi
artık sitenizin adı belirlenmiş, nerede olacağına karar verilmiş bulunuyor. Web
sitesi için nasıl bir yol izlemeye karar vermiş olursanız olun, bundan sonra
yapacağınız iş, her türlü site tarzı için aynı sayılabilir. Aslında Web sitesi
dediğimiz şey, önce sizin bilgisayarınızda, sonra Web Server bilgisayarında bir
dizin ve onun içinde bir çok alt-dizine dağılmış bilgisayar dosyaları demektir.
Sitenizi kendi bilgisayarlarınızda, kendi Server'ınızda oluşturmak ve bunu
kiralık bir hatla Internet'e bağlamaya karar verdiyseniz, Web siteniz büyük bir
ihtimalle, tasarlandığı bilgisayardan Web Server'a yerel alan ağı ile
aktarılacak demektir. Ücretsiz bir Web sitesi edindiyseniz, Server sahibinin
talimatı doğrultusunda, sayfalarınızı site sahibinin sitesine muhtemelen FTP
yolu ile aktaracaksınız. Bir Web evsahibi ile anlaşma yaptıysanız, izleyenecek
yollar aşağı yukarı standart hale gelmiş sayılır. Bütün yapacağınız şey,
sitenizi oluşturduktan sonra evsahibinin bilgisayarına aktarmaktan ibaret.
Web
evsahibi firma ile anlaşma yaparken, sizin vereceğiniz çeke karşılık, firma da
size bir IP adresi ile sizin Web hesabınızın kullanıcı adı ve parolasını
verecektir. Ayrıca size bir FTP hesabı açması ve bunun parolasını vermesi
gerekir. FTP hesabını, kendi sabit diskinizde oluşturacağınız alanı, evsahibinin
bilgisayarına aktarmakta kullanacaksınız.
Yine
yaptığınız anlaşmaya bağlı olarak, gelecek elektronik mesajlarlar için POP Posta
Kutusu için Server adı, gidecek elektronik mesajlar için SMTP Server adı, size
verilen POP Kullanıcı Adı ve parolası gibi bilgilerin de size verilmesi gerekir.
Yine anlaşmanıza bağlı olarak, CGI programlarınız için açabileceğiniz dizin,
burada kullanabileceğiniz CGI programlarının bulunduğu URL (ve buraya girebilmek
için gerekli parola) bilgilerini de istemeniz gerekir.
Bazı
evsahibi firmalar, müşterilerine ek hizmetler de sunarlar. Örneğin sitenizi her
gün kaç kişinin ziyaret ettiği, bunların sizin alanınıza hangi sitelerden
geldikleri gösteren ziyaretçi istatistikleri, ya size hergün elektronik postayla
gönderilir; ya da siz firmanın vereceği bir URL'e giderek, kendi
istatistiklerinizi kendiniz ararsınız. Bu ikinci durumda muhtemelen size bir
parola vereceklerdir.
Evsahibi
firma ile anlaşma yaparken verilmesi gereken bütün bilgileri isteyin. Gerçi
araştırmalarınız sonucu 24 saat teknik servis veren bir firma bulmuş
olmalısınız; ama daha ilk günden sizi zora sokmalarına izin vermeyin.
Bu noktadan
sonra HTML veya ASP sayfalarınızın tek tek oluşturulması ve bir site bütünlüğüne
kavuşturulması gerekir. Site edinmekte hangi yolu izlemiş olursanız olun,
sitenizi oluşturmaya FrontPage ile başlamanızı şiddetle tavsiye ederiz. Piyasada
yüzlerce HTML editörü ve site yönetim programı bulacaksınız. Bunların bazılarına
ihtiyacınız olacak. Ama FrontPage, şu anda piyasada mevcut site oluşturma ve
yönetim programlarının sadece en beceriklisi değil, aynı zamanda en kolayı. Ve
tabiî, en yaygını ve adeta standart haline gelmiş olanı. Bununla birlikte
FrontPage'de de sayfa yaparken olmasını arzu ettiğiniz bir çok imkan ve
yeteneğin bulunmadığını göreceksiniz. HTML dilini öğrenmeye başladıkça, sık sık
bir düz yazı programının size her türlü HTML editöründen daha kullanışlı geldiği
anlar olacak. FrontPage ile yapacağınız sayfalara, başka firmaların
programlarında multimedya ekleri yaptığınız günler gelecek. Fakat FrontPage,
sadece sayfa tasarımında değil, fakat aynı zamanda yapacağınız sayfaların bir
site olarak, evsahibi bilgisayara aktarılmasında, ileride sitenize ekler
yaptıkça veya sayfalarda bazı unsurları değiştirdikçe yapabileceğiniz hataları
özellikle bağlantı kopukluklarını belirlemenize yardımcı olacaktır.
FrontPage'i
kullanmak zorunda değilsiniz; fakat kullanacağınız site yönetim ve HTML sayfa
oluşturma programlarının, mutlaka FrontPage'de bulunan şu özelliklere sahip
olmasına dikkat edin:
Gördüğünüz
Gibi Sayfa Oluşturma: Masaüstü yayıncılık programları ile bilgisayar diline
garip bir kısaltma daha girmişti. İngilizce Ne Görürsen Onu Alırsın (What You
See Is What You Get) kelimelerinin kısaltılmışı olan WSIWIG (Vizivig, okunuyor)
şimdi HTML sayfa yapma programlarının da bir özelliği. Sayfalarınızı, sanki bir
kelime işlem programında, ya da masaüstü yayıncılık programında kağıda dökülmek
üzere sayfa yapıyormuş gibi, yapıyorsunuz; program sayfanızı HTML kodlarını
koyarak saklıyor. Bu programlarla HTML dilini öğrenmek zorunluğu asgariye
iniyor. Dikkat edin, "Ortadan kalkıyor," demiyoruz. Çünkü eninde sonunda HTML
kodlarına elle ince ayar yapacağınız bir an mutlaka gelecektir. En azından,
kullanma izni verilen bir Javascript veya benzeri program parçacığını bir yerde
beğenip, sayfanıza ithal etmek isteyeceksiniz. Ne kadar WSIWIG olsalar da HTML
editörleri çoğunlukla ilave Script tarzı programları kendi kodlarına ithal
etmekte fazla yardımcı olmuyorlar.
Kopuk
Bağlantıları Bulma: Site yönetim programınızın, sayfalarınızın arasında veya bir
sayfanın çeşitli unsurları arasındaki bağlantıların kopuk olup olmadığını
belirlemesi gerekir.
Bütün
Sitenizin Şeması: Kullanacağınız site yönetim programı, sitenizin bütün
sayfalarını, küçük pullar halinde ve birbirlerine bağlantılarını çizgilerle
gösterebilmelidir. Böylece hangi sayfanın nereye bağlandığını, bağlanmamış sayfa
olup olmadığını ve özellikle sitede bir sayfaya değil de, tasarlandığı sıradaki
gibi sabit diskte bir dizinde duran sayfalara bağlanmış sayfaları
görebilirsiniz. Site kavramıyla değil de tek tek sayfalar hazırlamak üzere
geliştirilmiş HTML editörleri, çoğunlukla bir sayfadan bir başka sayfaya veya
unsuruna bağ yaptığınız zaman, HTML'in bu amaçla açtığı HREF koduna, sabit
diskin ve dizinin adını yazar. Site yönetim programınızın, bu sayfaları
Internet'teki yeni alanınıza yüklerken, bütün bağlantıları düzeltme kabiliyeti
olması, işinizi büyük ölçüde kolaylaştırır.
Microsoft
FrontPage, bunlara ek olarak, oluşturacağınız Internet sitesinde, Web Server
olarak kullanılan programa bağımlı olmak şartıyla, ziyaretçilerinizle
etkileşmenizi kolaylaştıracak başka özelliklere de sahiptir. Bunları da kısaca
sıralayalım:
CGI
programı yazmadan, Form'lara Action/Hareket kazandırmak: Form'larınıza
koyacağınız "Gönder" veya benzeri komut düğmelerinin karşılığı, HTML'in FORM
etiketinde ACTION komutunun karşısınaz yazacağınız bir program olacaktır. Bu
programlara genellikle CGI programı denilir. Eskiden bütün Web Server'ların UNIX
işletim sistemiyle çalıştığı zamanlarda, bu tür CGI programlarını yazmanın en
kolay yolu Perl dilini öğrenmekti. Perl nisbeten kolay bir programlama dili
olmakla birlikte, işi bilgisayar programı yazmak olmayan kişiler için CGI
programı ciddî bir sorun olurdu. FrontPage, Web Server'da FrontPage Extensions
adı verilen program yönetmeni yüklenmiş ise, site sahibinin hiç bir programlama
dili öğrenmeden Form'larına hareket kazandırmasını mümkün kılıyor.
Tartışma ve
Sohbet Grupları Açma: FrontPage ile Web sitenizde kolayca tartışma ve sohbet
"odaları" açabilirsiniz ve ziyaretçileriniz bu sayfalarda birbirleri ile
karşılıklı yazışabilirler. Yine eski UNIX sistemlerinde bunun için ek program
satın almanız gerekiyordu.
Web
Sitenizde Özel Alanlar Açma: Frontpage ile oluşturacağınız sayfaları istediğiniz
ziyaretçiye açma, istediğinize kapatma imkanı vardır. Özel bir sayfaya girmek
isteyen ziyaretçiye, FrontPage Extensions'ın yardımıyla parola sorabilirsiniz.
Yine eski Server'larda bunun için özel Unix programları gerekiyordu.
Arama
Kutuları Koyma: FrontPage sayesinde ziyaretçilerinize Web sitenizdeki bütün HTML
belgelerinin içinde geçen bütün kelimeleri kullanarak arama yapma imkanı
verebilirsiniz. "Arama motoru" da denen bu imkandan yararlanabilmek için ilave
program üreten firmalara tek kuruş ödemek zorunda değilsiniz.
Ve tabiî,
FrontPage'in Internet'ten kolayca indirebileceğiniz ücretsiz bir program
olmadığını da hatırlatalım. Perakende satış fiyatı 80 Dolar'la 100 Dolar
arasında değişen bu programı, NT Server işletim sistemi ile ücretsiz
edinebilirsiniz. Programın sadece sayfa editörü olarak kullanılabilecek bir
sürümü, Internet Explorer ile ücretsiz verilmektedir. Internet Explorer da
çeşitli Internet alanlarından (örneğin, www.microsoft.com) ücretsiz
edinilebilir.
Bir Web
sitesi oluştururken, mimarîden basılmak üzere yayın hazırlamaya kadar hemen her
tasarım projesinde karşı karşıya kalınan sorunla karşılaşacaksınız: Şekil mi,
işlev mi?
Kimine
göre, Internet bilgisayarı televizyona çevirdiği için bu kadar ilgi çekmektedir;
dolayısıyla Web siteniz baştan sona bir televizyon programı gibi
tasarlanmalıdır. Kimine göre, ziyaretçiler bu kadar masraf ve zahmet ederek bir
Web sitesine ulaştıklarında, mutlaka yararlanacakları şeyi bulmalıdırlar.
Siz,
mimarîde veya mobilyada hangi tarzı daha çok seversiniz? Şekle önem vereni mi,
kullanışlılığa önem vereni mi? İnanın bu tercihiniz, yapacağınız sayfalara ve bu
sayfaların tümünün oluşturacağı Web Sitesine de kişiliğini verecektir. Web
sitesi, bir görsel ifade tarzıdır. Burada biz ne desek, siz yine kendi ifade
tarzınızı kendiniz oluşturacaksınız.
Fakat…
Unutmamak gereken tek şey, Web sitesinin oyuncak olmadığıdır. Sahibi için
oyuncak niteliğinden ileri gitmeyen Web siteleri de vardır. Ama siz, bu
kitapçığın en başında kendi kendizine sormanızı istediğimiz soruya verdiğiniz
cevaba göre, nasıl bir Web sitesi oluşturmalısınız? Web sitesini sırf eğlenmek,
bilgisayarla yeni bir oyun türüne kavuşmuş olmak için mi kuruyorsunuz? Yoksa
belirli bir ticarî, fikrî, duygusal, vs., amaca mı hizmet edeceksiniz? Ya da,
Web sitenizi kendiniz için mi kuruyorsunuz, başkaları için mi?
Cevabınız
"Başkaları" ise, o zaman uygulamanız gereken bazı metamatik kurallar var.
Bunların başında da sitenin etkin olması geliyor.
Ekonomi
uzmanları, "Etkinlik, harcanan zamana göre elde edilen yararın oranıdır,"
derler. Bunu kendi Web sitenize uyguladığınızda şu sorulara cevap bulmak
zorundasınız:
1. Bu
sayfaya gelecek ziyaretçi aradığını kolay buluyor mu?
Bir Web
sayfasında aranan unsurun kolay bulunması, herşeyden önce sayfanızın
ziyaretçinin bilgisayarına çabuk aktarılmasını gerektirir. Oluşturduğunuz
sayfaları kendi sabit diskinizde kolayca açıp kapatabilirsiniz. Sonuç itibariyle
sayfalarınız browserınızla aynı sabit diskte duruyor! Ziyaretçinin browserı ile
sayfalarınızın arasına binlerce kilometre mesafe ve sayısız router ile telefon
teli ve uydu sinyali girdiği zaman, aynı hızı bulamayacaksınız.
Kolaylığın
bir diğer ögesi ise sunuluşta içgüdüsel yaklaşımlara uygun bir tasarıma bağlı
kalmaktır. Her konu, kendi içinde doğal bölümlere ayrılır. Mimar Sinan'ın
hayatını ve eserlerini anlatan bir sayfa yaptığınız zaman, sitenizin "Hayatı" ve
"Eserleri" diye ikiye bölünmesinden daha tabiî bir şey olamaz. "Hayat" bölümüne
girebilecek bir unsuru "Eserler" bölümüne koyarsanız, bu unsura ziyaretçileriniz
açısından kayıp gözüyle bakabilirsiniz. mimar Sinan'ın hayatını ile ilgilenenler
bu unsuru göremeyecekler, eserlerine ilgi gösterenler ise ilgisiz buldukları bu
unsura dikkat etmeden geçeceklerdir.
2.
Sayfanızın temel karakterine uygun olmayan, "Olmasa da olur" diyebileceğiniz
şeyler var mı?
Grafikler,
zemin fotoğrafları, ses, anime grafikler ve video klipleri çoğu zaman hiç bir
sayfada olmasa kimsenin "neden yok" diyeyeceği şeyler değildir. Mimar Sinan'ın
eserlerini fotoğraf ve grafik olmadan anlatabilmek, hemen hemen imkansız olsa
gerek; ama sırf başkaları yapıyor diye, sayfanıza açılırken çalmak üzere Mimar
Sinan devri Klasik Türk Müziği'nden güzel bir örnek koymanın sayfanızın
Internet'e 16 etapta bağlanan bir ISS'in abonesi ziyaretçiye vereceği sıkıntı,
belki de sayfanızın tümünün görülmesini önleyecektir. Çağımızda, hiç kimsenin
10-15 saniyeden fazla kum saati seyretmeye tahammülü olmadığını bilmek
zorundasınız.
3. HTML'in
kurallarına tümüyle riayet ettiniz mi?
Etkin
olmasını sağlamaya çalıştığınız sayfalar, kolay gibi görünen, ama bütün
bilgisayar dilleri gibi incelikleri ve kuralları olan bir dille yazılıyor. HTML,
diğer bir çok bilgisayar programlama dilinden farklı olarak, hata halinde de
çalışabilen bir dildir. HTML'in birinci satırında hata yaparsanız, o satırdaki
komutlar icra edilmez, ama ikinci satırdakiler edilir. HTML'i yorumlayan
browser, hatalı birinci satırı atladığı için o satırın gereğinin yerine
getirilmemesi, sayfanızın geri kalan bölümünün ziyaretçinin ekranında tümüyle
amacınıza aykırı canlandırılmasına neden olabilir.
HTML'in her
kuralı belirli bir amaç için vardır; bu kuralları keyfî olarak çiğneyemezsiniz.
Örneğin, bir sayfanın browser tarafından Türkçe karakterlerle canladırılması
için baş tarafındaki .. etiketi içinde sayfa kodlama sistemiyle
ilgili bir META TAG bulunması gerekir. Bir büyük yayın organının Internet
sayfalarında bu etiket bulunduğu halde sayfalarındaki Türkçe altı karakter (İ,
ı, ğ, Ğ, Ş ve Ş), Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD'de, ülkenin varsa standart
ASCII dizisi dışındaki harflerine veya High ASCII karakterler dediğimiz
karakterlere çevrilerek gösteriliyor. Neden? Dikkat ettiyseniz, META TAG'in
.. etiketi içinde olması gerektiğini söyledik. Bu yayın organının
sayfalarında .. etiketi bulunmuyor. Sayfayı tasarlayan "Bu etiket
olmasa da olur," diye düşünmüş olmalı. Bu tasarımca, kendi sayfalarını,
Türkiye'de Türkçe sistemle çalışan bir bilgisayarda sınadığı için, bu basit ve
görünüşte hiç bir yayarı olmayan etiketi atıp, iki satır az kod yazmaktan
kurtulduğuna seviniyor olmalı!
Özetlersek,
sayfalarınızın amacına uygun ve etkili olabilmesi için kolay ve çabuk yüklenen,
amaç dışı unsurlarla içgüdüsel arayıp bulma davranışını bozmayan ve HTML'in tüm
kurallarına harfi harfine riayet eden sayfalar olması gerekiyor.
Üzülerek
belirtmeliyiz ki, sayfalarınız zilyaretçilerinizin ekranlarında hiç bir zaman
sizin ekranınızda göründüğü gibi görünmeyecektir. Bunun birinci nedeni,
ziyaretçileriniz Internet Explorer kullananlar, Netscape Navigator kullananlar
ve Diğerleri olmak üzere üçe ayrılacaktır. HTML, Internet'in ortak dili olmakla
birlikte, browserların yorumuna bağlı bir dildir. Bunun sonucu olarak bazı site
sahipleri, sayfalarının başına kullanıcının browser'nın türünü ve sürümünü
araştıran programlar koyarlar ve buna göre ziyaretçilerine farklı sayfa
gönderirler.
Bu, her
sayfanın iki ayrı türünü yapacak zaman ve paranız varsa, takip edilebilecek, ama
kesinlikle gereksiz bir yoldur. her iki browser'ın birbirinden ciddî olarak
ayrıldığı noktalar özellikle Dinamik HTML dediğimiz, sayfaları duraganlıktan
kurtaran özellikler kazandıran tasarım komutlarıdır. DHTML unsurları, zaten bir
sayfanın ziyaretçiye gönderilme süresini uzatan unsurlardır. Amacınız ektili bir
iletişim ise, bu süreyi mümkün olduğu kadar kısaltmak başlıca amacınız olmalı.
Sayfalarınızı her iki browser'ın ortak yorum özelliklerine göre tasarlamanız,
yani mümkün olduğu kadar DHTML ögelerinden kaçınmanız, iki türlü sayfa
tasarlamanıza ve gerçekleştirmenize lüzum bırakmaz.
Bunu demiş
olmakla birlikte, DHTML'in ne kadar yaygın kullanıldığını da görmemezden
gelemeyiz. DHTML ile sayfalarınız hareket ve ziyaretçinin tercihlerine göre
içerik kazanabilir. Bu ise etkinliği arttıran bir araç olarak kullanılabilir.
COOKIE denilen, sizin sitenizden ziyaretçinin bilgisayarına gönderilen küçük
bilgi dosyacıkları, ziyaretçinin örneğin sizin sitenize ilk geldiğinde nelerle
ilgilendiğini, hangi sayfalara gittiğini, ne gibi araştırmalar yaptığını içeren
bilgileri, ikinci seferinde size ulaştırabilir. Bu kez bu ziyaretçiye
sunacağınız sayfada, sadece onun ilgi alanına giren unsurlara yer
verebilirsiniz. Bu dinamizmi klasik HTML ile sağlayamazsınız. DHTML, JavaScript,
VBSCript gibi dillerle yazılmış programcıklarla, sayfalarınızı vermek
istediğiniz ana mesajı daha kolay, daha etkili vermenizi sağlayabilir.
Bunu
yaparken sadece bir browser'ın yorum özelliklerine bağlı kalırsanız, bir
Javascript programının sadece IE'da tam icra edilmesine dikkat eder, Netscape
kullananlar hakkında "Ne görürse görsün!" diye düşünürseniz, siteniz ticarî
amaçlı ise muhtemel müşterilerinizin yüzde 50 ile 60'ını elden kaçıracaksınız
demektir. Evet, Netscape halâ IE'ın bütün becerilerine sahip değil; ama ne var
ki Internet'den yararlanan kişilerin büyük bir bölümü Netscape kullanıyor.
Ayrıca
Netscape'in beceri alanına girse bile, IE'ın yorumlayabildiği bazı JavaScript
programları, dinamik STYLE kağıtları, DIV ve SPAN etiketleri ile yapabileceğiniz
bir dizi "Web oyunu," IE'ın ve Netscape eski sürümleri ve halâ kullanılan diğer
browser programlar tarafından anlaşılamaz. Bu tür programları kullanan
ziyaretçilerinizi düşünerek, sayfalarınızın en azından vermek istediğiniz mesajı
aşağı yukarı veren bir "Sadece metin" sürümünü de yapmanızda yarar var.
Sayfalarınız bittiğinde, Internet'e koymadan önce, çeşitli bilgisayarlarla,
çeşitli browser'larla sınayın. Farklı ortamlarda, nasıl durduğuna bakın. Ve en
önemlisi, Internet'e koyduğunuz anda, Internet'e 28.8 K modemle bağlı bir
bilgisayardan sayfalarınızın nasıl geldiğini inceleyin. Saat tutun!
Sayfanızı
15, 17 ve 21 inç ekranlarda, VGA ve SVGA grafik kartlarında, ve 640X480, 800X600
ve 1024x768 çözünürlükte inceleyin. Bununla, sayfalarınızı en az üç, en fazla
altı ayrı bilgisayarda incelemeniz gerektiğini söylemiş oluyoruz. Web
tasarımcıları, genellikle en gelişmiş, bol hafızalı grafik kartları bulunan,
büyük ekranlı bilgisayarlarla çalışırlar. Sabahtan akşama bilgisayar ekranı
karşısında çalışmak için aslında böyle bir sistem şarttır. Fakat
ziyaretçilerinizin çoğu, genellikle 15 inç ve halâ bir VGA grafik kartına bağlı,
640X480 çözünürlükte bir ekran sahibi olacaktır. Sizin özene bezene
oluşturduğunuz sayfalarınız, böyle bir ekranda hiç de arzu ettiğiniz görsel
etkiyi yapmayabilir.
Etkinlik ve
kolaylık ilkesi, birinci sayfanızda hiç bir zaman yukarı-aşağı ve sağ-sol
kaydırma çubukları olmadan canlandırılmasını gerektirir. İç veya sonraki
sayfalarda yukarı-aşağı kaydırma çubuğu olabilir, ama asla sağdan sola kaydırma
çubuğuna basmaya gerek bırakmamalısınız. Kağıda basılmak üzere hazırladığınız
sayfalarda grafiklerin ortadan bölünmeden basılacağı bir yere denk gelmesine
dikkat edin.
FrontPage (FP) ile Web sitesi oluşturmak
için şu altı adımı atacaksınız:
1. FrontPage'i kurun:
FrontPage programını bilgisayarınıza
kurmak çok kolay bir işlem. Ayrıca program kutusundan çıkan kullanma kılavuzu,
İngilizce bilenler için yeterli bir kaynak. Ayrıca bir çok yazarın FrontPage'in
inceliklerini anlatan kitabı da var. FrontPege'i kullanabilmek için
bilgisayarınızın Windows 95, 98 veya NT ile çalışıyor olması gerek.
2. Frontpage'de sitenizi oluşturun:
Program açılırken, sizden sabit
diskinizde bir Web alanı oluşturmanızı isteyecektir. Bilgisayarı başkalarının da
kullanabileceğini düşünerek, kişisel Web alanınızın sabit diskteki bu kopyasını
isterseniz parola ile gizleyebilirsiniz. FrontPage'in Kişisel Web Alanı dediği,
aslında sabit diskinizde açılacak bir dizinden ibarettir.
3. Ana sayfanızı ve bağlı sayfalarınızı
oluşturun.
Sayfalarınızı oluşturabilmek için önce
bir site planlaması yapmanız ve hangi sayfanın hangi sayfaya gideceğini
planlamanız gerekir. Bunu aşağıda ele alacağız. FrontPage tek tek sayfaları
oluşturmak için size sayısız hazır örnek sayfadan veya tamamen boş bir ekrandan
hareket etme imkanı veriyor. Ayrıca FP'in sabit diskindeki binlerce grafik
unsurdan yararlanabilirsiniz. Kullanılmaya hazır düğmeler, çizgiler, bağlantı
simgeleri, animasyon grafikleri, istediğiniz gibi kullanabilirsiniz; veya
Microsoft'un Tema (Theme) adını verdiği tarzda, sayfalarınız arasında görsel
birlik sağlayacak tarzda, hazır örneklerden hareket edebilirsiniz.
4. Sitenizi Internet'e Aktarın.
Bu yapabilmek için, daha önce ele
aldığımız gibi, FP Weblerine ev sahipliği yapabilen bir Server'da yer kiralamış
ve kendinize bir URL almış olmalısınız. Evsahibi firma, FrontPage'in adını
duyunca, programın sizden isteyeceği bilgilerin tümünü verecektir. FP'in dilinde
sitenizi Internet'e aktarmanın adı "Yayınlamak"tır. Menü çubuğundaa Publish
(Yayınla) düğmesine bastığınızda karşınıza gelecek bir dizi ekranda, evsahibinin
vereceği bilgileri gireceğiniz kutular olduğunu göreceksiniz. Bundan sonrası
tamamen kendiliğinden devam edecek ve Web siteniz Internet'te yerini alacaktır.
Burada ikinci adımda belirtilen işler,
sitenizi inşa ederken en çok zaman harcayacağınız adım olacaktır. Bu adımı ikiye
ayırarak, biraz yakından inceleyelim
Sayfalarınızı yapmaya başlamadan önce şu
bilgilerin kağıtta, sabit diskte veya diskette elinimizin altında olmasını
sağlayın:
Ürünler ve hizmetleriniz hakkında
ayrıntılı bilgi
Müşteri hizmetleri bilgileri, broşürler,
el kitapları, kılavuzlar
Firmanızın, derneğinizin veya dairenizin
yayınladığı bütün bültenler, dergiler, eleman arama ilanları, basın bültenleri.
Daha önce yapılmış Web sayfaları
Kurum veya kuruluşunuzun emir-komuta
zinciri sırasına göre yukarıdan aşağı yetkililerinin adları, sıfatları,
adresleri, telefon numaraları
Kurum veya kuruluşunuzun yıllık faaliyet
ve malî raporları
Personel listesi
Müşteri listesi
Kurum veya kuruluşunuzun faaliyet
takvimi
Bu bilgileri belki sitenizde
kullanmayacaksınız. Ama bu bilgileri önceden derlerseniz, sitenizde kullanmanız
gerektiğinde sayfa tasarım işine ara verip, malzeme peşinde koşmaktan kurtulmuş
olursunuz.
Bu arada sayfalarınızda kullanmanız
gereken resimler, fotoğraflar, grafikler hazır mı? Hiç bir işe başlamadan,
sayfalara girmesine karar verdiğiniz her türlü malzemeyi bir kenara yığın ve
bunlarla aşina olmaya çalışın. Hangi rapordan hangi fotoğrafı veya grafiği
alacağınızı belirleyin.
Kağıt üzerindeki malzemenin bilgisayar
ortamına aktarılması için gerekli tarayıcı (scanner), elektronik kamera, vs.,
gibi cihazların hazır olmasına, çeşitli bilgisayarlar arasında disketle
aktarılamayacak büyüklükte malzemenin alınıp verilmesi için gerekli ağ
bağlantıları veya ortak tanışabilir medya (Zip disk veya benzeri büyük
disketler) bulunmasını sağlayın.
Web sayfalarına girecek metin ve
başlıklarla düğmelerle seyir (Navigasyon) grafiklerindeki kelimelere kadar bütün
yazıların ve başlıkların hem doğru hem de ortak bir dili olması gerekir.
Metinlerin çeşitli kaynaklardan denetimi, dikkatli editörler tarafından
yapılabilir. Ortak ifadeyi ise ya tek kişi, ya da birbirini çok iyi anlayan bir
editörler grubu sağlayabilir. Bu nedenle Web sitesinin en az bir editörü
olmalıdır. Web sitesinin herşeyi bir kişi, ve o kişi de siz iseniz, yazar
sıfatınızla düzeltmen sıfatınızı birbirinden ayrı kullanmaya çalışmalısınız. Bir
kişinin kendi hatasını yakalaması hiç de sanıldığı kadar kolay değildir. Bu
nedenle yayın kurumlarının eskiden beri uyguladığı ilkeyi uygulayarak,
yazdıklarınızın "ikinci bir çift göz tarafından görülmesini" sağlayın. Bu mümkün
değilse, yazdığınız bir şeyi bitirdikten en az 24 saat sonra yeniden okuyun.
Eğer içerik derleme ve denetimini bir
kurul yapacaksa, şu hususlara dikkat edin:
Eskimiş bilgileri kim ayıklayacak?
Yeni bilgiler kimden gelecek; kimde
toplanacak? Bunları sayfalara yerleştirme konusunda kim karar verecek?
Örgüt içinde farklı gruplardan gelecek
malzeme kimde toplanacak?
Değişiklikleri ve güncelleştirmelerden
kim sorumlu olacak?
Site Internet'e açıldıktan sonra gelecek
talep ve eleştiriler kimde toplanacak?
Dil ve imlâ hatalarını yakalamaktan ve
düzeltmekten kim sorumlu olacak?
Web sitesi, bir anlamda grafik demektir.
burada kastettiğimiz istatistik bilgilerinin belirli şekilsel sunuluş tarzı olan
istatistik grafikleri değil. Her türlü resim, çizgi, fotoğraf, ve bunların
belirli bir alanda sunuluşu grafik öge sayılır. Grafik unsurlar, her bir
sayfanın kişiliğini belirlemekle kalmazlar, her sayfada tekrar ederek siteye
bütünlük kazandırırlar. Bu nedenle tıpkı yazılardaki dil birliği gibi, grafik
unsurlarda da görsel birlik sağlanmalıdır. Görsel birlik, düğmelerin biçim ve
renginden tutun, üzerine yazılacak başlıklarda kullanılacak harfin türüne,
şekline ve büyüklüğüne kadar aynı olmalarını gerektirir. Ayrıca sayfalarınızda
fotoğraf ve çizgi resimler kullanacaksanız, hepsinin aynı tarz olması gerekir.
Grafik unsurlarla ilgili teknik kurallar, bu kitapçığın kapsamını aşıyor.
Grafik, grafikçilerin işidir. Bir çok grafik programı, bilgisayarda grafik unsur
yapmayı olağanüstü kolaylaştırmış bulunuyor. Bu, kolayca yapılan her grafiğin
"grafik" olduğu anlamına gelmiyor. Tıpkı yan yana ve alt alta dizilen bir çok
kelimenin bir şiir oluşturmadığı gibi. Özellikle ticaret amacıyla
oluşturacağınız Web sitesinde mutlaka bir grafik sanatçısının yardımını
istemelisiniz.
Aslına bakarsanız, HTML dilini
kullanarak yapacağınız bir ekran dolusu sayfa, yazıları, resimleri, çizlegileri
ile, kendisi bir grafik unsur olacaktır. Bu nedenle en azından kağıt üzerinde
basılmak amacıyla sayfa hazırlama deneyiminiz yoksa, mutlaka FrontPage'in hazır
şablon sayfalarını kullanmalısınız.
İnternet sitenizde yer alacak unsurları
belirledikten sonra sıra bunları bir veya daha çok sayfa halinde
"siteleştirmeye" geliyor. Bir site, biraraya doldurulmuş ve aralarında kavramsal
bir birlik olmayan sayfalar demeti demek değildir. Bir sitenin birinci
sayfasından (Index Page) son sayfasına kadar her bir sayfasının ve her sayfadaki
her bir ögenin bir anlamı, sitenin varlık sebebine bir katkısı olması gerekir.
Tıpkı Gütenberg'den bu yana basılı
eserlerin, kitapların, dergilerin gazetelerin, broşürlerin okuyucu olarak
bizlere kazandırdığı "anlam verme davranışı" gibi, son on yıldır tasarlanan Web
sayfaları da Web ziyaretçilerinde belirli bir "anlamlandırma dili" meydana
getirmiş bulunuyor.
Bunu biraz açalım. Bir gazetenin birinci
sayfasında, az sayıda kelime ile fakat oldukça büyük harflerle bir başlık
görürseniz, başlığın kelimelerini bile okumadan bu haberin önemli olduğunu
anlarsınız. Bir dergide oldukça süslü bir harf türüyle ve renkli bir zemin
üstünde, yanında tanınmış bir sinema sanatçısının fotoğrafı bulunan bir başlık
görürseniz, o haberin acil önemde olmadığını bilirsiniz. Bu anlama ve bilme
durumu sağlayan, sizin okuyucu olarak bugüne kadar edindiğiniz tercübelerden
çıkan "anlamlandırma davranışı"dır. Her davranış gibi "anlam verme" de zamanla
ve deneyimle öğrenilir. Şimdi, bugüne kadar yapılmış bütün Web sayfalarını bir
yere toplarsanız, her on sayfadan 7'sinde site içinde değişik yerlere gitmekte
sullanılan seyir (Navigation) düğmeleri ve metinlerinin ekranın sol tarafına
dizildiğini göreceksiniz. Diğer sayfalardan ikisinde seyir unsurları sayfanın
altında sadece birinde sağında olacaktır. Bu, Internet abonelerine, Web
sayfalarında belirli bir deneyim, alışkanlık ve beklenti oluşturmuş bulunuyor.
Elbette bu "kuralı" kırmak elinizde. Ama oluşturacağınız "kural dışı" sayfa,
ziyaretçilerinizde alışmadıkları bir durumla karşı karşıya oldukları hissine yol
açar. Bu, dikkatli kullanılırsa, sürüden ayrılarak dikkat çekme şeklinde, olumlu
bir unsur da olabilir. Ne var ki, kural dışı uygulamalara başvurabilmek için
önce kuralları ustaca uygulama becerisi edinmek şarttır.
FrontPage'in şablon sayfaları arasında
çok "kuralcı" olanları kadar, kurallara iyice aykırı görünler de var. Program
kurulurken, bu şablonlarla yapılmış örnek sayfalar da sabit diskinize koypa
edilecektir. Bunları dikkatle inceleyip, işinize uygun bir şablonu
seçebilirsiniz.
FP'i ilk açtığınızda karşınıza FP
Explorer adı verilen Site Yönetim programı gelecektir. Bu programda Personal Web
(Kişisel Web) görünümünde (View/Navigation) menüdeki New Page (Yeni Saya)
simgesini her tıkladığınızda sitenizin tümünün görünümünü veren ortadaki alanda
bir sayfa simgesi oluşacaktır. Bu simgenin üzerini farenin sağ düğmesi ile
tıklayarak açılacak menüden Remane (Yeniden Adlandır) maddesini seçerek,
sayfalarınıza istediğiniz adı verebilirsiniz.
İyi bir site planlaması kağıt üzerinde
yapılmalıdır. Sonra bu planı FP Navigation ekranında oluşturabilirsiniz. Tipik
olarak sitenizin bir açılış sayfası (buna genel olarak Home Page veya Splash
Page deniliyor) ve bu sayfanın içinde yer alacak seyir düğmelerine veya
kelimelerine tıklayarak gideceğiniz içerik sayfaları olmalıdır.
Burada, basit bir örnek site oluşumunu
görüyorsunuz:
Bu noktada sitenizdeki bütün sayfalar
için ortak bir ana tema seçebilirsiniz. FP size 100'e yakın tema veriyor. Tema
seçimini FP Explorer'ın soldaki memü simgeleri arasında bulunan Themes (Temalar)
simgesini tıklayarak yapabilirsiniz. İşte Küresel Pazarlama (Global Marketing)
adı verilen tema:
Home Pege olarak adlandırılan sayfayı
iki kez tıkladığımızda, FP'in HTML editörü çalışacak ve içi boş olan bu sayfayı,
seçtiğimiz temaya göre işlenmeye ve içi doldurulmaya hazır olarak karşımıza
getirecektir.
< website3.tif>
Burada dikkat ederseniz, site planında
ana sayfaya bağladığımız Yeni Sayfa 1 ve Yeni Sayfa 1 adlı iki sayfa, bağlantısı
kurulmuş (link) olarak, ekranın sol tarafında seyir satırları olarak hazır
bulunmaktadır. Bu sayfaların adını Navigation ekranında değiştirecek olursak, FP
bu sayfalara yapılan bütün atıfları (linkleri) düzeltecektir.
Bu kitapçıkta HTML ile sayfa oluşturma
konusuna girmiyoruz. HTML ile sayfa oluşturma konusunda temel bilgileri edinmek
için, Byte Eğitim Dizisi'nin 15'nci kitabı olan HTML Rehberi'ne başvurmanız
gerekir.
Sayfalarınızın tümünü inşa ettikten,
içeriklerini yerleştirdikten, bağlantılarını kurduktan sonra, FP Explorer'a bu
sayfaları ve içlerindeki bütün unsurları Wes sitenize evsahipliği yapacak
firmanın Web Server'ına göndermeniz, veya FP'nin diliyle "Yayınlamanız"
(Publish) gerekir. Web evsahibinizin Server'ı FrontPage-uyumlu ise FP bunu
mevcut Internet bağlantınızı kullanarak yapacaktır.
Site yönetimi, bir siteyi oluşturmak
kadar önem taşıyor. Sitenizi FP uyumlu bir Server'da oluşturuysanız, evinizde
veya işyerinizdeki bilgisayardan evsahibinin Server'ındaki sitenizi kolayca
yönetebilirsiniz. Site yönetimi ile kastedilen işler arasında, Açma İzni, Sayfa
Değiştirme ve Güncelleştirme ve İdare Yetkileri bulunur.
Yapacağınız Web sayfalarının otomatik
olarak herkes tarafından görülme, yani Browser programı ile açılabilme izni
vardır. Fakat tamamen özel bir Web sitesi yapıyorsanız, sitenizi sadece belirli
kişilere veya belirli bir parolayı verecek kişilere açabilirsiniz.
Sitenizdeki sayfaların inşası,
güncelleştirilmesi ve FP HTML Editörünü kullanarak değiştirilmesi yetkisini,
ancak Authoring yetkisi olan kullanıcılar kullanabilir. Siteyi oluşturan kişi,
FP tarafından Yönetimi (Administrator) olarak bilinir ve program kurulurken
yöneticiden bir kendisine bir parola seçmesi istenir. Bu parola verilmedikçe FP
bilgisayarda oluşturulacak Kişisel Web'i açmayacaktır. Yeni bir Web alanı
oluşturmak isterseniz, FP kim olursanız olun sizden bir parola seçmenizi ister
ve yapacağınız Web sitesi bu parola verilmedikçe yeniden açılamaz. Bir Web
sitesini oluşturan kişi, FP'nin deyimiyle sitenin yöneticisi, sitede ve
sayfalarında değişiklik yapma yetkisine sahiptir ve bu yetkiyi istediği isme
verebilir. Yönetici herhangi bir FP Web sitesi için yetki vereceği kişilere bir
de parola seçmek zorundadır.
Bir FP Web sitesinde yetki dağıtma
yetkisi de sitenin yöneticisine aittir. Yönetici bu yetkiyi de tıpkı Authoring
yetkisi gibi istediği isimlerle, parola vererek, paylaşabilir. Yönetici, isterse
kendi yetkilerini de değiştirebilir. (Yetki verme veya Authoring yetkisini başka
bir kişiye devretmeden yöneticinin kendi kendisinin yetkisini yok etmesi halinde
Web sitesi açılamaz hale gelebilir!)
Bir sitede oluşturulacak dizinlere kimin
erişebileceği ve içindeki kimin görebileceğine ilişkin yetkiler ise FP'den değil
Web Server'dan yapılabilir.
FP'i diğer Web yönetim programlarından
ayıran önemli özelliklerinden biri Component adı verilen bazı unsurlarla,
sayfalarınıza ve sitenize ziyaretçilerle etkileşme, güvenlik ve kullanım
kolaylığı sağlamasıdır. Component'lar genellikle dinamik nesnelerdir; Web
sayfanızın durumuna veya kullanıcının bir hareketine bağlı olarak bir şeyler
yaparlar.
Component'lar, FP'in HTML editöründe
Insert (Ekle) menüsünden Insert FrontPage Components maddesi (FrontPage Unsuru
ekle) seçilerek girilir. Bazı Component'lar ise yine Insert menüsünden Active
Elements seçilerek girilebilir. Bu unsurları kısaca tanıtıtalım:
"İçindekiler Tablosu" unsuru, içinde yer
aldığı HTML sayfasında bir Web sitesindeki bütün sayfaların bağlantısı ile
birlikte bir listesini oluşturur. Ziyaretçileriniz bu listede istedikleri satırı
tıklayarak arzu ettikleri sayfaya ulaşırlar.
Arama Formları: Sitenize koyacağınız ve
içinde metin arama kutusu, arama düğmesi veya kutuyu temizleyerek yeniden
başlama imkanı veren Sil düğmesi bulunan bir formla, verilecek kelime veya
kelimelerin sitenizdeki bütün sayfalarda aranmasını sağlayabilirsiniz. Sonuçlar,
metnin geçtiği sayfaların adları ve bağlantıları ile gösterilecektir.
Sayfa ve Grafik Ekleme Unsurları
(Include Component): Diyelim ki bazı sayfalara belirli bir konuda bir metin
koyacaksınız. Ancak bu metin, zaman zaman değişecek. Bu metnin yer aldığı 10, 15
sayfayı tek tek her seferinde düzeltmek yerine, bu bilgiyi bir HTML sayfasına
koyabilirsiniz; sonra bu sayfayı, sözkonusu metnin görülmesi gereken heryere
eklersiniz. Ekleme sayfanın içeriği değiştiği zaman eklendiği heryerdeki bilgi
de değiştirilmiş olacaktır. Bunu metinle değil de grafikle de yapabilirsiniz.
Zaman damgaları (Timestamps): Bir
sayfaya konulan "zaman damgası", sayfanın en son değiştirildiği tarih ve saati
metin olarak gösterir. Siz sayfanıza sadece zaman damgası unsuru koyarsınız;
ancak bu damga ziyaretçinin ekranında, tarih ve saati belirten metin olarak
gösterilir.
Yer tutma unsurları: Bir HTML sayfasının
ilk tasarımını yapan ve daha sonra sayfayı değiştiren kişilerin adı ve soyadı
ile sayfanın tanımının yerini tutacak bu unsurlar sayfa sabit diske
kaydedildiğinde, yerini tuttukları unsurun içeriğini kendi yerlerine yazarlar.
Böylece bir sayfanın kimin tarafından tasarlandığı, kimin tarafından
değiştirildiği ve tanımı herseferinde hatırlanarak değiştirilmek külfeti ortadan
kalkmış olur.
FP, ziyaretçilerin Web siteleri ile
etkileşmesini sağlamada CGI programlama zorunluğunu da ortadan kaldırır.
Formları şu maksaklarla kullanabilirsiniz:
Ziyaretçilerden, isim, adres, telefon
numarası, elektronik adres, görüş ve düşüncelerini derlemek için
yararlanabilirsiniz.
Ziyaretçilerin, siteniz veya sitenizi
tahsis ettiğiniz konular hakkında görüşlerini, düşüncelerini ve tepkilerini
derleyebilirsiniz.
Sitenizde tanıtımını yaptığınız mal ve
hizmetlerin satışını yapmak üzere, kredi kartı numarası ve teslim adresi gibi
bilgileri alabilirsiniz.
Belirli bir konuda ziyaretçileriniz
arasında tartışma açabilir, herkesin görüş ve düşüncesini belirtmesine, veya
başkalarının görüş ve düşüncelerine tepkisini göstermesine imkan
sağlayabilirsiniz.
Form oluşturmanın HTML bölümüne
girmeden, FP'in formla elde edilecek bilgileri işlemesine imkan veren komutlar
ve unsurlarından söz edelim. FP, oluşturacağınız forma otomatik olarak Form
Handlers adını verdiği, formla elde edilecek bilgilerin işlenmesinde
kullanılacak unsurlar ekler. Bu unsurlar, ya FrontPage Server Extensions adı
verilen, kullanılması son derece kolay ve Sadece Microsoft'un değil fakat başka
firmaların, hatta Unix ortamında çalışan bazı Web Server'ların da kullanabildiği
mini-programlar sayesinde hizmete sokulabilir. FP bir formla elde edilecek
bilgiyi ya Server'daki Web alanında, ya da sabit diskte ayrılacak bir dizinde
belirlenecek bir yazı dosyasına ekleyebilir. FP ayrıca bu bilgileri verilecek
bir elektronik posta adresine gönderebilir.
FP, arzu ederseniz, Form Handler'ları,
ISAPI (Internet Server Application Program Interface), NSAPI (Netscape Server
Application Program Interface), CGI (Common Gateway Interface) veya ASP (Active
Server Page) uyumlu bir şekilde de oluşturabilir. Bu arayüzlere uygun
oluşturulacak Handler'ların kullanılabilmesi için Web Server'de bu arayüzlerle
çalışan programların kurulmuş olması gerekir.
FP'nin sitenizi sadece kayıtlı
kullanıcıların ziyaret etmesine imkan veren Kayıt (Registration) formu ile
tartışma grupları oluşturmaya yarayan Discussion Groups sihirbazı, özel bir çaba
gerektirmeden, kolayca uygulanabilecek formlardır. Bu formların kullanılması
için Microsoft'un Internet sitesinde (www.microsoft.com/frontpage) geniş bilgi
bulabilirsiniz.
Bir Web
sayfası tasarımcısının en büyük yardımcısı, diğer Web siteleridir. Web
sitelerinin iyi, güzel, zevkli, çabuk açılan, içinde hareket etmesi kolay
olanlarından örnek almak gerekir. Buna karşılık kötü, çirkin, zevksiz, yavaş
açılan ve en önemlisi ziyaretçi olarak sizi sinirlendiren sayfalardan ders almak
gerekir.
HTML
tasarımı üzerine okuyacağınız ciltler dolusu kitaptan daha fazla yararı şu
tavsiyeyi tutarak elde edebilirsiniz:
Internet'te
"En İyi" sayfaları bir araya getiren şu sayfadaki bağlantıları izleyin ve
ulaşacağınız sayfalardan hoşunuza gidenlerin ekran görüntüsünü yakalayın:
http://dir.yahoo.com/Computers_and_Internet/Internet/World_Wide_Web/Best_of_the_Web/
Internet'te
"En Kötü" sayfaları bir araya getiren şu sayfadaki bağlantıları izleyin ve
ulaşacağınız sayfalardan en itici ve çirkin bulduklarınızın ekran görüntüsünü
yakalayın:
<
webnotbs.tif>
http://dir.yahoo.com/Computers_and_Internet/Internet/World_Wide_Web/Best_of_the_Web/Not_Really_the_Best/
//////////////////KUTU////////////
Ekran
Görüntüsü Yakalamak
Browser
programında, veya başka bir programın penceresi içindeki görüntüyü, grafik
olarak yakalamak ve sabit diskinize kaydetmekle, ekranın o andaki fotoğrafını
çekmiş olursunuz. Bunun için piyasada çeşitli programlar satılıyor. Ancak
Windows ortamında bunu başka programa ihtiyaç duymadan yapabilirsiniz. Bütün
ekranın görüntüsünü yakalamak için klavyenizdeki Print Screen tuşuna bir kere
basın. Sadece o anda odak noktası olan, en önde veya fare simgesini içine
tıklamış bulunduğunuz tek pencerenin görüntüsünü elde etmek için önce ALT tuşunu
tutun ve bırakmayın, sonra Print Screen tuşuna basın. Sonra herhangi bir grafik
programını, örneğin Windows'un Paint programını açın Edit menüsünden
Yapıştır/Paste maddesini seçin. Yakaladığınız ekran görüntüsünü şimdi BMP
biçiminde grafik doysayı olarak sabit diskinize kaydedebilirsiniz.
programında.>
//////////////////////////////////////////
İyi
tasarım, iyi saç traşı gibidir: Göze görünmez. Ya da iyi tasarım iyi radyo
spikeri gibidir; konuşanı değil, haberi dinlersiniz. İyi tasarlanmış bir
sayfada, dikkatiniz tasarımın kendisine değil, içeriğe döner. Ve iyi bir
tasarımın yerini hiç bir şey tutamaz. "Sayfam kötü de tasarlanmış olsa, önemli
değil; nasıl olsa içeriği önemli!" diyen bir site sahibi, kendisini
başarısızlığa mahkum eder.
Bir Web sayfası, sayfayı oluşturulan
sanatçı ve teknik ekibin üzerinde çalıştığı bilgisayarın ve özellikle ekranının
imkanları değil, ortalama bir bilgisayar sahibinin edinebileceği bilgisayarın
imkanları ve yetenekleri gözönüne alınarak yapılmalıdır. Sayfalar baştan aşağı
grafikle dolu olur ve grafikler renk ve diğer unsurlar açısından büyük
bilgisayar dosyaları oluşturursa, bu sayfaların yavaş bir bağlantıya sahip
bilgisayara aktarılması da yavaş olur. Bu nedenle Web sayfaları, 14 inç VGA
ekran standartı dikkate alınarak, 72 DPI çözünürlükte, Windows sisteminin temel
16 rengi kullanılarak yapılmalıdır.
Web sitenizi yaptığınızda, mutlaka ana
sayfanızı Index.html olarak adlandırın. FP bunu sizin için otomatik olarak
yapacaktır ve bunun bir sebebi var. Bir bilgisayar kullanıcı Browser'ının adres
kutusuna bir sitenin adresini yazar ve bu site içinde belirli bir sayfanın adını
vermezse, (örneğin, sadece www.alinin_sitesi.com.tr yazarsa) Web Server hangi
sayfayı gönderir? Bir çok Web Server için varsayılan sayfa Index.html'dir. Bazı
Server'lar varsayılan sayfanın Default.html olarak adlandırılmasını isterler.
Eski sürüm Server'lar arasında sayfa adı vermeyen ziyaretçiye web sitesinin kök
dizini (root directory) içinde yer alan dosya adlarını gösteren bir liste
sunanlar veya ziyaretçiye hata mesajı verenler de vardır. Web evsahibinize,
Server'ının varsayılan sayfa olarak hangi adı vermeniz gerektiğini sorun ve ana
sayfanıza daima bu adı verin.
Davranış Kuralları
Özellikle ticaret amaçlı Internet
sayfasının muhtemel müşteri olan kişinin bilgisayarına yavaş aktarılması,
kişinin ilgisinin dağılmasına ve bizim muhtemelen bir satış imkanını kaçırmamıza
neden olur. Web sayfası tasarım programlarının çoğu zaman bir sayfanın Internet
Server’ından kişinin bilgisayarına yüklenmesi için geçecek süreyi hesap etme
imkanları bulunmaktadır. Bu imkandan yararlanılarak, sayfamızın Internet’e
örneğin saniyede 14.4 Kbps aktarabilen bir modemle bağlı kişinin bilgisayarına
ne kadar sürede aktarılacağını daima gözönünde tutmalıyız.
Web sayfalarımızı, Microsoft firmasının
Internet Explorer programı ile izleyecekler kadar, hatta onlardan daha çok
sayıda Netscape firmasının Navigator programını kullanarak ziyaret edecek
kişiler olacağını hiç bir zaman akıldan çıkartmamalıyız.
Web sayfalarımız, bizi ziyaret eden
kişinin bilgisayarında mevcut düzenleri asla bozmamalıdır. Bizim sayfamız,
örneğin ziyaretçinin kullandığı programı tam ekran çalışmaya zorlarsa, ortaya
hiç istemediğimiz sonuçlar çıkabilir. Biz bir takım bilgisayar programlarının
nelere muktedir olduğunu, bilgisayar kullanıcılara kanıtlamak üzere Web sayfası
yapmıyoruz. Adı üstünde sayfamızı ziyaret eden kişi ziyaretçi olduğuna göre
kendisine mümkün olan bütün saygımızı göstermek zorundayız.
Ağ Davranış Kuralları adıyla (Network
Etiquette--Netiquette) yaygın olan kuralları burada kısaca tekrar edelim:
1. Kimseye hakaret etmeyin ve kimseyi
öfkelendirmeyin. Sayfanıza sadece güzel şeyleri alın. Kimseyi küçük düşürücü
yazı veya resim yayınlamayın.
2. Sahibinin izni olmadan, telif hakkı
başkasına ait eserleri sayfanıza koymayın. Bir yazı ve resmin, ya da bir başka
sanat eserinin fotoğrafının mutlaka bir telif hakkı sahibi vardır. Bir yazının
yazarının, bir fotoğrafın fotoğraçının, bir resmin ressamın izni olmadan bir
basın-yayın aracına alınarak yayınlanması nasıl yasaksa, aynı şekilde Web
sayfasına da konması da yayınlanması anlamına gelir ve aynı şekilde yasaktır.
Bir Web yöneticisinin günümüzde söyleyebileceği en yanlış söz, “Nereden
bilecekler!” sözü olsa gerek.
3. Ticaret simgesi ve ticari marka gibi,
yanında belirleyici simgesi olan logoları, ilgili firma ile açıkça yapılmış bir
anlaşmanız yoksa kullanmayın.
4. Sizden kendi sayfasına bağlantı
vermenizi istememiş veya sayfasında bunu açıkça belirtmemiş kişi veya
kuruluşların sayfalarına asla bağlantı vermeyin. Belirli bir Web alanına veya
sayfasına bağlantı vermeniz gerektiğini düşünüyorsanız, sayfanın sahibinden
yazılı izin alın.
5. Ziyaretçilerinizin size, alanınız ve
sayfanız hakkında ne düşündüklerini söyleme fırsatı verin; sayfalarınızın
altında, Webmaster’ın adresini vermeyi ihmal etmeyin.
Günümüzde içeriği tayin ederken düşülen
en büyük yanlışlardan biri, Internet’in en büyük müdavimlerinin iki satırdan
daha fazlasını okumayan kişiler olduğu varsayımıdır. Internet’ten toplumun her
kesiminden kişilerin yararlandığını varsaymak zorundayız. Sayfamızın amacı uzun
uzun bilgi vermekse, “Nasıl olsa kimse okumuyor!” diye bu bilgileri kırpmak,
gerçekten o bilgiye ihtiyacı olan kişilere haksızlık olur. Sayfamızın bir
hareket noktası, bir geçiş noktası olduğunu tahmin ediyorsak, kimseyi fazla
oyalamaya, istemediklerini bildiğimiz bilgileri zorla vermeye de hakkımız
yoktur.
Grafik tasarımcı, içeriğin trafik
polisidir, dersek gerçeği abartmış olmayız. Hangi görsel etkinin nasıl
sağlanacağını belirlemek görsel tasarımcının işidir. Tasarımcı, bu işi yaparken
önemli unsurların zincirin başında gelmesini sağlamalı, bilgi akışının
belirlenmiş kurallara uygun bir şekilde ziyaretçiye ulaşmasına yardımcı
olmalıdır.
Yale Tıp Fakültesi’nin, ekrana bakan
kişinin göz hareketlerini belirleyen cihazlarla donattığı bilgisayarların başına
oturttuğu 12 bin kişiyle yaptığı araştırma bir bilgisayar ekranının görsel
taranma çizgisinin, (1) soldan üst köşeden sağ üst köşeye, (2) sağ üst köşeden
sağ alt köşeye doğru genel tarama (3) yeniden sol üstten itibaren okuma, ve (4)
üst orta noktadan aşağı doğru okumayı sürdürme tarzında olduğunu gösteriyor.
Buna göre, izleyici Web sayfasında önce
büyük şekil kitlesini ve renkleri görmekte, önplandaki unsurlarla arka plandaki
unsurlar arasındaki kontrastın farkına varmaktadır. İzleyici ancak daha sonra,
varsa grafik unsurların verdiği bilgiyi almakta, üçüncü olarak da okumaya
başlamaktadır. Okuma tahmin edilebileceği gibi, en büyük kitleden benzetme
yoluyla başlamakta ve daha sonra kelimelere inmektedir.
Bu belirleme, bize, Web sayfasının
bütünü itibariyle mükemmel bir grafik dengesine sahip olması gerektiğini
gösteriyor: salt metinden ibaret gri bir sayfa itici ve sıkıcı iken, büyük ve
geniş grafikler, büyük ve kara likeler halindeki harfler özellikle içerik arayan
daha rafine izleyiciye “içi boş” izlenimini verecektir. Grafik sanatçı, bu
noktada sayfanın beklenen “müşterisi”nin varsayılan ilgi odağını, grafikle metni
dengeleyerek bulmak zorundadır.
Bu dengede oran ve uygunluk, sadece
sayfanın hedef kitlesi, ya da başka bir deyişle sayfanın içeriği dikkate
alınarak bulunabilir.
Yazıyı soldan sağa doğru okumaya alışmış
toplumlarda, görsel dikkatin ekranda da soldan sağa doğru gitmesi doğaldır. Bu
nedenle Web sayfalarında da ekranın üst yarısı, görsel odak noktası olmalıdır.
Ne var ki, 14 ile 16 inç arasında değişen en yaygın ekran türünde, önce işletme
sisteminin menüleri, altında browser’ın başlık ve menüleri, genellikle grafik
sanatçısına, çalışabileceği temiz alan olarak 8 cm’e 13 cm’lik bir alan
bırakmaktadır. Bu alanın mümkün olduğu kadar yumuşak, pastel renklerle
doldurulması; sert, aşırı yoğun çarpıcı renklerden kaçınılması gerekir. Bu tür
renkler ancak çok fazla dikkat çekmek istediğimiz, bir ya da iki unsur için
saklanmalıdır. Yazılar mutlaka arkalarındaki zeminle çarpıcı bir kontrast
oluşturmalıdır. Dramatik ve karmaşık grafikler, mutlaka grafik sanatçıları
tarafından yapılmalıdır.
Metinleri daha belirgin hale getirecek
noktalar, kutular, yatak ve dikey çizgiler, çoğu zaman görsel bütünlük sağlamak
yerine sayfanın tümüne yama hissi verirler. Görsel sanatçıların çoğunun HTML
dilinden nefret etmelerinin sebebi, H1 ve H2 başlık etiketlerinin çoğu zaman
aşırı büyük başlıklar oluşturmasındandır. Grafik sanatçıları, görsel etki
unsurlarının etkisini iyi bildikleri gibi, HTML gibi, hassas ayara izin vermeyen
bir dille, stilistik ürünler vermenin zor olduğunu biliyorlar. Aşırı kullanılan
grafik etkinin, nasıl bir sonuç verdiği, palyaçoların makyajlarından ve
giysilerinden kolayca anlaşılabilir.
Bütün görsel tasarımlarda olduğu gibi,
Web sayfası tasarımında da tutarlılık şarttır. Web alanları, günümüzde
firmaların kurumsal imajlarının oluşumunda en önemli unsur haline gelmiş
bulunuyorlar. Bir firmanın basın ve televizyon reklamlarında nasıl aynı imaj
sürdürülmek zorunda ise, sonuçta bir tür televizyondan ibaret olan Web’de de
aynı imajın korunması gerekir.
Grafik unsurlarla “stil” oluşturmaya
kalkmak, grafikçilerin işidir. Bir Web alanının başından sonuna tutarlı bir
şekilde izlenen grafik uygulama, sonunda izleyicide Web alanının sahibi kurum
hakkında bir yorum uyandırır. Bu nedenle sırf süsleme amacıyla, sayfaların
orasına burasına çizgi ya da fotoğraf unsurları konulmamalıdır. Özellikle çizgi
grafiklerin üç boyutlu görünmesini sağlamak gerektiği inancı, günümüzde hemen
hemen bütün Web tasarımına egemen olmuş ve hemen hemen her grafik unsurun bir
tarafına gölgeler yerleştirilmiş bulunuyor. Gölge, bir görsel öge olarak
kullanılacaksa, sayfanın tümünün bir bütün olduğu unutulmamalıdır. Bir unsurun
gölgesi sağa aşağı, diğerininki sola yukarı düşemez. Böyle bir uygulama, sayfayı
izleyende derinlik duygusundan çok baş dönmesi ve mide bulantısı duygusu verir!
Ana sayfa, ya da yaygın adıyla home
page, ya da giderek moda olan bir yaklaşımın verdiği isimle splash page,
izleyicinin bizim Web alanımıza daldığı noktadır. Bu nedenle sayfada bir davet
unsuru olması şarttır. Bu sayfanın az ve öz unsun içermesi de giderek yaygın bir
tarz olmaya başladı.
Ancak izleyicinin içi tamamen boş,
alanımızın ana unsurlarına bağlantılar vermeyen, buna karşılık görkemli
grafikler içeren bir sayfa ile zaman kaybetmesi, bize ne kazandırır? Bir gazete
veya derginin Web alanı, yayınladığı organın kapak sayfasına benzeyebilir. Ama
bir üretim firması, ana sayfasında hiç değilse belli başlı mal gruplarının
bağlantıları olmalıdır.
Çoğu Internet’e modemle bağlanan
izleyiciler için, minimalist, yani küçük grafiklerin geniş alanlar işgal
etmesini sağlayan, başlıklardan ve beyaz alanlardan yararlanan, buna karşılık
görsel etkisi son dere yüksek sayfalar yapılması mümkündür.
Özellikle meslek yaşamı boyunca kağıt
üzerinde grafik üreten sanatçıların, bilgisayar ekranında izlenmek üzere grafik
yapmaya başladıklarında karşı karşıya kaldıkları ilk sorun, ekranda büyük
görünen grafiğin kağıt üzerinde küçücük kalmasıdır. Kağıt üzerine geçirilecek
grafikleri bilgisayarla çizen grafik sanatçılarından kimi de kullandıkları 21
inçlik ekranda yaptıkları grafiklerin, evlerdeki 14 inçlik ekranlarda nasıl
görüneceğini pek hesaba katmazlar. Yapılan hemen hemen bütün araştırmalar, Web
ziyaretçilerinin sadece yüzde 10'unun bir ekranın sağında ve altında kalan
unsurları görmek için, kaydırma çubuklarını kullandıklarını gösteriyor. Başka
bir deyişle, grafiğiniz, 14 inçlik bir ekranın sağından ve altından dışarı
taşıyorsa, izleyicilerinizin yüzde 90'ını kaybediyorsunuz, demektir.
Bilgisayar ekranı, çoğu zaman gazete ve
dergi sayfalarından küçüktür. Web tasarımında sık sık yapılan hata, grafiklerin
14 inçlik bir ekranın temiz görüntü alanının dışına çıkmasıdır. Macintosh ve
Windows’un kapladıkları alanlarla Internet Explorer ve Netscape Navigator’ın
çerçeve başlıkları çıktıktan sonra kalan bu temiz alanın ölçüsü, 535 pixel
genişliğinde320 pixel yüksekliğindedir. Pixel, ekranda görüntüyü oluşturan
noktaların ölçüdür ve ekran imalatçısına göre ve ekranın büyüklüğüne göre
değişmektedir. Bu ölçüyü geçen bir grafik, A4 kağıda basılamaz.
Buna göre, tasarımcı genişliği 13 ile 15
inç arasında değişen bir ekrana göre çalışsa bile yapacağı sayfanın kağıda
dökülmesi ihtimali varsa, sayfasının enini, 600 değil, 535 pixel’i geçmeyecek
şekilde ayarlamalıdır. Ekrandaki sayfamızın eni kağıt üzerinde yaklaşık 21 cm
olur. Oysa bunun yaklaşık 19 cm’si kağıda basılabilir. Buna karşılık
kullanıcının sayfasını aşağı-yukarı kaydırmasını önlemek üzere tasarlanan bir
ekran sayfasının yüksekliği 350 pixel (yaklaşık 12.5 cm) olurken, 672 pixel
(yaklaşık 23.5 cm) bir ekran sayfası sayfa rahatça A4 veya ABD standardı dosya
kağıdına basılabilir. Bir çok Web sayfasının kağıda dökülmesi tasarımcının ilk
olarak gözönünde tuttuğu husus değildir. Tasarımcı, çok metin unsuru yeralan
sayfaların hemen hemen daima kağıda döküleceğini unutmamalıdır. VGA ekranı
sağından soluna dolduran bir yazı, kağıda döküldüğünde, sağdan 2 santimetresini
kaybedecek demektir. Browser programların Macintosh veya Windows ortamında tam
ekran olarak gösterdikleri temiz alan farklıdır. Bu nedenle kayıp, 2 cm’nin
altında veya üstünde olabilir.
Baskı bakımından kayba uğramayacak “tam
ekran” ölçüleri Netscape Navigator ve Internet Explorer’da azami genişlik 535
pixel, azami yükseklik 295 pixel olarak planlanmalıdır. Buna karşılık basılması
düşünülmeyen sayfalar 595'e 295 pixel olarak çalışılabilir.
Burada sayfanın uzunluğundan da söz
etmek zorundayız. Bilgisayar ekranlarının sağındaki kaydırma çubuğu, ekrandan
uzun bir içeriğin yukarı doğru kaydırılmasını sağlar. Özellikle firmanın Web
alanı için önemli sayfaların bağlantıları, bir ekran dolusu içeriğin altında
kalırsa, izleyicinin nerede ne gibi bağlantı olduğunu bilmediğini ve çok az
kişinin ekranında sayfayı yukarı doğru kaydırdığı gerçeğini hatırlarsak, büyük
bir ihtimalle ana sayfamıza kadar gelmiş bir ziyaretçinin bizim için önemli
sayfalara gitmesini sağlayamamış oluruz.
Sayfamızı ekrandan uzun tutmaya karar
verirken, izleyicinin sayfayı mutlaka kaydıracağından emin olmalıyız. Bir
gazetenin haber özetleri sayfasını tasarlayan kişi, bundan hemen hemen yüzde 100
emin olabilir; ziyaretçi zaten haberi okumak için o sayfada bulunmaktadır ve
haber ne kadar uzunsa, ekranını o kadar kaydıracaktır. Ama metin halinde bilgi
verilmeyen buna karşılık tasarımcı için önemli bağlantılara yer verilen bir
sayfanın, bağlantıların bulunduğu alt kenarı, tasarımcının bir yanlış hesabı
sonucu ekranın 2 santimetre altında kalmış ise, bağlantıların orada
olabileceğini tahmin etmeyen bir çok kişi, bu içi boş sayfaya bir kaç dakika
baktıktan sonra mouse’ını Geri Dön düğmesine doğru sürmeye başlayacaktır.
HTML dilini kullanarak yaptığımız
sayfaların, gazete dergi sayfası gibi statik olmadığını hatırlamamız gerekir.
Adı üzerinde HTML, hypertext’e--ekranı yani birbirine sıçratabilecek hyper
bağlantılar içeren metinlere--dayanmaktadır. Verilecek bilgiler ekranlar dolusu
bir metin oluşturuyorsa, bunu bir ekranlık parçalara bölerek, ve parçaları
birbirine bağlantılayarak, izleyicinin kaydırma çubuğunu kullanma zorunluğunu
ortadan kaldırabiliriz. Verdiğimiz bilgi gerçekten çok uzunsa, örneğin bir
şirketin yıllık mali raporunu Web sayfalarımıza koyacaksak, daha iyi bir teknik
raporun yazı ve grafikleri ile birlikte kullanıcının bilgisayarına download
edilmesi için bir bağlantı koymak olabilir.
Mevcut Web sayfası tasarım programları,
Quark Express, Corel Ventura veya Adobe PageMaker gibi sayfa tasarım
programlarından çok daha az denetim imkanı getirmektedir. Bunun başlıca nedeni,
kullanıcının bilgisayarı ile Web Server programının bulunduğu bilgisayar
arasındaki iletişim protokolüne (HTTP) uygun bir iletişim sağlamak zorunda olan
HTML dilinin karşı karşıya olduğu teknik zorluklardır. Ama bu zorluklar, bir
taraftan HTTP protokolünde, diğer taraftan browser programlarının HTML’i
yorumlayışlarındaki sürekli gelişme sayesinde, yavaş da olsa, giderek
azalmaktadır. Şimdilik bazı zorluklar var diye, HTML sayfaların palyaço makyajı
gibi olması da gerekmez. HTML ile yapılabilecek muhteşem tasarımlar vardır.
Hele, HTML 4.0 sürümü ile sağlanan ve sayfalarda görsel birlik bağlamakta
kullanılması gereken yerel STYLE kodu veya Cascading Style Sheet (CCS) adı
verilen stil komutları dosyası oluşturma imkanı, görsel açıdan etkili HTML
sayfalar yapmayı mümkün kılmaktadır.
Aşağıda, görsel açıdan arzu edilen
etkiyi sağlamakta kullanılabilecek bazı HTML tasarım kolaylıkları
sıralanmaktadır:
Bir Web alanının çeşitli sayfaları
arasında görsel birliği, belki de diğer grafik unsurlardan daha fazla, renk
birliği sağlar. Daima Macintosh sisteminin daha zengin renk skalası yerine
Windows’un daha kısıtlı temel renklerini kullanınız. Windows 95 ile PC dünyasına
da 256 renk içeren paletler gelmiş olmakla birlikte, Windows sistemi gerçekte
216 renk üretebilir. güvenli bir renk skalası, en az üç en fazla beş renk
içermelidir. Bu renklerin Windows’ın sistem renkleri olmasına dikkat ediniz.
Sistem skalasında yer almayan bir renk seçtiğiniz zaman, bu rengin hangi tür
bilgisayar ekranında nasıl gösterildiğini mutlaka sınayınız. Sizin ekranınızda
hafif bir sarı, bir başka bilgisayarın ekranında neon sarısı olabilir.
İzleyicinin bizim arzu ettiğimiz rengi, arzu ettiğimiz tonda görmesini sağlamak
için, sayfanın geri planına renklendirlmiş boş kutudan oluşan grafik
yerleştirmek, sadece sayfanın aktarılmasını geciktirmeye yarar. Renk tonundan
fedakarlık ederek, sayfalarımızın hızlı aktarılabilir olmasını sağlamalıyız.
Netscape’in renkleri Hexadecimal sayılarla tanıdığı, buna karşılık Explorer’ın
renkleri isimleriyle tanıyabildiğini unutmamak gerekir. Explorer da hexadecimal
değerleri tanıyabildiğine göre, güvenli bir uygulama daima renklerini sayıyla
ifade etmektir.
Sayfanın kodlanması sırasında işi şansa
bırakarak, ölçüleri yüzde olarak vermeyiniz; daima pixel olarak veriniz. Yatay
olarak bütün unsurlarınızın genişliği, sayfanın izleyici tarafından kağıda
basılacağını tahmin ediyorsanız 539 pixel’i, sadece ekranda seyredileceğini
düşünüyorsanız 350'yi geçmemelidir. Bununla birlikte sayfada yatay veya dikey
kaydırma çubuğunun çıkmasına neden olmayacak bir tasarımda, ölçülerin yüzde
olarak verilmesi, büyük ekranı olan izleyicilerin teknik imkanlarından kendi
lehimize yararlanmamızı sağlar.
HTML, sayfayı sütunlara bölemez. Bu
bakımdan sütunlu sayfa düzeni ya tablo ile, ya da grafik unsurların mutlak
koordinatları verilerek yapılabilir. Mutlak koordinat yöntemi sadece browser
programlarının 4.0'ncü sürümüyle uygulanabilir olduğuna göre, eski sürüm browser
sahipleri, bizim sütunlar halinde görüleceğini sandığımız unsurları, alt alta
dizilmiş olarak görebilirler. Tabloların kutularına arka plan rengi ve görüntüsü
verebiliriz. Bu imkandan yararlanırken, sayfanın aktarılması hızını ne ölçüde
yavaşlattığımızı hesaba katmalıyız. Tablonun her bir kutusunu, bağımsız bir HTML
sayfası gibi ele alabilir ve içine metin ve grafikleri yerleştirebilirsiniz.
Yeni sürüm browserlar, tablo kutusu içine yeni bir tablo bile kabul edebilirler.
Tablo, etkili bir sayfa tasarımında güçlü bir araç olarak kullanılabilir.
HTML’e sütun görüntüsü veren bir diğer
imkan çerçeve (frame) komutlarıdır. Ne var ki, bilgisayar kullanıcılarının sahip
olduğu browserların eski sürümleri, çerçeve komutlarını yorumlayamazlar.
Çerçeveli sayfaların yavaş yüklendiği gerçeği de bir çok kullanıcıda çerçeveye
karşı olumsuz bir önyargı oluşturmuş bulunuyor. Bununla birlikte çerçeve,
sayfanın bir köşesini sabit hale getirerek, tasarımcıya değişmeyen bir seyir
denetim alanı verir ve bağlantılar buraya yerleştirilebilir; ama tasarımı önce
hiç çerçeve kullanmadan yapmanın yollarını aramalıyız. Seyir (navgation)
bağlantılarımızı, her sayfada tekrarlamak veya bağlantı komutlarını içeren basit
grafiği her sayfada tekrar ederek, çerçeveye başvurmaktan kurtulmak mümkündür.
Çerçeve kullanmaktan başka çare yoksa, çerçeve genişliklerinin toplamının, tayin
ettiğiniz sayfa genişliğini aşmamasına özen gösteriniz. Bir sayfanın ortasında
beliren kaydırma çubuğu kadar kötü görsel etki oluşturulan başka bir uygulama
olamaz! Kaydırmak çubuğundan kurtulmak için çerçevelerin kaydırılamaz olmasını
(scrolling=none) sağlamak ise, doludan kaçarken yağmura tutulmak olur.
Çerçevenin içeriği çerçeveye kalan alanı aşmıyorsa, kaydırma çubuğu ekrana
gelmeyecektir. Kaydırma tümüyle önlenir ama içerik ekranın sağından dışarı
taşarsa, izleyicinin içine düşeceği öfkeyi düşünün ve kaydırma komutunu
otomatik’te tutun (scrolling=auto). Her sayfanın bir de çerçevesiz türünü yapıp,
her ikisini birbirine bağlantılandırmak, izleyeciye saygılı bir tasarımcının
başlıca ilkelerinden biri olmalıdır. Bu arada IFRAME komutu ile ilgili ufak bir
hatırlatma yapmakta yarar var: Frameset komutu kullanmadan, bir HTML sayfasının
içine yüzen bir başka çerçeve yerleştirmeye imkan veren bu komut, şu anda sadece
Explorer tarafından tanınmaktadır. Etkili bir görsel unsur oluşturulan ve
Frameset gibi bilgisayardan bilgisayara aktarılması zaman almayan bu yararlı
komutu kullanabilmek için en azından Nestcape 5.0'e kadar beklemek gerekiyor.
Daima client side map kullanmaya özen
gösteriniz. Server side map komutları, izleyicinin bilgisayarı ile Web Server
bilgisayarı arasında iletişimi iki kez arttırmaktan başka bir işe yaramayan eski
bir teknolojidir.
HTML’de yazıları şekillendirme, henüz
yeni başlıyor. Quark’ın imkanlarının HTML’e gelmesi için daha çok zaman geçmesi
gerekiyor! Ama durum o kadar da umutsuz değil. Explorer’da 3.0'den beri olan
HTML dosyası dışı stil dosyası (cascading style sheet, CCS) tanıma imkanı,
Netscape 4.0'e de bir ara sürümle gelmiş bulunuyor. Ama browser’ları en son
sürümle güncelleştirilmiş kaç kişi var? (Kendi sorumuzun cevabını verirsek, bir
araştırma Türkiye’deki tüm browser’ların sadece yüzde 12'sinin her iki programın
4'ncü sürümü olduğunu gösteriyor.) Fakat her iki programın 3'ncü sürümlerinden
bu yana ortak tarafı, HTML’in içine yerleştirilmiş STYLE komutunu tanımalarıdır.
Bu imkanısayfalarınızı zenginleştiren bir şekilde kullanmak mümkündür. SPAN
komutunu, STYLE ile birlikte kullanarak, H1-H6'ya bağlı kalmadan etkili sayfalar
yapılabilir. Paragrafların sayfanın sağına, soluna veya ortasına bloke
edilmesini sağlayan “text-align:” komutu, bir başka güçlü tasarım unsuru olarak
kullanılabilir. Her bir paragrafa, bir diğerinden bağımsız sağ ve sol boşluklar
(margin) vermek mümkündür. Biçimlendirme komutlarınızı sayfanın başında
tanımlarsanız, aşağıda istediğiniz gibi yararlanabileceğiniz tag’ler elde etmiş
olursunuz.
Bir gazete veya dergi sayfasının ya da
televizyonun yapamayacağı fakat HTML’in yapabileceği bir şey varsa, o da FORM
komutunun kullanılması olmalı. Form, kullanıcının Web server ile ile
etkileşmesinde doğrudan kullanabileceğimiz bir işleve sahiptir. Form ile
ziyaretçi bize bilgi verebilir, bilgi isteyebilir; hatta form komutu ile
izleyiciye bizim bilgisayarımızı kullanma, izin verdiğimiz programları işletme
imkanı bile verebiliriz. Form sayfanın kendisinden beklenen etkileşmeyi
sağlayabilmek için teknikten önce uygun bir görsel etkiye sahip olması gerekir.
Bu nedenle formlar, Web sayfasının teknik yönetmeni tarafından
komutlandırılmadan önce, grafik tasarımcısı tarafından çizilmelidir. Form
sayfalarında izleyicinin kutudan kutuya gitmesinin mantıksal bir çizgi izlemesi
gerekir. Örneğin, izleyicinin adresini yazarken, sokak adı ve bina numarasından
önce kenti yazmasını istemeyiniz. Herkes, yıllarca resmi ya da resmi olmayan
formlar doldurarak, adeta belirli bir form beklentisine sahiptir. Bu beklentiyi
bozmak izleyiciyi şaşırtabilir. Formlarda istenen bilgilerden radyo düğmesi veya
işaretleme kutusunun seçilmesi suretiyle verilecek olanların değişkenleri aynı
ismi taşımalıdır. Aksi taktirde, örneğin bu formla elde edilecek bilgi bir veri
tabanına işlenecekse, ortaya kullanışlı olmayan bir sütun çıkartmış olursunuz.
Formlarda, mutlaka doldurulması gereken kutular, belirgin bir renkte ve açık
ifadelerle işaretlenmiş olmalıdır. Formların bağlı olduğu CGI programları, formu
dolduran kişiye o anda ekran başında ve daha sonra elektronik posta ile formunun
alındığını bildirmelidir. Kısa bir teşekkür mesajı içerek bu bildirim ekranında,
mutlaka formdan bir önceki sayfaya geri dönme imkanı olmalıdır. Formun yanlış
doldurulduğu kullanıcıya ayrıntılı olarak bildirilmeli, hangi kutuda, hangi
bilgide hata olduğu veya hangi kutunun mutlaka doldurulması gerektiği açıkça
kaydedilmelidir. Hata bildiren ekrandan geriye dönüşte, formun boş şekli ne
değil, hatalı da olsa doldurulmuş şekline dönme sağlanmalıdır. Formda kredi
kartı numarası, adres, ya da kişinin özel yaşamıyla ilgili izinsiz açıklanması
mümkün olmayan bilgiler isteniyorsa, formun belirgin bir yerinde bu bilgilerin
gizli tutulacağı güvencesi yer almalı ve bu gizliliğin sağlanması için CGI
tarafında gereken önlemler alınmalıdır. Elektronik ticaretle ilgili formlarda,
bize güvenliği veren firmanın, sistemin veya bankanın güvenlikle ilgili logosu
belirgin şekilde kullanılmalıdır.
Grafikleri bilgisayarına aktaramayan bir
izleyici, sizin koyduğunuz grafik yerine çirkin bir kopuk bağlantı simgesi
görür. Oysa bunun yerine, yüklenemeyen grafiği anlatan bir kaç kelime,
kullanıcıyı meraktan kurtarır.
Web alanımızın izleyene bir şey
kazandırmasını sağlamak, ziyaretçiye yeniden gelmesi için çıkartılmış en etkili
davetiyedir. Yeniden ziyareti sağlamak kadar, sayfalarımızın varlığını bile
bilmeyen, özellikle belirli bir koruda arama yapan kişilerin karşısına kolayca
çıkabilmemiz gerekir. Belirli arama sistemlerini işleten kurum ve kuruluşlar,
Internet’teki sayfaların tümünü inceleyerek içindekileri indekslemek yerine,
HTML sayfalarının başındaki META tag’lerini kaydetmekte ve indekslerini burada
yer alan bilgilerle yapmaktadırlar. Bu nedenle, bütün HTML dosyalarımızın
başında, örneğin:
şeklinde tanıtma satırları bulunmalıdır.
Ayrıca SubmitIt.com firmasının sağladığı, sayfalarımızı ilgili alanlara
ulaştırarak, bağlantı verilmesi imkanından yararlanma yollarını aramalıyız.
Başkalarının bağlantı verdiği sayfaların HTTP adresini değiştirmemeye özen
göstermeliyiz. Adresimizi değiştirmek zorunda kalırsak, en az altı ay süreyle
eski adresi koruyup, buradan yeni adrese otomatik ve elle kullanılabilen
bağlantılar vermek, mevcut ziyaretçi kitlesini kaybetmemek açısından önem taşır.
Bağlantıları Kontrol Edin
Sitenizi Server'a gönderdikten sonra,
ziyaretçi gibi sitenize girin ve bütün bağlantıları tıklayın. Bazı HTML
editörleri, metin veya resim unsurlarına veya diğer sayfalara bağlantı (link)
kurduğunuz zaman, HREF etiketinin karşısına bağlantının hedefini yazarken, bu
unsurun bulunduğu sabit diskin ve dizinin adını da yazarlar:
HREF="c:\Web\yenisayfa.htm"> gibi. Böyle bir bağlantıyı içeren sayfayı
sitenize koyduğunuz zaman, Server'ın bulunduğu bilgisayarda sayfanız gerçekten
C: diskinde ve Web dizininde ise, bazen mesele olmayabilir. Çoğunlukta
ziyaretçiniz bir hata mesajı alacaktır. Sitenin durduğu dizin, Server açısından
o sitenin kök dizinidir ve bütün diğer dizinler kök dizine göre göreli (relatif)
olarak gösterilmelidir. Sayfanız, sitenizin içinde Web dizininde ise bu
bağlantının doğru şekilde gösterilmesi şöyle sağlanır: . Dikkat ederseniz, ters bölü işaretinin yerine düz bölü
işareti kullanıyoruz.
Yükünüzü
Azaltın
Sayfanızda gerçekten bir anlamı olmayan,
bir maksada hizmet etmeyen ne varsa atın. Hele, "Siz bilmen ne zamandan beri
bilmem kaçıncı ziyaretçisiniz!" diyen sayaçların ziyaretçiye ne faydası var?
Coğrafî olarak binlerce kilometre uzakta ve Internet'te omurgaya 30 etap ötede
bulunan bir ziyaretçi, sitenizi kaçıncı ziyareççi olarak ziyaret ettiğini bilse
ne olur? Oysa bu sayacın bağlı olduğu CGI programının çalışması ve sonucu
bildirmesi, ziyaretçi için fazladan zaman kaybıdır.
Yazıyla belirtebileceğiniz bir unsuru,
grafikle belirtmekten vazgeçin. Browser'ının kuruluş özelliklerinde grafikleri
istemediğini belirtmiş ziyaretçileri düşünerek, her grafik bağlantı unsurunun
bir de metin bağlantı unsuru olmasını sağlayın.
Özellikle grafik olarak sunulan
metinlerde kısaltma yapmayın; kısa bir kelime bulun.
Bu bölümü kapatırken, buraya kadar
söylenenler ölçüsünde--hatta onlardan çok daha fazla-- önemli şu uyarıyı asla
unutmayın:
Sayfalarınızda Türkçe dil bilgisi ve
yazım hatası yapmayınız. İyi bir İmla Klavuzu, ve metinlerin (özellikle grafik
halinde sunulan yazıların) daktilo ve Türkçe hatası içermemesi gerekir. Bu,
söylemesi kolay ama yerine getirmesi oldukça güç kurala riayet,
ziyaretçilerinize ve ortak kültürümüze ne denli saygılı olduğunuzun en büyük
göstergesi olacaktır.
İster parekende, ister toptan alışveriş
amacıyla olsun, elektronik alışveriş yapmak üzere bilgisayarı ile bir firmanın
Web sitesine bağlanacak kişinin karşısına çıkacak Web sayfaları ne kadar
dinamik, ne kadar albenili olursa olsun, bu sayfaların gerisinde, o sayfalarda
sunulacak mal ve hizmetlerin arzını sağlayacak, yani kredi kartı bilgisini
anında doğrulatacak, mal ve hizmetin teslim edilmeye hazır olup olmadığını
belirleyecek, dolayısıyla firmanın bütün mal ve hizmetlerinin envanterini
tutacak, satılan malın sevk belgelerini dolduracak, dağıtıcıya teslim fişlerini
yazacak ve envanteri güncelleştirecek bir sistem yoksa, elektronik ticaretin
yararlarını görmek şöyle dursun, kendi kendimize--sağlayacağı gelirle oranlı
olmayan--yeni masraf kapıları açıyoruz, demektir.
Gerçek zamanlı olmayan, yani günün
sonunda bir personelin klasik yöntemlerle kredi kartını doğrulatmasına dayanan
sistem, bize kolaylık değil, ikinci bir yük getirir. Satılan malın envanterinin
tutulması elektronik değilse--bu sistemin mağazalar sistemi ile birleştirilmesi
zorunluğu nedeniyle--mağazalarda mevcut sistemin dışında ikinci bir uğraşı
anlamına gelir.
Oysa elektronik ticaret, sabit
masrafları asgari düzeyde tutarak, azami kazancın elde edilmesini sağlamalıdır.
Internet’teki Web sayfaları, tek ya da iki kişilik işletmelerin, 10-20 kişilik
perakende satış yerlerinin yaptığından daha fazla kazanç elde ettiğine ilişkin
başarı öyküleri ile dolu ise, nedeni, bu bir ya da iki kişinin yanında,
depolamayı nerede ise sıfıra indiren, kayıt ve takip işlemleri dahil bürokratik
tüm işlemleri otomasyona bağlayan, bilgisayar şebekesi bulunmasıdır.
Günümüzde, bilgisayarlardan
yararlanmayan ve bilgisayarları şebekeleşmemiş bir kurum düşünmek hemen hemen
imkansız hale gelmiş bulunuyor. Firmaların ister elektronik ticaret, ister
reklam, ister prestij amaçlı olsun, Internet’te giderek artan varlıkları da
kendi kurumları içindeki işlemlerinin bilgisayar şebekelerine dayanmasını ayrıca
zorunlu kılıyor.
Bir firma, bazı bölümlerinde bilgisayara
dayalı bile olsa bilgisayarları arasında veri deposu, envanter, elektronik
iletişim ve bu bilgilerin Internet yoluyla müşterilere açılması gibi alanlarda
henüz şebekeleşmiş olması şarttır. Bu amaçla,
1. Bir firmanın genel merkez idare
birimleri, fabrikalar, tasarım atölyeleri ve mağazalarında, Yerel Alan Ağı
(Local Area Network, LAN) oluşturması ve LAN’ların arasında Geniş Alan ağı (Wide
Area Network, WAN) kurması şarttır.
2. WAN çapında, sadece firma
mensuplarının kullanacağı bir "dahilî Internet, yani intranet kurması ve bunu
Internet’e bağlaması gerekir.
3. Bu sağlandıktan sonra firma
Internet'te Web sitesi kurabilir veya varolan Web sitesini elektronik ticaret
amaçlı hale getirebilir.
İki bilgisayarın bir şekilde birbirine
bağlanması, ortaya iki üyeli bir Yerel Bilgisayar Ağı çıkartır. Birbirine
bağlanınca kadar bu iki bilgisayar arasındaki alış-veriş, ya disket değişimi
yoluyla, ya da birincisinde elde edilen bilginin ikincisine yeniden girilmesi
yoluyla yapılabilirdi. Ne var ki, günümüzde bir bilgisayarın elde ettiği
bilgiler, ya da bir bilgisayarda oluşturulan dosyalar o denli büyük olmaya
başladı ki, bu bilgilerin disketle, hatta seyyar disklerle taşınması imkanı
kalmadı. Bilgisayardan bilgisayara bilgi naklinin disketle yapılması, ya da
bilgilerin ikinci bilgisayara yeniden girilmesi, gerçekte bilgisayardan beklenen
yararı da ortadan kaldıran, kendi-kendi kendini yok eden bir uygulama
olmaktadır. Bilgisayar eğer bilginin hızla naklini sağlamak ve yapılan bir işin
bir kere daha yapılmasını önleyerek personel ve zamandan tasarruf için
kullanılıyorsa, bilgisayarlar arası bilgi naklinin mutlaka bu ilkeye uygun
yapılması gerekir. Bu, bir işyerinde birbirine bağlı olmayan bilgisayar
kalmamasını gerektirir.
Bilgisayarlar arası ağlar, genellikle
yavaş olmasıyla; ileri teknolojiye dayanan geniş çapta imalat yapan, demir-çelik
ya da otomobil fabrikaları için geliştirilmiş sistemler olarak tanındı. Bu kötü
şöhretin silinmesi zamanı ise çoktan gelmiş bulunuyor. İki yıl öncesinin
siyah-beyaz ekranlı bilgisayar ağlarının yerini, firmalar içi Internet
(Intranet), firma-içi elektronik posta, firmanın farklı kentler ve ülkelerdeki
ağları arasında ise Internet-Intranet bağlantısı yoluyla ve neredeyse bedava
iletişim almış bulunuyor.
Ağ teknolojisindeki gelişmelerin
firmalara sağladığı bir başka kazanç ise, düne kadar bilgisayar ağı kurmak,
bilgisayar bölümü adı verilen ve bir kaç kişinin gece-gündüz istihdam edildiği
bir birimi zorunlu kılarken, bugün ilk kurma aşamasından sonra bilgisayar
ağının, firmanın Intranet’ini ve Internet’ini idare eden kişi tarafından
bakılıp, onarılabilecek kadar basitleşmesi oldu.
Günümüzde yerel alan bilgisayar ağları
Client/Server (müşteri/hizmetkar) bağı adı verilen donanım ve yazılımla
kuruluyor. Bunun için genellikle işlevsel ve fiziksel olarak birbirine yakın
personelin bilgisayarları (client), bir merkez bilgisayara (server)
bağlanmaktadır. Client bilgisayarların kullandığı yazılım (yazı yazma, grafik
yapma, muhasebe programları) merkez bilgisayarda durmakta; merkez bilgisayar
müşterilerine yazıcıdan ve fakstan yararlanma, elektronik posta alıp-verme,
Intranet ve Internet’e ulaşma gibi hizmetleri sunmaktadır. Bugünün teknolojisi,
client bilgisayarların doğrudan yazıcıya, faksa hatta Internet’e sahip
olmalarına imkan vermekle birlikte, bu hizmetlerin yerel-merkez bilgisayarda
toplanması, masraf denetimi ve yatırımın kontrolü açısından daha çok tercih
edilmektedir. Bir merkez yoluyla birbirine bağlı bütün bilgisayarların
kullanıcıları, birbirlerine Intranet yoluyla bağlı oldukları gibi, ağ hizmetleri
çerçevesinde de alış-veriş yapabilirler. Tasarım bölümünün çizdiği bir grafik,
bir anda bütün yöneticilerin bilgisayarlarından çağrılıp, bakılabilir, arzu
edilirse değiştirilebilir. Muhasebe servisinin son rakamları, kağıda dökülmeden,
yetki verilen bütün diğer bilgisayar kullanıcıları tarafından görülebilir.
Perakende satış noktalarında kurulacak
yerel ağın merkez bilgisayarı (server), satış kasalarını da müşteri (client)
gibi görebilir. Kasa makinalarını oluşturan bilgisayarlar, bütün muamelelerini
server’a anında bildirirler ve server bu bilgileri gerekli veritabanlarına
işlemek üzere bir kenara kaydeder.
Yerel-merkez bilgisayarları (LAN
server), daha geniş bir ağın (WAN) müşterileri olabilirler. Geniş alan ağı da
tıpkı yerel alan ağı gibi oluşturulur ve ağlar arasında alışverişi sağlar.
LAN-WAN bağı, düne kadar firmaların telefon idarelerinden kiraladıkları gerçek
zamanlı özel hatlarla gerçekleştiriliyordu. Bunun bir çok nedeninin başında,
güvenlik kaygısı geliyordu. Firmalar, bilgisayar ağlarını, Internet
kullanıcılarının da kullandığı bir yolla birbirine bağlamak, başkta bir deyişle
kendi ağlarını Internet’e açmak istemiyorlardı.
Oysa bugün TCP/IP protokolüne, Microsoft
firmasının yaptığı eklerle, günümüzde herkesin kullandığı Internet’ten tıpkı
kendi özel kablo bağlantımızdan yararlanıyor gibi yararlanma imkanı var. Kısaca
Tunnelling adı verilen bu yöntemler, kamuya açık Internet’te, sadece bizim
kullanıcılarımızın girebildiği bir tünel açmamızı sağlıyor. Bu tünelin iki
ucunda yangın duvarları [firewall] bulunduğu da düşünülürse, Internet’in hızı
yeterli olduğu durumlarda, LAN’larımızı, WAN’ımıza Internet yoluyla bağlamamız
mümkün.
Böyle bir bağlantı, firmaya Internet’ten
güvenli iletişim için yararlanma imkanı verir. Ana merkez dışındaki yerel
ağlarımız arasında güvenli iletişimi böylece sağlayabiliriz.
Internet’i, kendi iletişim ağının
anayolu haline getirmek isteyen firmanın yapacağı ilk iş, kendisine bir Alan Adı
(Domain Name) almaktır. Sonra mevcut donanımın Yerel ve Geniş Alan ağları
şeklinde bağlanması gerekir. Bu iki aşamada gerçekleştirilebilir: Mevcut
bilgisayarların, ağ’a bağlanabilecek şekilde Ağ Kartı ile teçhiz edilmesi ve
içlerinden birinin Server olarak seçilmesi; ve sisteme bir işletme programı
yüklenmesi.
Bir ağ’a bağlanacak bilgisayarın, önce
kendisinin varlığını ağ’a bildirmesi, sonra ağ’ın sunacağı imkanlardan
yararlanması gerekir. Bu amaçla, IBM uyumlu bilgisayarlara, çeşitli hız ve
yetenekte network kartı takılır. Network kartı, adından da anlaşılacağı üzere,
ağı oluşturan kablonun bilgisayara bağlanmasını sağlar. Ağı oluşturan kablo ve
network kartlarının oluşturacağı kombinasyon, ağ’ın hızını ve genişliğini tayin
eder. Yakın zamana kadar tipik bir yerel alan ağı mimarisi, Ethernet sistemi
idi. Günümüzde Ethernet şebekesinin yeni bir türü Fast Ethernet en çok revaç
gören sistem olmuştur. Kolay bulunması ve ucuz oluşu nedeniyle, Ethernet’in
yıldız topoğrafyasında yapılması tercih edilmektedir. Yeni bilgisayarların ve
çoğunda hazır bulunan Windows 95 işletim sisteminin, bu tür kartları
takıldığında tanıması ve gerekli programları kendi kendine yüklemesi dikkate
alınırsa, genellikle revaç gören bir sistemin dışına çıkarak, gereksiz para,
işgücü ve zaman ayırmanın yerinde olmadığı görülebilir. Network kartlarından
çıkan kablolar Hub adı verilen ve yıldızın merkezini oluşturan bir cihaza
bağlanırlar. Bir ağın müşterisi (Client) veya hizmetkarı (Server) olan tüm
bilgisayarlar, aynı teknik donanımla, aynı Hub’a, bağlanırlar. Hub’lar da
birbirine bağlanabilir. Hub’ların teknik niteliği, Hub’dan Kart’a olan mesafeyi
de tayin eder. Bu mesafe, ilave bir masraf yapmadan alınabilecek herhangi bir
kart, hub ve kablo kombinasyonunda 200 metredir.
Bu işlerin gerçekleştirilmesi için, bir
Enformasyon Teknoloji Bölümü kurulması mümkün olduğu gibi, şebekenin
anahtar-teslimi bir müteahhit firmaya yaptırılması da mümkündür. Hangi yol
izlenirse izlensin, firma yönetiminin alınacak cihazların en hızlı iletişime
açık olmasını sağlaması ve firmanın elinde bulunan müstakil bütün
bilgisayarların ağa dahil edilebilmesi gerekir.
Biz, firmasınnda yeni bir ağ kuracak
herkese Microsoft® Windows™ NT Ağı öneriyoruz. Bu öneri yapılırken, NT
sisteminin sadece farklı marka ve network kartlarına sahip bilgisayarlardan
oluşan bir ağı mükemmel şekilde ve en az personelle işletmesindeki kolaylık ve
üstünlükleri değil, fakat aynı zamanda bir tek paketle hem Intranet, hem
Internet hem de elektronik ticaret yazılımı edinmenin mümkün olduğu gerçeği
dikkate alıyoruz. Microsoft® Windows™ NT Server sistemi, Macintosh
bilgisayarlarının da bulunduğu, Ethernet, Fast Ethernet, Fiber Optik, Token Ring
gibi farklı işletim sistemleri, topoğrafya ve medyaya sahip bir yerel ve geniş
alan ağını işletebilir. Böyle bir sistem ayrıca Backoffice adı verilen bir
paketle, ağ’a ve ağda bulunan bütün bilgisayarlara hertürlü veri bankasını
paylaşma, birbirinin yazıcısından yararlanma, ortak dış faks sistemi kullanma,
ve piyasada mevcut 12 bine yakın kullanılmaya hazır programı ortaklaşa kullanma
imkanı vermektedir. Backoffice’in elektronik ticaret imkanları aşağıda ele
alınmıştır.
NT sisteminde sadece bir bilgisayar
bütün sistemin ana merkezi olarak görevlendirilir. Bu bilgisayara NT sistemi
yüklenirken, kendisinin Primary Domain Controller olduğu bildirilir. Bir
sistemde sadece bir Primary Domain Controller bulunur, ama birden fazla Server
bulunabilir. Bu Server’lar, (ana Server’ı yedeklemek amacıyla) Backup Domain
Controller, (kaynakları paylaşmak amacıyla) File Server, yazıcıları paylaşmak
amacıyla Print Server, Internet Information Server, Internet Commerce Server
(eski adıyla Merchant Server) ve Web Server şeklinde Member Server görevleri
verilir. Bu görevler, taşıyacağı ağ hizmetleri ve ağın trafiği çok değilse, ana
server’a da verilebilir. Ana server’a verilen member server hizmetleri NT
ortamında her an başka bilgisayarlara (server) kaydırılabilir.
Yerel ağın (LAN) oluşturulmasından
sonra, sıra LAN’ın Internet’e bağlanması konusu üzerinde düşünmeye geliyor. Bu
bağın niteliği, LAN’ımızın ne ölçüde hızlı bir geniş alan ağına (WAN)
dönüşeceğini de tayin edecektir. Bir kere daha belirtmek gerekirse, burada
kastedilen Internet bağlantısı, sadece Web sayfası demek değildir. Bu suretle
oluşturacağımız Internet Sitesine bizim firmamızın personeli dışında kimse zaten
girmeyecektir. Bu site ile varsa firmanın Web sayfaları arasında ilişki
kurulabilir; hatta kurulmalıdır. Özellikle servisler ve yöneticiler Web Sitesine
girmesini istedikleri mal ve hizmetleri, Web operatörüne ileteceklerdir.
Firmanın Web sitesini ziyaret edecek kişiler sadece bu sayfalara girmiş
olacaklar, fakat firmanın özel amaçlı Internet sitesinin farkında bile
olmayacaklardır. Bu Internet Sitesi sadece firma içi iletişim için
kullanılacaktır.
LAN ile Internet arasındaki bağlantının
büyüklüğü (bandwidth) firma içi iletişimin yüküne göre belirlenmelidir. Eğer
firma içi iletişimin çok yüksek olması bekleniyorsa, örneğin mağaza yöneticileri
ile merkez satış yönetimi arasında hergün video konferans yapılacaksa,
bağlantının T1 veya ISDN hattı ile olması şarttır. Böyle bir bağlantı
düşünülmüyor, fakat sadece dosya alış-verişi ile yetinileceği bekleniyorsa, özel
(dedicated) hat yerine, çevirmeli erişim yoluyla (dial-up connection) ihtiyaç
anında modemle bağlantı kurulması ile yetinilebilir.
Internet Hizmet Sunucu ile LAN’ımız
arasında kuracağımız bağlantının başlangıçta, ISDN hattından ibaret olması
düşünülebilir. Bu hattın doğacak trafiği taşıyamaması halinde, kiralık daimi
hatta bağlantıya geçilebilir.
Seçilecek bu bağlantı, bizim LAN’ın
Hub’larından birine, araya Router denen bir cihaz konularak bağlanır. NT
sistemi, Router olmadan da, kendisine gelecek TCP/IP mesajlarını
yönlendirebilir. Ancak LAN-Internet trafiğinin yükü, araya Router koymadan
yapılacak bir bağlantıda, NT Server’ı aşırı meşgul edebilir.
NT sisteminin ya ana Server’ı, ya da
tayin edilecek bir üye Server’ı, elektronik posta (E-Mail) Server'ı görevi
yapabilir. Bu bilgisayar, ağ’a girme yetkisi tanınmış bütün personelin IP
adresini ve o anda sistemde olup olmadığını, sistemde ise fiziken hangi
bilgisayarda çalıştığını bilecektir. Dış Internet’ten gelen bir TCP/IP mesajı
(elektronik posta, gönderilen bir dosya, bir yazı, bir muhasebe programının
spread-sheet’i, bir grafik programının tasarımı, video konferans görüntüsü, ve
saire) doğruca bu bilgisayara yönlendirilecektir. Bunun için sistemdeki bütün
bilgisayarlarda TCP/IP protokolünün etkin hale getirilmesi, ve NT sisteminin
Internet için ana kapı olarak seçilmiş olması gerekir. Windows 95 ve Windows for
Workgroups sistemlerinde TCP/IP iletişim ve NT ile bağlantı protokolü vardır.
Macintosh bilgisayarlarına ise dışarıdan yüklenmesi mümkündür. Başka bir
deyişle, çok eski olmamak şartıyla, günümüzde hemen hemen bütün bilgisayarlar,
25 Dolarlık Network kartı ve 10 Dolarlık kablo, 50 Dolarlık Hub ile birbirine
bağlanarak, NT sistemine bağlı bir LAN haline getirilebilir; Internet Hizmet
Sunucuya verilecek abone bedeli ve şehiriçi telefon ücretiyle, Türkiye’nin her
tarafından, Türkiye’nin her tarafına WAN oluşturabilirler.
Bu suretle yapacağımız bir
LAN-WAN-Internet bağlantısından network-centric (NC) bilgisayar şebekesi
oluşturmak, Intranet kurmak ve elektronik ticaret alt yapısı için
yararlanacağız.
Bir firmanın LAN ağına sahip olması,
kaynakların birleştirilmesi ve daha etkin kullanılmasını sağlamak için gerekli
adım olmakla birlikte yeterli adım değildir. Bunun için, oluşturulacak donanımın
üzerine ya groupware adı verilen Lotus Notes veya Novell GroupWise gibi bir
uygulama paketi konulması, ya da günümüzün teknolojisi olan Internet’i firma
içinde gerçekleştirmek gereklidir.
Firma içi internet (Intranet), internet
değildir. Intranet bir elektronik posta programı da değildir; ama firma içi ve
dışı elektronik postanın getirdiği imkanlarından yararlanmak için hem iç, hem de
dış e-posta programlarına sağlı olması gerekir. Birbiriyle ileşitim yapamayan
bir çok farklı donanımı, Internet teknoloji yardımıyla hep birlikte devreye
sokmayı başardığı için Intranet’e, günümüzde firmaların içinde karar alma
sürecini hızlandıran; öğrenme sürecini kolaylaştıran; alt ve üst arasında
iletişimi sağlayan; işbirliğini ve uzmanlık bilgisinin firma içinde daha kolay
dolaşmasını mümkün kılan bir sihirli değnek diye bakanlar bile var.
Bir intranet firmaya iş ilişkilerinde
avantaj sağlar. Günümüzün dinamik ve kıyasıya rekabete açık iş ortamında,
firmaların sürekli ve hızlı şekilde yeni mamülleri piyasaya sürmesini gerekli
kılmaktadır. Piyasanın değişen taleplerine cevap vermekte geç kalmak, piyasa
payının kaybedilmesi tehlikesini taşımaktadır. Ayrıca günümüzün giderek artan
tüketiciyi koruma anlayışı, tüketicinin firmalardan taleplerini de
artırmaktadır. Intranet, bir firma içinde iletişim ve karar süreçlerine
getirdiği akışkanlık ve düzen sayesinde, firmaların piyasa koşullarına cevap
vermelerini hızlandırmaktadır. Bölümler arasında bilgi alışverişi artmakta,
bölümlerin birbirlerinin sorularına cevap vermesi ve taleplerini yerine
getirmesi daha hızlı olmaktadır. Kademeler arasındaki yazışmalar aşağıdan yukarı
artan bir yetki silsilesi içinde denetlenebildiği için, birimler arasında
üstünden sorumluluk atma sorunu ortadan kalkmakta, sistem-içi sorunlar bunalıma
dönüşmeden çözülebilmektedir.
Intranet'in imalat ve operasyonda da
avantjaları olacaktır. İmalat takvimi ve envanter kontrolü, hemen her firma
içinde iç ve dış bilgilerin derlenmesine, hammadde ve ara madde arzına, satış
tahmin cetvellerine, kaynak tahsis kararlarına, mühendislik bilgilerine, depo ve
ulaştırma imkanlarına dayanan dinamik süreçlerdir. Intranet, sağladığı hızlı
iletişim ve süratli karar mekanizması sayesinde parça sipariş ve satınalma
işinde masraflı depolama zorunluklarını kaldırabilir; üretim takvimlerinin
ilgili tüm personelin her an istifade edebileceği bir tarzda tutulmasını
sağlayabilir; malzeme, tarif, tasarım bilgisinin daha kolay paylaşılmasını
sağlayarak israfı önler.
Intranet'in muhasebe alanında sağladığı
avantajlar da dikkat çekicidir. Çeşitli kaynaklardan mali analiz bilgileri
toplamak ve firma bütçelerini oluşturmak, Intranet uygulamasında çok daha etkin
ve hızlı yapılabilir. Intranet uygulamasında mali bilgilerin derlenmesi çok daha
güvenli olabilir. Firmanın kağıda döküldüğünde daha kolay yayılabilecek
bilgileri, son ana kadar Intranet’te sadece ilgililerin görebileceği tarzda
saklanabilir. Mali raporlar tek merkezde ve her an istifadeye hazır olarak
tutulabilir ve çeşitli ihtimal senaryoları ile kaynak tahsisi daha bilgili ve
bilinçli tarzda yapılabilir. Birimlerin mali durumları hakkında daha hızlı bilgi
vermesi sağlanabilir. Bordrolar daha güncel ve doğru hazırlanabilir.
Intranet'in satış ve pazarlama alanında
da avantajları olacaktır. Günümüzde firmaların satış ve pazarlama bölümlerinin
karşı karşıya olduğu sorunların başında firmanın sürekli değişen üretim
listesini takip ve bunu yönlendirme çabası gelmektedir. Fuarlar ve sergilerin
takibi, defileler ve rekabet hakkında bilgi edinilebilecek başka mecraların
izlenmesi ve buralardan elde edilecek bilgilerin firmasının kendi üretimine
yansıtılması, satış ve pazarlama birimlerinin en çok zaman ayırdığı işler
olmakdadır. Intranet gibi, bilgi paylaşmayı en kolay ve zahmetsiz iş haline
getiren bir sistem, bir firma içinde en çok pazarlamacıların işine yarayacaktır.
Özetle, Intranet, bir firma içinde bilgi
alış verişinin artmasını sağlayacak ve firmanın kararları daha doğru, daha
güncel ve verimli olacaktır. Intranet, bir firmanın Internet’te başarılı ticaret
yapmasının da temel taşı olacaktır.
Elektronik ticaret yeni bir kavram
değil. Firmalar ve kişiler yıllardan beri çeşitli türde elektronik ticaret
yapıyorlar. Ancak yakın tarihe kadar yüksek masrafı ve karmaşık teknik
zorunlukları dolayısıyla elektronik ticaret kitlelere yayılamıyordu. Internet,
hem kolay, hem ucuz bağlantı sağlayarak, elektronik mal ve hizmet alış verişini
kitlelere yaymayı başardı.
Internet’te ticaret, çok kısa süre
içinde yüzmilyonlarca Dolarlık bir potansiyel oluşturmuş bulunuyor. Özellikle
firmalar açısından Internet’te ticaretin sağlayabileceği kazancın, ancak
yatırımcıların hayal gücü ile sınırlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Herşeyden
önce giderek artan oranda kabul gören standartlar, firmaların iş yaptıkları
diğer firmalarla ilişkilerine yeni bir görünüp kazandırmaktadır. Firmalar arası
toptan ticaret, Internet aracılığıyla ticaretten en fazla yararlanan alan
olmuştur. Firmalarla perakende alıcı arasındaki ilişki ise toptan ticarete
oranla daha yavaş gelişmektedir. Bunda, henüz Internet’te ticaret yapan
perakende satıcı sayısındaki artışın toptan alış-verişe oranla daha yavaş
artıyor olması kadar, tüketicide sorumsuz yayıncılık sonucu son yıllarda
yerleşmiş güvensizliğin silinmemiş olması da rol oynamaktadır. Ortalama bir
bilgisayar kullanıcı, hala, bilgisayarının ekranına yazacağı bir kredi kartı
numarasının ve adresin, kolayca sorumsuz ellere düşeceği kanısındadır. Bununla
birlikte özellikle enformasyon teknolojisi ile uğraşan kişilerden başlayarak,
aşağı doğru, bilgisayarlı alış-verişin örneğin telefonla yapılan alış-verişten
daha güvenli olduğu kanısı gelişmektedir. Bu tespite parallel olarak, ABD’de
elektronik ticaretin en çok bilgisayar yazılımı ve donanımı konusunda olduğu,
onu yayın aboneliği, bilet ve yer ayırtma, ve borsa ile ilişkili mali hizmet
alış verişinin izlediği, doğrudan perakende mal alımının ise en son sırada yer
aldığı belirtilirse, Internet’e güvenin, toplumun elektronik gelişmelere en açık
kesiminden, ortalama üyesine doğru geliştiği bir kere daha görülmüş olur.
Internet’te ticarete açık Web
alanlarının oluşturulmasını ya da geçerli terminoloji ile ifade edersek
“Elektronik mağaza” kurmayı sağlayan hazır paket programların sayısı hergün
artmaktadır. Örneğin Netscape firması, yeni piyasaya sürdüğü Kiva adlı paketle,
NT veya Unix sistemleri için, bir firmanın ihtiyacı olabilecek bütün yazılımları
sunmaktadır. Bir ağ’da kullanma hakkı 25 bin Dolar olan bu yazılım, Web Server
hizmeti gören ağ merkezine yüklenmekte ve bu ağ’a, müşterinin kredi kartının
teyidinden, firmanın envanter veri tabanından bilgi alma, faturalama ve
sevkiyata kadar hemen hemen elektronik ticaret için gerekli bütün işlemleri
yapabilecek otomasyonu kazandırmaktadır.
Benzeri bir başka yeni program ise
dünyanın en büyük bilgisayar imalatçı firmalarından Intel ile Almanya’nın dev
program üreticilerinden SAP arasında kurulan ortaklık olan Pandesic LLC’nin
piyasaya sunduğu paket de 25 bin Dolar civarında bir fiyat etiketi taşımakta,
firmanın envanter veritabanından bilgi almakta ve müşteriye sunmaktan,
bankalarla işlemi tamamlamaya ve sevkiyatı hazırlamaya kadar hemen hemen bütün
işlemlere imkan sağlamaktadır.
Ancak biz burada, Microsoft firmasının
sunduğu paket programın uygulanmasını öneriyoruz. Microsoft, Internet’te ticaret
imkanı veren yazılımı, NT ağlarını işleten Backoffice adlı paketine entegre etme
yolunu seçmiş bulunuyor. Bu paketin 5 “client” bulunan bir ağ’ın Server
merkezine konulmasının bedeli 3 bin Dolar civarındadır. Ağ’daki client
bilgisayar sayısı arttıkça, bu fiyat da artmaktadır.
Ağ işletim sistemine entegrasyonu
nedeniyle “tek sistem-tek çözüm” ilkesi çerçevesinde bakım-oranım ve kullanımın
öğrenilmesi gibi cari harcamalarda tasarruf sağlayan Microsoft’un Internet’te
ticaret stratejisini benimsiyoruz. Microsoft Site Server Enterprise Edition adlı
bu paket, NT ağ işletim sisteminin bir parçası olarak (3 bin Dolar civarında
satılan paketin içinde) edinilebileceği gibi, Commerce Server adıyla, sisteme
daha sonradan da ilave edilebilir.
Microsoft firması, Internet’te ticareti
kolaylaştıran ve belirli bir standarta bağlayan unsurları, Microsoft Windows
işletim sistemine ve Microsoft Internet Explorer programına da
yerleştirmektedir. Özellikle yeni piyasa sürülecek Windows 98 işletim sistemi
Microsoft Wallet programını da içerecek ve bu sistemi kullananlara, ilave bir
güvenlik sağlayacaktır. Bu program kullanıcılar tarafından şu anda bile
Microsoft firmasının Web alanlarından ücretsiz edinilebilmektedir.
Microsoft’un Internet ticaret stratejisi
üç parça üzerine inşa edilmiş bulunuyor:
Server Tabanı: Microsoft’un
kullanıcılarla güvenli ve hızlı iletişim sağlamayı amaçlayan Web platformu,
Active Server Pages teknolojisine dayanmakta ve firmanın Transaction Server
programı ile bütünleşmektedir. Başka bir deyişle, Microsoft, NT ağına koyduğu
güvenlik sistemini, Web ile ilişkileri ve Web dünyasında alış-verişi düzenleyen
Server’ına da uygulamaktadır. Bu pakette firma ağ operatörünün, elektronik
mağazayı kolaylıkla oluşturmasını sağlayacak yardım ekranları vardır. Programa
yerleştirilmiş bir çok yardımcı program, firmanın Internet mağazasına reklam
alınmasını ve bu reklamların müşterinin ilk tercihiyle birlikte “müşterinin
zevkine uygun” şekilde sunulmasını sağlamaktadır. Yine Server’da yer alan
sipariş işleme kolaylıkları, firma tarafından kendi muhasebe ve sevkiyat
sisteminin gereklerine göre tanzim edilebilmektedir. Başka bir deyişle, Server,
kendi kurallarını firmaya empoze etmek yerine, firmanın her türlü işleyiş
özelliğine uygun hale getirilebilmektedir.
Ödeme: Microsoft firması Açık Ödeme
Mimarisi adını verdiği sistem üzerine bina ettiği Microsoft Wallet programını,
kullanıcının bilgisayarına yerleştirerek, ve arzu ettiği ödeme tarzını seçme
işini bilgisayar kullanıcıya bırakarak, güvenliği artırmak istemektedir. Wallet
mevcut gerçek-zamanlı ve yüzde 100 güvenli ödeme yöntemlerinden birini
seçebileceği gibi, ilerde çıkacak yeni yöntemleri de benimseyebilir. Server,
kullanıcının seçeceği her türlü sisteme açık ve Wallet’ın göndereceği onay
kodunu kabule hazırdır. Bu sistem, firma, müşteri ve banka sistemi arasında
ortak-işletim kolaylığı getirdiği gibi, müşteri açısından da firmayı kendisi ile
banka arasındaki ilişkiden çıkarttığı için ayrıca ilave güvenlik duygusu
kazandırmaktadır. Kullanıcı açısından firma sadece kredi kartının onaylandığı
mesajını almakta ve dolayısıyla satıcı firmaya kredi durumuyla ilgili,
alış-veriş açısından gerekli olmayan bilgileri vermemiş olmaktadır. Wallet
programının özellikle Windows 98 işletim sistemi ile birlikte bu sistemi
kullanan tüm bilgisayar sahiplerine verileceği düşünülürse, tüketici açısından
standart hale gelmesi beklenmelidir.
Ticaret Ortakları Programı: Microsoft
firması, Commerce Server sistemine daha geniş bir kabul kazandırmak için,
özellikle ABD’de geçerli bir firmalar arası işbirliği ve dayanışma sistemine de
öncülük etmekte, bu sistemden yararlanacak firmaların birbirleri ile işbirliğini
arttırıcı çözümler önermektedir.
Microsoft’un entegre çözümü, bilgisayar
kulanıcısına bugün Internet Explorer 4.0 ile yakında Windows 98 işletme ortamı
ile, bu örnekte olduğu gibi, hızlı ve güvenli alış-veriş imkanı kazandıran
Wallet ve Buy Now ek programlarını kazandırıyor. Bu iki program da Netscape
firmasının Internet programı ile kullanılabilmektedir. Firma ise NT ağ işletim
sisteminde mevcut Internet Information Server programına Internet Commerce
Server programını ilave etmekle yetiniyor. Bu ekle, firmanın NT ağında
Microsoft’un Commercial Internet System adını verdiği entegre sistem
oluşmaktadır. Bu sistemin bir başka yan yararı, firmanın varsa Web alanını ve bu
alanda yer alan sayfalarını, her ziyaretçinin özelliklerine göre
kişiselleştirmesine imkan sağlamasıdır. Internet’te daha iyi ticaret anlamına
gelebilecek Web sayfasının ziyaretçinin belirlenebilen veya bilinen
özelliklerine göre kişiselleştirmek, bir ölçüde bu raporun kapsamı dışında
kalmaktadır.
Özetlemek gerekirse,
-- gerek bugün mevcut (SMTP ve HTTP
gibi) Internet ve ağ iletişim protokollerinin tümünü uygulamış olması, gerekse
geliştirilmekte olan (XML ve EDI gibi) yeni bilgisayarlar arası veri alış-veriş
protokol önerilerine açık olması,
-- elektronik alış-verişe sunulan mal ve
hizmetlerin Web alanında temsilini son derece kolay ve çok az sayıda personelle
sürdürülebilir hale getirmesi
nedeniyle, Microsoft Site Server 3.0
Commerce Edition, çok kısa süre içinde piyasa payını en hızlı artıran
Internet’te ticaret yazılımı olmayı başarmış bulunuyor.
|